İyi Okumalar 🦋
_____________
~hyunjin~
Dikkatli bir şekilde yatağa geri girerek yorganı üzerime çektim ve yataktan destek alarak hala uyuyan bedeni süzdüm.
Sanki bana saatler önce hayatımın en güzel gecesini yaşatmamış gibi mışıl mışıl uyuyordu. Normalde gece boyunca yüz tane pozisyon değiştirip tüm yastıkları tekmeleyerek yere atıp uyuyan kediciğim bu sefer o kadar yorulmuştu ki kıpırdamadan uyuyordu.
Saat öğlen ikiye gelmek üzereydi. Eczaneye gitmiş krem almıştım hatta kahvaltı için bir şeyler bile hazırlamıştım ama sarışınımın uyanmak gibi bir isteği yoktu.
Yorganın altından elimi küçük bedenine doladım ve kendime doğru çekerek sıkıca sarıldım. Sıcaklığımı hisseder etmez yanağını göğsüme yasladı ve oraya sürtünerek uykusuna devam etti.
H: "Bal gibi yanaklarını yerim"
Kendimi tutamayarak içimdeki düşünceleri fısıldayarak dışa vurmuştum. O kadar tatlıydı ki ısrımamak için sürekli dişlerimi sıkıyordum. Genç yaşta dişlerim dökülecekti böyle giderse..
Dayanamadım ve yanağını göğsüme bastırıp, dudaklarını büzerek uyuyan bedenin önce yumuşak yanağına sonra da dudaklarını tüy kadar hafif öpücük kondurdum.
İyice dinlenmesi için onu uyandırmamaya özen gösteriyordum. Öyle ki içimden geldiği gibi öpücük yağmuruna bile tutmamıştım ama ne yazık ki odada yankılanan telefon sesi uyandırmaya kıyamadığım miniğimi uyandırmıştı.
Hemen arkamda komidinin üzerinde duran telefonu alarak aramaya baktım ve annem olduğunu gördüğümde sessize alarak yerine geri bıraktım.
Hala kollarımın arasında duran beden gözlerini kırpıştırarak açtı. Yarı uykulu olduğu için çok geçmeden tekrar gözlerini kapattı ve yüzünü göğsüme gömdü.
H: "Kediciğim?"
F: "Hm?"
Bana cevap verdiğinde kocaman gülümsedim. Düşündüğüm gibi uykusu geldiği için başını göğsüme gömmemişti, utandığı için saklanmaya çalışıyordu.
H: "Nereye saklandın ki göremiyorum"
Kıkırdayarak yüzünü daha fazla bastırdı göğsüme ve yorganı başının üzerine kadar çekerek saklandı. Yorganın altındaki yarı zamanlı kedime kollarımı daha sıkı sardım ve sırtını okşadım.
H: "Ağrın var mı?"
Yorganı yavaşça indirdim ve çenesini göğsüme yaslayarak gözlerime bakan iri gözlere baktım. Yorgan saçlarını uçuşturmuştu ve bu hali ile tüyleri kabarmış kediye benziyordu.
F: "Karnım ağrıyor"
Dudaklarını büzerek konuştuğunda kalbimin eridiğini hissettim. Korkunç olan şuydu ki böyle konuşarak bana istediği her şeyi yaptıra bilirdi..
Tek elim beline sarılı dururken diğer elimi karnına indirdim ve hafif baskı yaparak oraya masaj yaptım.
H: "Burası mı güzelim?"
Elimle bastırdığım yeri kastettiğimde beni onayladı ve tekrar yanağını göğsüme yaslayarak gözlerini kapattı.
Uzun bir gece geçirmiştik ve kasıklarının ağrıması normaldi. Ama masaj yaparak onu daha iyi hale getirecektim.
H: "Önce vücuduna krem sürelim sonra sana masaj yapayım tamam mı?"
F: "Sonra da yemek yiyelim"
Onu daha çok kendime doğru çekerek vücutlarımızı tamamen birleştirdim ve dayanamayarak yanağını dişlerimin arasına alıp hafif ısırdım.
F: "Yaah Hyunjin!"
Hemen başını geri çekerek çatık kaşları ile bana baktı. O bu kadar tatlı tatlı konuşurken ben kendimi daha fazla tutamazdım.
H: "Acıkmış mı güzelim"
Elini yanağına bastırarak hala bana ters ters bakıyordu. Diğer yanağını da ilk fırsatta ısıracaktım.
F: "Çok acıktım. Sen acıkmadın mı?"
Dudaklarım kulaklarıma varacak bir şekilde gülümseyerek kollarım sarılı olan bedeni saniyeler içinde altıma alarak üzerine doğru eğildim. Şaşkın bakışlarını görmek beni daha da gülümsetiyordu.
H: "Ben yemeğimi de tatlımı da gece yedim"
Yanakları anında pembeye dönmeye başladığında bakışlarını benden kaçırarak başını yan tarafa doğru çevirdi. İstediğim fırsat ayağıma gelmişti! Hemen bana taraf dönülü olan diğer yanağını da hafif ısırarak öpücük bıraktım.
F: "Ama Hyunjin ya!"
Sinirli bir şekilde küçük ellerini göğsüme bastırarak beni itmeye başladı. Ona ayak uydurup geri çekildiğimde yatakta kıpırdanarak benden uzaklaştı.
H: "Ne yani istediğim zaman ısıramayacak mıyım sevgilimi?"
Onu daha da utandırmak o kadar çok hoşuma gidiyordu ki anlatamazdım. Bana taraf döndü ve başını hayır anlamında salladı.
F: "Isıramayacaksın"
Son olarak dil çıkardığında yatakta doğruldu. Yüz ifadesinden canının yandığını anlayabiliyordum. Ben de beklemeden komidinin üzerinde duran kremi alarak yatakta ona taraf ilerledim.
Felix aniden ayağa kalktığında hemen yatakta doğrularak kendimi ona taraf attım ve kollarını beline sardım.
F: "Hyunjin.."
Bacakları titreyen küçüğümü sıkıca kavrayarak kendime doğru çektim ve yatağa geri yatırdım.
H: "Acele etme güzelim canın yanar böyle"
Dolu gözleri ile beni hemen onayladı. Sanki az önce bana dil çıkarıp gitmeye çalışan yaramaz kendisi değildi.
Önce ince bileklerindeki kızarıklıklara öpücük kondurdum sonra tişörtünü sıyırarak karnında göğsünde ve boynunda bıraktığım morluklara şefkatli öpücükler bıraktım.
Küçüğümün her morluğuna krem sürdüğümden emin olduktan sonra tişörtü indirerek kremin kapağını kapattım ve yüzüne baktım.
Öpücüklerim onu mayıştırmış olacak ki gözlerini huzurlu bir şekilde kapatmıştı. Bebek gibi görünüyordu...
Üzerine doğru eğildim ve bununa öpücükler kondurdum.
H: "Tekrar uyudu mu bebeğim?"
Başını salladığında gülümseyerek yüzünün her noktasına öpücükler kondurdum ve onun da kıkırdayarak gülümsemesini sağladım.
Odayı, kediciğimin karnının gurultusu sardığında oynaşmayı bıraktım ve küçük bebeğimi kucağıma alarak mutfağa indim.
Kahvaltılıkları zaten önceden hazırlamıştım. Sadece içecek bir şeyler getirecektim. Bu yüzden göğsüme sokulan bedeni yavaşça sandalyeye bıraktım.
Beni izleyen iri gözlerin altında kendime kahve yaptım ve Felix için de sıcak ballı süt yaparak masaya bıraktım ve yanındaki sandalyeyi çekerek oturdum.
Benim oturduğumu gören sarışınım hemen sandalyesinden inerek kollarını boynuma sardı ve kucağıma çıkarak başını göğsüme yasladı.
Meğersem dakikalardır beni izlemesinin nedeni bir an önce işimi bitirdikten sonra kucağıma gelmek istemesiymiş.. kalbim iyi değil.
Öylece boynuma sokularak sessizce bekledi. Biraz durgun gibiydi.
H: "Canın mı yanıyor?"
F: "Uyumak istiyorum"
Saçlarına yumuşak öpücükler kondurdum ve bana sokulan bedenini kucağımda çevirerek sırtını göğsüme yaslamasını sağladım. Böylece masayı rahat görebiliyordu.
H: "Önce yemeğini ye sonra birlikte sarılıp dinlenelim tamam mı?"
Başını sallayarak süt dolu bardağı eline aldı ve sırtını sanki koltukmuşum gibi göğsüme yaslayarak sütünü içti.
Gece beni delirten kişiyle şu an süt içen kişi aynı olamazdı...
Telefonumun çalma sesi tekrar etrafı sardığında masada duran telefonumu aldım ve arayan kişiye bakarak derin bir nefes aldım.
Ailem beni sık sık aramazdı. Ve eğer beni bu kadar çok arıyorlardısa bunun arkasında başka nedenler var demekti.
Her ne kadar aramalarını cevaplandırmak istemesem de sırf cevap vermedim diye evime gelme ihtimalleri vardı. Huzurumuzun kaçmasını istemiyordum.
Bu yüzden telefonu cevaplayarak kulağıma doğru götürdüm.
H: "Efendim"
"Annen bu kadar mı değersiz senin için? Neden açmıyorsun?"
Onun göremeyeceğini bildiğim için rahat bir şekilde gözlerimi devirdim. Bunu yaptığımı bildiğine emindim..
H: "İşim var anne çabuk söyle"
Telefonun ardından derin bir iç çekil sesi duyuldu.
"Babanın şirket ortağının kızı Japonya'dan geliyormuş. Seninle tanıştırmak istiyorlar. Hangi gün müsaitsin"
Gözlerim kucağımda göğsüme yaslanmış uslu bir şekilde, yanaklarını doldurarak sandiviç yiyen bedene kaydı. Benim tüm hayatım Felix olmuştu...
H: "Zamanım yok anne. Aynı böyle ilet onlara"
Cevap vermesini beklemeden telefonumu kapattım ve daha fazla arama almamak için uçak moduna alarak masaya geri bıraktım.
Tüm haftasonumu küçük bebeğimle geçirmek, sadece onunla ilgilenmek istiyordum. Hatta en kısa zamanda ikimiz için tatil ayarlasam çok daha güzel olurdu.
H: "Felix, seni seviyorum"
_______________
Dadlu







