İçeriğe geç

CatLix / HyunLix

Bölüm 14 · 6 dk okuma

CatLix / HyunLix

Bölüm 14

🐾

İyi Okumalar 🦋

___________

H: "Delirteceksin beni"

Hyunjin karnındaki yumuşaklığı okşayarak işlerine devam ederken, Felix de güvenli alanında sıcacık bir şekilde uyuyordu.

...

"Felix güzelim gel buraya"

Felix duyduğu tanıdık sesle etrafına bakınmaya başladığında bir anda karanlık olan dünyası aydınlanmıştı.

Kulaklarında atan kalbini aldırmadan delice etrafında dönüyor, tanıdık sesin sahibini bulmaya çalışıyordu.

Bomboş, sadece kumlarla çevrili olan bir sahradaydı sanki. Kızıla boyanmış güneş ve onun ışıkları altında kavrulan kum taneciklerinden başka bir şey yoktu.

"Felix buradayım"

Küçük beden dağılmış sarı saçları ile durmadan etrafına bakınıyordu ama kesinlikle hiç kimse yoktu.

Sonunda etrafına bakınmaktan yorulup nefes nefese kaldığında durmuş ve ellerini dizlerine yaslayarak soluklanmıştı.

"Buradayım hemen arkanda"

Felix derin derin soluklanarak tekrar belini dikleştirmiş ve arkasına dönmüştü. Sonunda sesin sahibini gördüğünde kocaman tüm dişleri gözükecek, gözleri sonuna ladar kısılacak şekilde gülümsemişti.

"Hyunjin"

Sarışın olan kollarını açarak hızlı adımlarla büyüğüne doğru koşuyordu. Hyunjin ise aynı Felix gibi gülümseyerek kollarını açmış küçüğünün kollarının arasına koşmasını bekliyordu.

Küçük beden bir anda farkettiği şeyle adımlarını yavaşlatmış ve yavaş yavaş dolan gözleri ile Hyunjin'i izlemişti.

Hyunjin, uçurumun kenarında duruyordu. Öyle ki azıcık esecek sert rüzgar bile onun düşmesine neden olabilirdi.

"Hyunjin düşeceksin"

Felix avazı çıktığı kadar bağırsa da büyüğü kıpırdamadan öylece kollarını açmış duruyordu.

"Hyunjin korkuyorum"

Sarışın beden artık gözlerinden yaş süzülerek hızlı hılzı ilerliyordu Hyunjin'e doğru ama ayağı kumların içine sıkıştığı için adımları giderek zorlaşıyordu.

Hyunjin öylece Felix'in ona ulaşmasını beklerken küçük beden sıkışan kalbi ve ağırlaşan adımları ile ne yapacağını bilemiyordu.

Artık dizlerine kadar kuma gömüldüğünde Hyunjin'e varmasına sadece birkaç adım kalmıştı ama vücudundaki tüm güç çekilmişti. Bırak adım atmayı nefes alacak gücü bile yoktu.

"Felix.."

Hyunjin elini uzatarak biraz ötesinde kumlara yığılmış bedene ulaşmaya çalıştığında Felix gözlerinden süzülen yaşlarla, zorla da olsa elini havaya kaldırmıştı.

Belki nefessizlikten ölmezdi ama eğer o ele ulaşamazsa ölecekmiş gibi hissediyordu.

"Hyunjin.."

Küçük beden kırmızı gözlerini kaldırıp büyüğüne baktığında gözlerine dolan kumlar yüzünden refleks olarak kendisini geriye atmıştı.

Rüzgar öyle bir esmişti ki tüm kumlar etrafa saçılmış gözleri açamayacak derecede fırtınaya neden olmuştu.

Kısa süren fırtınanın ardından ise yakıcı güneş kendi sıcaklığını acımasızca yeryüzüne bırakıyordu.

Felix, kum dolu gözlerini zorlukla açmıştı karşısındaki ele tutunmak için ama karşısında artık Hyunjin yoktu.

Uçurumdan düşme korkusu bedenini zehir gibi sararken sevdiği adamın ismini avazı çıktığı kadar bağırmak istiyordu ama ne kadar ağzını açsa da ufak bir çığlık bile çıkaramıyordu dudaklarından.

Hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti...

...

Felix aniden gözlerini açıp etrafına bakındığında hala nefes almakta zorluk çekiyordu. Hem ağzından hem de burnundan nefes almaya çalışsa da bu yeterli gelmiyordu.

Üstelik etrafı karanlık olduğu için hiçbir şey görememesi onu daha da korkutuyordu. Odasında yalnızdı ve az önce gördüğü kabus buz tutmasına neden oluyordu.

En son akşam Hyunjin'in kucağında uyuduğunu hatırlıyordu ama anlaşılan sonrasında Hyunjin onu giyindirmiş ve yatağına kadar taşımıştı.

Akşam erken uyuduğu için saat gece bir falan olmalıydı havanın zifiri karanlık olmasına bakılırsa.

Küçük beden rüyanın verdiği korkuyla titreyen elleri ile yatağa tutunmuş ve ayağa kalkmıştı. Ne kadar rüya olduğunu kabullenmeye çalışsa da gözlerinden akan yaşları durduramıyordu.

Onun için fazlasıyla etkileyici bir rüyaydı..

Karanlık yüzünden bir yere çarpmamak için elleri ile havayı yoklayarak dikkatli adımlar atıyordu. Sonunda kendi odasından çıktığında zaman kaybetmeden odasının hemen yanında olan Hyunjin'in odasına girmişti.

Rüyasında ulaşamadığı bedene ulaşabilmek için acele ettiğinden kapıyı bile çalmadan içeri dalmıştı.

Normalde karanlıkta görüş açısı iyi olurdu hiç bu kadar zorlanmazd ama şu an korktuğu için yetenekleri de kaybolmuştu.

Küçük beden telaşlı bir şekilde odanın içinde yürürken sandalyeye çarpacağını düşünmüyordu. Hızlı adımlar atarken göremediği sandalyeye takılmış, sandalyenin de kendisinin de yere düşmesine neden olmuştu.

Hyunjin duyduğu gürültü ile yeni daldığı uykusundan korkarak uyanmış ve hemen başucunda duran lambayı yakarak odanın loş ışıkla aydınlanmasını sağlamıştı.

H: "Felix?"

Büyük beden beklemeden hemen aceleyle yataktan çıkmış ve kolları altından tutarak Felix'i dikkatlice kaldırmıştı.

H: "Güzelim iyi misin?"

Hyunjin kendisi yere oturduktan sonra Felix'i kolları arasına çekmiş ve kucağına oturtarak sıkıca sarılmıştı.

Gece Felix'i yatağa bıraktıktan sonra biraz da odasında çalışmıştı yarına iş kalmaması için ve uykusu geldiği için sandalyeyi yerine çekmeden direkt yatağa girmişti ve şimdi buna çok pişmandı.

Küçük beden cevap vermek yerine şiddetli bir şekilde ağlamaya başladığında Hyunjin ne yapacağını şaşırmıştı. Çok kötü düşmüş hatta bir yerini yaralamış olduğunu düşünüyordu. O yüzden Felix'in üzerini kontrol ediyor, yara arıyordu.

H: "Nereni çarptın? Neren acıyor bebeğim?"

Felix titreyen elini kaldırmış ve küçük yumruğunu Hyunjin'in omzuna vurmuştu kendince sert bir şekilde.

F: "Senin yüzünden sen yaptın"

Büyük beden anlamaz bir şekilde loş ışık altında güzelinin yüzüne bakmıştı.

F: "Tüm gün iş yaptığın için benimle ilgilenmediğin için kötü rüya gördüm"

Küçük beden tekrar yumruğunu çıplak omuza vurmuştu bir taraftan için için ağlayarak.

F: "Hepsi senin yüzünden. Rüyamda da bıraktın beni"

Hyunjin gülümseyerek omzunda duran eli indirmiş ve kucağındaki bedeni biraz daha kendine doğru çekerek sıkıca sarılmış burnunu boynuna gömmüştü.

H: "Özür dilerim miniğim özür dilerim"

Felix de bir şey demeden kollarını Hyunjin'in çıplak beline sarmış ve başını omzuna yaslamıştı.

F: "Tutmadın elimi"

Hyunjin yavaşça tek elini ince belden çekmiş ve Felix'in elini kendi avuç içine alarak sıkıca tutmuştu.

H: "Kötü bir kabustu geçti güzelim bak artık tutuyorum"

Felix titrek bir nefes alarak burnunu çekmiş ve başını Hyunjin'in omzundan kaldırarak dolu gözleri ile onun gözlerinin içine bakmıştı.

Hyunjin'in belinde duran ellerini kaldırarak onun boynuna sarmış ve burnunu büyüğünün boynuna gömmüştü.

F: "Affetmeyeceğim"

Hyunjin gülümseyerek boynuna sürtünen yumuşak saçlara öpücükler kondurmuştu. Felix ise öpücüklere kanıp yumuşamamak için hemen başını kaldırmış ve çatık kaşları ile Hyunjin'e bakmıştı.

Büyük olan ise Felix'in aksine gülümsemiş ve burnunu küçük buruna sürtmüştü. Anında Felix'in bakışları yumuşarken Hyunjin de dudağının kenarından gülümsemeden edemiyordu.

Başını hafif yana eğerek yüzlerini biraz daha yaklaştırmış ve bakışlarını Felix'in bakışlarına çıkararak gözlerine bakmıştı.

İkisinin de nefesleri birbirlerinin dudaklarına çarparken küçük olan tekrar kalbinin az önceki gibi atmaya başladığını hissediyordu.

Hyunjin, Felix'in belinde duran ellerini sıkılaştırmış ve biraz daha yaklaşarak kiraz dudaklarla birleştirmişti dudaklarını.

Gözleri otomatik olarak kapanırken öylece yumuşak dudaklara bastırdı kendi dudaklarını. Boynuna sarılı olan ellerini sıkılaştığını hissettiğinde ise hafif geri çekilmiş ve bakışlarını tekrar küçüğüne çıkararak yoklamıştı onu.

Felix'in gözleri loş ışık altında en güzel yıldızlardan bile daha parlak görüniyordu şu an.

H: "Affettin mi?"

Felix daha şoku üzerinden atlatamadığı için dudaklarını aralayıp konuşacak gibi değildi. O yüzden başını hafifçe hayır anlamında sallamıştı.

Hyunjin ise mesajı aldığında tekrar dudaklarını dolgun dudaklarla buluşturmuş bu sefer dudaklarını aralayarak Felix'in alt dudağını dudakları arasına almıştı.

Boynuna sarılı olan kollar daha da sıkıştığında küçüğünün heyacanlandığını çok iyi anlıyordu. Bu yüzden ağır hareketlerle dudakları arasındaki dudağı emerken eliyle de ince beli okşuyordu.

Felix biraz daha Hyunjin'in kucağına doğru ilerleyip kendini ona bastırdığında büyük olan hareketlerini hızlandırmış ve bu sefer üst dudağı almıştı kendi dudakları arasına.

Sarışın olan ise artık küçük hareketleri ile büyüğüne ayak uydurmaya çalışıyordu. Hyunjin ustaca onun dudaklarını tahriş ederken Felix Hyunjin'in alt dudağını minik minik emiyordu.

Tabi bu hareketinin büyüğünü ne denli tahrik ettiğinden habersizdi.

Hyunjin üst dolgunluktan sesli bir şekilde ayrılıp tekrar alt dudağı dudakları arasına aldığında Felix biraz başını kaldırmıştı Hyunjin'in üst dudağına ulaşabilmek için.

Küçük beden büyüğünün üst dolgunluğunu küçük hareketleri ile emmeye başladığında Hyunjin dayanamayarak Felix'in belinde duran tek elini onun çenesine sarmıştı küçük olanı daha fazla kendine yaklaştımrak için.

Ama Felix anında acıyla büyüğünün ağzına inlediğinde Hyunjin geri çekilmiş ve endişeli bakışlarla sarışınına bakmıştı.

Hyunjin'in aksine nefes nefese kalan küçük beden çenesindeki acı yüzünden yüzünü buruşturuyordu ama bir taraftan da Hyunjin'in dudaklarından ayrılmak istemiyordu.

H: "Canın mı yandı?"

Felix kırmızı yanakları ile Hyunjin'i onaylamış ve eli ile Hyunjin'in eli sarılı olan çenesini göstermişti.

Hyunjin ise hemen elini küçüğünün çenesinden çekerek oradaki küçük morluğa bakmıştı. Düştüğünde çenesini çadpmış olmalıydı.

Büyük beden eğilerek küçük morluğa tüy kadar hafif bir öpücük bırakmış ve kucağında miniği ile ayağa kalkarak odanın ışığını yakmıştı.

H: "Hemen krem sürelim yarana"

______________

Öpüştürdüm.

Farkettiyseniz bir ara öpücük çığırından çıktı sikişe dönüyordu zor çevirdim sşdöwşföelmfeşöf

Neyse o günler de pek uzakta değil gibi 🏎️

Ya bi Hyunjin'in ayı gibi vücuduna bakın bir de Felix'in ince vücut hatlarına 😭😭. Çıldıracağım 😭😭😭

Bölüm sonu

42 yorum