"Kayboldum."
Genç oğlanın utana sıkıla söylediği şeyle Chan hafifçe gülmüştü.
"Adın ne bakalım huysuz?"
"Huysuz mu? Hah! Sensin be huysuz!"
"Tamam o zaman sadece sana yardım edeyim. Biraz daha konuşursak birbirimizi boğacağız."
"Gerek yok. Kaybolmadım ben bulurum yolumu, sana da ihtiyacım yok!"
Minho bir hışımla arkasını dönüp yürümeye başlamıştı. Hiç düşünmeden bir yola saptı. Bu sırada Chan ondan hızlı davranmış önüne geçmişti.
"Ordan değil yanlız."
Minhoyu dinlemeden diğer yöne doğru yürümeye başlamıştı siyah saçlı oğlan.
Minho ise göz devirerek takip etmişti chanı. Bir metre arayla yürüyorlardı, Minho elleri cebinde chanı takip ediyordu. Aralarındaki sessizlik gergin bir atmosfer yaratıyordu. Chan bundan rahatsız olup konuşmaya başladı.
"Ben Chan bu arada"
Minho sadece kısa bir bakış atmış ama cevap vermemişti.
"Ben chan."
siyah saçlı oğlan bu sefer gülümseyerek söylemişti bu sefer, ama Minho cevap vermeyi tercih etmiyordu.
"Benim adım da diyorum cha-"
"Anladık onu."
"E cevap ver o zaman."
"Ne dememi bekliyorsun?"
"Adını söyle mesela."
"Ne meraklısın sende. Minho.. adım Minho."
"Minho.... Mini mini minho komikmiş."
"Neresi komik. Kilise chanı seni"
"Asıl bunun neresi komik?"
Chan içten içe mutluydu. Amacı minhoyu konuşturmaktı ve biraz olsun başarabilmişti.
"Bu arada doğru yolun burası olduğuna emin misin? Benim evimin nerde olduğunu bile bilmiyorsun. Yoksa beni öldürmeye mi çalışıyorsun seni pislik!"
"Evinin nerde olduğunu biliyorum daha doğrusu tahmin ediyorum diyelim."
"Nasıl oluyormuş o. Sapık filan mısın? Her yerde karşıma çıkıyorsun zaten."
"Hayır. Sadece ben bu kasaba da olan herkesi tanırım. Geçen birilerinin beyaz bahçeye taşındığı söylemişlerdi. Seni de bugün ilk kez gördüm ve büyük ihtimalle taşınan sizdiniz. O yüzden."
"Beyaz bahçe mi?"
"Bilmiyor musun? Taşındığınız eve beyaz bahçe deniyor."
"Yanlız beyaz olan ev bahçe değil?"
"Oranın eski sahibi yaşlı bir kadındı. Yaşlı olmasına rağmen bitkilerle çok iyi ilgilenirdi. Bahçesinde bir sürü beyaz gül vardı. Hatta herkes o bahçeye çok özenirdi, ama sonra o kadın ölünce çiçekler soldu bahçede çamura döndü.
Ama beyaz bahçe denmesinde evin beyaz olmasının payı da vardır herhalde."
"Gereksiz bilgi verdin."
"Sende çok sıkıcısın ama biraz konuşsan olmuyor mu ama?"
"Eve ne kadar kaldı?"
"Karşıda."
Minho Chanın gösterdiği yere baktı ve derin bir nefes çekti. Sonunda gelebilmişlerdi. Biraz daha yürürlerse bu çocuk nutuk yazacaktı.
"Bir ara sana buraları gezdireyim. Bir dahakine kaybolma."
"Evden çıkarsam da beni görürsen bakarız."
Daha sonra çocuğun bir şey demesine bile izin vermeden eve doğru yürümeye başlamıştı. Beyaz bahçe diye düşündü içinden Minho. Ne garip bir isimdi...
