01/06/2025
O sabah hayatında ki en garip uyanışı yaşadı Minho. Genelde alarma bile ihtiyaç duymadan öğlene kadar uyurdu. Zaten alarm kursa bile hiç umursadığı yoktu. O gün dışarda ki horoz sesleri ile uyanmıştı. Tabi hayatında ilk kez horoz sesi duyunca ilk başta ne olduğunu kavrayamamış sonra Hyunjin'in kınamalarıyla ondan öğrenmişti. Hayattan bıkmış bir çocuktu Minho. Kendi ile ilgili hiçbir beklentisi olmayan biriydi. Sadece yaşamak için yaşıyordu nerdeyse. Kendisinin düşündüğü gibi başkalarının da bir beklentisi yoktu ondan. Tabi Hyunjin dışında, o sadece Minho'nun hala çocuk ruhlu olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden genç oğlanı büyütmekte ona düşmüştü.
Hyunjin elinden geldiğince daha yerleşmemiş eşyalarla kahvaltı hazırlıyordu. Minho ise hala ona garip gelen horozları inceliyordu camdan. Hayatı boyunca şehirde yaşayınca horozları sadece hikayelerde duymuştu. Hayalinde ki horozlar bu kadar şey değildi...….kirli. Önceki gece yağmur yağmıştı. Bu yüzden her yer çamurdu.
"Kahvaltı yapmayacak mısın?"
"Geliyorum tamam"
Minho pencereden ayrılıp Hyunjin'in yaptığı rastgele bir eşya kutusunun üstüne oturarak arkadaşının yaptığı sandviçi yemeye başladı."Bugün ne yapmak istersin?"
Elinde ki sandviçten bir lokma daha alırken arkadaşının söylediği şeyle ona yan bir bakış atmıştı genç oğlan.
"Düzenlenecek bir tek mutfak kaldı. Ondan sonra biraz alışveriş yapmayı planlıyorum. Bugün kasabanın merkezinde pazar kuruluyormuş, sende gelsene."
"Pazar mı? Hangi devirde yaşıyor bunlar? Hem bugün pazar kurulduğunu sen nerden biliyorsun? Daha dün geldin buraya. "
"Dün öğrendim işte. Dün buradan geçen bir yaşlı ile sohbet etmiştik. Taşınırken kamyonu görünce hoş geldiniz dedi."
"Hoş bulmadık ama neyse."
"Kendi adına konuş. Hadi Minho hem yürüyüşe çıkarız. Yeni insanlarla tanışabiliriz."
"Tamam gelirim, sanki rüyalar ülkesine geldik de."
Elinde ki sandviçin son lokmasını ağızına atıp kalkarken arkadaşını uyardı hyunjin.
"Söylenmesene Minho."
-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-
Hyunjin önde Minho arkada kasaba merkezine doğru yürüyorlardı. Hyunjin yoldan geçenlere selam verip güler yüzlü davranıyordu. Minho ise sadece arkadaşının fazla sıcak kanlı olduğunu düşünüyordu. Yağmurun ardından güneş doğduğu için gökkuşağı çıkmıştı. Hava güzeldi, insanlar mutluydu ve bu Minho için oldukça can sıkıcı bir durumdu. Her gün mutlu olmak için bir neden bulabiliyorlar mıydı?
Minho gökkuşağına bakıp sonunun olup olamayacağını düşünürken biri ile çarpıştı. Omzuna çarpan kişi ile sadece sendelemişti ama karşısındaki kişinin elindeki poşet yere düşmüştü. Düşen poşet ile yere dökülen elmalara baktı Minho, karşısındaki kişinin özür dilemesini bekliyordu. Ama karşısındaki çocuk da aynı şeyi bekliyor olmalı ki kaşlarını çatmış Minho'ya bakıyordu.
Elmaların yere düşmesinden çıkan ses ile Hyunjin de arkasını dönmüştü. Minho dayanamayıp çocuğun üzerine yürümeye başladı.
"Özür dilesene."
Çocuk da geri durmayıp Minho'ya bir adım attı.
"Önüne bakmayan sendin."
"Bana çarpan da sendin."
Çocuğun arkasında duran ve Minho'nun tahminince arkadaşı olan çocuk olayın iyiye gitmediğini fark edip arkadaşını kolundan tutmuştu.
"Abartmayın Chan. Sadece bir kaza."
"Ama onun suçu olmasına rağmen hala laf atıyor."
Minho'nun çocuğa vurmaya yeltenmesiyle Hyunjin arkadaşını yakalayıp kendine çekmişti. Hemen yere dökülen elmaları geri poşete doldurup adının chan olduğunu öğrendiği çocuğa uzatmıştı Hyunjin.
"Pardon, arkadaşım kötü bir gün geçiriyor da."
Daha sonra Minho'yu ittirerek yürümeye zorlamıştı.
"Dalga mı geçiyorsun Minho, birileriyle tanışalım derken bunu kastedmiyordum. Hem çocuğun arkadaşını görmedin mi? Kavga çıkarsan ikimizide tek başına döverdi."
Minho bir yandan Hyunjin'in söylenmesini dinlerken bir yandan o çocuğu kesinlikle dövmesi gerektiğini düşünüyordu.
<<>>
"Yeni gelmişler belli. Bir de bunlarla uğraşacağız."
"Aman sende çocukla çocuk oluyorsun Chan."
"Çocuk mu? Arkadaşı tutmasaydı bana vurmaya çalışıyordu Changbin."
"Tamam haklısın devam böyle. Hem sen atlara elma vermeye gitmiyor muydun?"
"A evet. Sende gelsene."
"Yok annem erken gel kümesi tamir et dedi. Geçen tilkiler saldırmıştı."
"İyi o zaman sonra görüşürüz."
Arkadaşına kafa sallayıp yürümeye devam etti genç oğlan.
