Beni gören gökdeniz aniden bana sarılınca kolum ağrıdı. Kısık sesle nledim. Gökdeniz benden ayrılarak "abla koluna ne oldu?" Dedi. Kolumu yeni farketmişti.
"nehir, iyi misin sen? Nerdeydin? Nasıl oldu bu?"
ikisine bakarak ne söylesem diye düşünürken hayru "gel otur önce." Dedi.
birkaç saattir göremediğim koltuklarımı özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi.
"Markete giderken ayağım taşa takıldı düştüm. Sonra biri ambulansı aradı falan öyle hastaneye gittim alçı taktılar koluma. Önemli bişey değil yani." Elimdeki poşeti yere bıraktım.
"İyisin ama değil mi? Bir ağrın falan yok?"
"yok yok iyiyim." Gökdenize dönüp "ben yokken ne yaptınız bakalım?" Dedim gülerek.
"Ödevlerime yardım etti, yapboz yaptık bir de yemek yedik." Kulağıma yaklaştı. "Hayru abla senin kötü yemek yaptığını söyledi. Kendisi daha güzel yapıyormuş."
hayru telaşla "demedim ben öyle bir şey" Dedi.
"Aynen aynen inandım ben de zaten." Elimle muftağı gösterdim. "Madem o kadar güzel yemek yapıyorsun, hünerlerini göster bakalım."
ayaklanıp "istediğiniz bir şey var mı?" Dedi.
ben başımı iki yana sallarken gökdeniz konuştu. "Kıymalı ıspanak yemeği yapar mısın hayru abla?"
hayru gökdenizin yanağını sıkıp "yaparım tabi" diyerek mutfağa gitti.
"ben de bi gideyim yanına şimdi dağıtır falan bu halimle uğraşamam bir de."
gökdeniz gülerek başını salladı. Oturdum yerden kalkarak mutfağa gittim. "Gelebilir miyim şef hanım."
güldü. "Gel tabii"
buzdolabını açarak ıspanakları çıkarttım ve tezgaha koydum ama poşetinden çıkaramadım. "Sen yorulma hallederim ben." Dedi.
"yorulmam ben merak etme beni. Birlikte yapalım." Dedim ve buzluktan kıymayı çıkardım.
hayruya baktığımda ıspanakları poşetten çıkarıp bol suyla yıkamaya başlamıştı. "Nasıl oldu kolun?"
"iyi şuanlık." Dedim. Bana dönüp 'salak mısın' der gibi bir bakış attı.
"Kolunu nasıl kırdın yani?"
"anlattım ya."
"Attığın yalana inanmamı beklemedin değil mi?"
ne yalan söyleyim beklememiştim çünkü hayru benim yalan söyleyip söylemediğimi çok iyi anlıyordu.
"yalan değildi." dedim.
"nehir, taşa takılıp düştüğünü söylüyorsun ve kolun kırılıyor. Eyvallah. hastaneye gttin, ona da eyvallah ama 4 saat boyunca orda kalmanın bir anlamı yok. Nerdeydin?" Elindeki ıspanakları bırakarak bana döndü. "bir şey mi oldu? Bana anlatabilirsin."
arkasında kalan camdan iki saniyeliğine dışarıya baktım ardından hayruya dönerek konuştum. "Olmadı bir şey." Dedim.
"Neyse kokusu çıkar yakında." Diyerek ıspanakları kuru bir yere koydu ve buz tutmuş olan kıymayı poşetinden sıyırmaya başladı. "Kolun iyileşene kadar burda kalacağım."
"sen nasıl istersen." Diyerek sıyırdığı poşeti alıp çöpe attım.
hayru benden bir yaş büyüktü diş hekimliğini bitirmişti ve şuan kendi kliniğinde çalışıyordu. Biz tanışalı ise 8 yıl olmuştu. Bu yüzden birimiz diğerinin evinde kalacaksa izin almıyordu sadece kalacağımızı söylüyorduk ve yetiyordu. Annesi onu doğururken ölmüştü babası da silahlı saldırıda vurulmuştu. Abisi ise şuan farklı bir şehirde çalışıyordu.
yemek yapma işi bittiğinde saat 9 civarı olmuştu. gökdeniz "abla benim uykum geldi. İyi geceler size." Dedi.
önce ben ardından hayru "iyi geceler." Dedi. Gökdeniz iki adım atmıştı ki bir şey unutmuş gibi bize döndü ve yanağımdan kocaman öptü. Aynı öpücüğü hayruya da atıp gitti.
"ben yiyeceğim bu çocuğu yaa! Çok tatlı!" Dedi hayru.
"benim kardeşim çünkü..." tam bana çekti diyecektim ki sözümü kesti.
"sen tatlı değilsin ama." Dedi ters ters bakarak.
kaşlarımı çattım "öyle mi?"
ciddiliğini bozup gülmeye başladı ardından kocaman sarıldı bana "şaka yaptım kız! İnanmadın değil mi?"
o nasıl beni mimiklerimden anlıyorsa ben de onu anlayabiliyordum.
"saçmalama, tabiki inanmadım!" Tek kolumla ben de ona sarıldım. "Neyse yeter bu kadar. Film izleyelim mi?"
"olur." Dedi benden ayrılarak.