"benim bi işim var da bi gökdenizin yanına gider misin? Merak etmiştir beni." Dedim.
"olur giderim yanına, sen gelene kadar da yanında dururum. Merak etme." Dedi.
"kapıyı çaldığında seslenmeyi unutma, biliyorsun diğer türlü açmıyor kapıyı."
"tamamdır bebeğim orası bende sen hiç merak etme."
"sağ ol hayru."
"dostlar bugünler içindir. Senin ne işin çıktı?"
"gelince anlatırım."
"ne zaman biter işin?"
önce haktana baktım daha sonra diğerlerine baktım ardından tekrar haktana bakarak "en kısa zaman da bitirip geleceğim." Dedim. "Şimdi kapatmak zorundayım sonra yine ararım seni, görüşürüz bir tanem."
"görüşürüz nehir akan." Dedi ve gümeye başladı.
adımın nehir ve soyadımın da akan olması benim suçum değildi!
"kapat hayru!" Dedim ve kapattım. sinirle telefonu haktana uzattım. "Al."
telefonumu aldı ve cebine attı. Kahkaha sesi gelince direkt gökhana döndüm. Gerizekalı!
sağlam olan kolumu kaldırarak elimi salladım. "Hayırdır?"
"arkadaşın en son nehir akan dedi ya ona güldüm." Dedi hala arsızca gülerek.
doktora dönerek "artık şu koluma alçı yapın da gideyim ben yoksa tansiyonum falan da çıkacak! Komalık olacam sonra!" Dedim.
doktor önce haktana baktı ardından bana "buyrun" dedi.
kapıya doğru yürürken topalladığımı gören doktor "topalladığını niye söylemedin?" Dedi.
"alçımı yapın ve gideyim."
"haktan sen nasıl vurdun şu kıza. Nehir gibi güzelliği hiç mi görmedin be koçum."
haktan ensesine vurarak iteledi. Ve bu gerizekalı da koluma çarptı!
acıyla bağırdım. "Ne yapıyorsun aptal!"
"ben çok özür dilerim. Hepsi haktanın yüzünden oldu!" Derken koluma dokunacaktı ki geri çekildim.
"mümkünse benden uzak dur! Yaşamak istiyorum!" Sinirle ve evden çıktım.
karşımda üç tane araba vardı. En gösterişli haktan mahlukatınındır deyip ona doğru yürüdüm fakat gökhanın bana doğru geldiğini görünce ters bakışlar atarak oradan ayrıldım ve haktanın yanına gittim.
"dönüp geleceğin yer kürkçü dükkanıdır." Dedi mal mal sırıtarak.
"onla karşılaşmadan 2 saniye önce senle karşılaştım diye kürkçü dükkanı mı oldun yani?" kapıyı açarak arabaya bindim.
doktor da gökhanın arabasına binince onlar önden biz arkalarından gidiyorduk.
sessiz bir yolculuk olacağını sanıyordum. Ta ki ben konuşana kadar.
"peşindeki adamlar kimdi?"
dönüp kısa bir an baktı bana ardından önüne döndü. "bundan kimseye bahsetme. Unut onları."
"niye? Söylersem ne olur ki?"
belki bunu kullarak kurtulabilirdim.
"hele bi söyle o zaman görürsün ne oluyor! Uygulamalı hemde!" Kısa bir an yine bakıştık.
itiraf etmeliydim evet gözleri güneşte daha güzeldi ama şuan korkutucu gözüküyordu.
"sadece merak etmiştim." Dedim sahte masumlukla.
"etme!"
ağzımdan sessizce bir "tamam." Kelimesi çıktı. Cama yaslanarak yolu izledim.
kliniğe geldiğimizde daha doğrusu evdi burası! arabadan indim. Diğerleride inince doktorun yanına gittim. "Kliniğe gideceğimizi söylemiştiniz?"
"kliniğim burası zaten. Biliyorum ev gibi gözüküyor ama hastalarımın rahatlığı benim için daha önemli." Dedi doktor bey.
doktor önden giderken bende arkasından gidiyordum. Evi yani kliniği... klinik olan evi incelerken ne ara yanıma geldiğini anlamadığım gökhan çeneme dokunarak "kapat ağzını sinek kaçacak." Dedi.
kendimi geri çekerek ters ters baktım. "Hayır yani sinek ölecek, yazık olacak. Anası babası halası dayısı falan üzülür yani bunun vebalini almak isteyeceğini düşünmüyorum." Dedi.
"çok konuşuyorsun, canımı sıkıyorsun." Diyerek daha hızlı yürüdüm.
arkamdan konuştuğunu duydum. "Hako bu kız fena ha! Nerden buldun da çarptın şu sıyırık kafaya?"
gökhana dönüp ters ters baktım ve doktorun ardından ben de eve girdim.