İçeriğe geç

Çarpışma

Bölüm 25 · 3 dk okuma

Çarpışma

Bölüm 25

24. Bölüm

"Nehir?" Dedi şaşkınlıkla.

"Gökhan?" Dedim ben de aynı şaşkınlıkla.

"Nehir?" Dedi tekrardan. "Bunu daha önce sormuştum değil mi?" Diyerek güldü ve ardından "Senin burda ne işin var?" Diye sordu.

"Asıl senin burda ne işin var gökhan?"

"Şirket haktanın ve ben de haktanın arkadaşıyım ya hani, sence de burda olmam normal değil mi?" Dedi gülerek.

"Doğru," diyerek ben de gülmeye başladım. "Ben asistanlık için gelmiştim. Haktanın odasına gidecektim ama asansörü bulamadım. Nerde?"

"Gel birlikte gidelim, ben de yanına uğrayacaktım zaten." Dedi.

"Olur." Dediğimde arkasnı döndü ve arkadaşına bir şeyler söyleyip tekrar bana döndü. Birlikte asansörün olduğu yere doğru giderken "sana güzellik dediğimi haktana söylemezsin değil mi?" Dedi.

Bu dediğine anlam veremedim ama gülerek başımı yukarı kaldırarak konuştum. "Yok yok, merak etme sen."

Elini kaldırıp sırtıma vuracaktı ki geri çekildim. "Ciğerimi seviyorum."

"Tamam ya korkma." Dedi sırıtarak.

Kaşlarımı çattım. "Senden korkan senin gibi olsun!" Diyerek çıkıştım.

Asansörün önüne geldiğimizde şansımıza asansör olduğumuz kattaydı. Düğmeye bastığımda kapı açıldı ve içeriye girdik. Peşimizden de iki üç kişi binmişti.

Allahtan asansör genişti!

"Yani benim gibi mükemmel olmak istiyorsan kork tabi benden. Bir bahaneyle mükemmel bir insana dönüşürsün." Dedi kendini bilmiş şey.

Aynadan kendime bakıp saçlarımı düzeltirken gökahana döndüm. "Ben zaten mükemmelim. Senin mükemmelliğin seviyemin altında kalıyor." Dediğimde son kez saçıma dokunup arkama döndüm.

Gökhan bana garip bakışlar atarken önümde olan adam gülmemek için kendini zor tutuyor gibiydi. Gözgöze geldiğimizde gülümsedi. "Afedersiniz gökhanın aşağılanması bi tık hoşuma gitti gibi oldu da ondan güldüm yani, yanlış anlamayın."

"Önemli değil." Dedim ve bende gülümsedim.

"Milletin içinde sövdürtme beni şimdi..." diye söylendi gökhan.

Gökhana dönüp birkez daha gülüp bana döndü ve elini uzattı. "Ben giray."

Ben de elimi uzatacakken gökhan kolumdan tuttu ve engel oldu. Tam o esnada asansörün kapısı açıldı ve hızla kolumu elinden kurtarıp dışarı çıktım. "Ne yapıyorsun ya!?"

"Unut bu salağı. Tanışamazsınız!" Dedi kaşlarını çatarak.

Ben de aynı şekilde kaşlarımı çattım. "Sebep? Ayrıca sana ne? Ben burada çalışmaya başlıyorum, elbette birileriyle tanışacağım." Hızla elimi gökhanın yanında duran giraya uzattım. "Nehir ben de," dediğimde uzattığım elimi sıktı. "Memnun oldum." Dedi gülümseyerek.

"Ben de memnun oldum giray bey." Dedim.

"Sen yoksa," dedi ve bana baktı şaşkınlıkla. "Haktanın asistanı mısın?"

"Evet, onun için gelmiştim."

"Ben de diyorum bu haktan niye sürekli kızları reddedip duruyor, şimdi anlaşıldı. Yani asistanları..." Dedi samimi bir şekilde gülerek.

"Yürüsene ya sen! İşin yok mu senin? Def ol!" Dedi gökhan sinirle.

"Kıskanma ayı yogi." Diyerek hızlıca yanağından makas aldı ve hızlı adımlarla koridorda yürümeye başladı. Gökhan ona ters ters bakarken "gidebilir miyiz artık?" Diye söylendim.

Bana da ters bakışlar atarak cevap vermeden önüme geçti ve odaya doğru gitti. Takip edip yanında durduğumda kapıyı çalmadan pat diye açtı.

İçerdeki ben olsam altıma sıçmıştım galiba...

Haktan, kapının aniden açılmasını normal bir şeymiş gibi sakin bir şekilde kafasını kaldırdı. Önce gökhana değdi bakışları ardından bana. Gülümsedi. "Gel nehir, hoş geldin."

Ben içeri girerken gökhan hala kapıda bekliyordu. Haktan ona dönüp "ee niye geldin yine." Dedi bezgin bir tavırla. Tekrar bana döndü "otur lütfen." Diyerek önündeki koltuğu gösterince gidip oturdum.

"Yine derken? Bıktın mı benden?" Dedi alıngan bir tavırla.

"Ne istiyorsun?" Dedi ifadesizce.

"Senin şu kuzenine bi ayar çeksen iyi olacak. Kendisi nehirin ağzının içine düşüyordu da!" Dedi gökhan.

Giray haktanın kuzeni miymiş?

Kaşlarımı çattım. "Ne diyorsun ya!? Yok öyle bir şey." Haktana döndüm. "Yalan söylüyor."

Tam haktan cevap verecekti ki tekrar konuştum. "Pardon ama size ne bana kimin düşüp düşmeyeceğinden?" İkisinede baktım.

"Bununda dili çok uzamış, buna da bir ayar çek." Dedi gökhan.

Ters ters ona baktım. "Gökhan önemli bir şey yoksa çıkar mısın?" Dedi haktan kibarlıkla ama daha çok imalı gibiydi.

Gökhan sırıtarak çıkarken haktan bana dönüp "bizim şirkette kimse birbirine asılmaz, ondan öyle dedi." Dediğinde gökhan kapıyı kapatırken "aynen asla olmaz." Dedi ve kapattı kapıyı.

"Boşver onu sen. Nasılsın? Daha iyi misin?" Dedi dünden bahsederek.

Gülümsedim. "Sayende daha iyiyim. Teşekkür ederim."

O da gülümsedi. "Sevindim o halde." Dedi ve önündeki çekmeceden birkaç kağıt çıkardı. "Eğer hala kararlıysan imzalayabilirsin." Kağıtları önüme iteledi.

"Evet kararlıyım." Dedim ve elime kalem alıp imzalamaya başladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.