"Ne? Nasıl yani?" Bunu beklemediği belliydi.
"Asistanın olmayı kabul ettim." Dedim tekrardan.
Canıma susuyordum galiba?
"Ben, o kadar dil döktükten sonra bu işten vazgeçersin diye düşünmüştüm."
"Kızmadın mı?" Diye sordum kaşlarımı kaldırarak.
"Kızdım. Ama ben buna değil, o kadar şey yaşadığın halde bana haber vermemene kızdım. Bana yalan söylemene kızdım. Yapma bunu bir daha."
"O an benim için endişelenmeni istemedim çünkü."
"Evet endişelenirdim çünkü o adam tehlikeli tıpkı karan gibi."
"Karan gibi değil o."
"Sen niye bu haktanı sürekli övüp duruyorsun? Tehdit mi ediyor seni? Bak kimse yok burda söyleyebilirsin bana gerçekleri." Kaşlarını çattı.
Göz devirdim. "Hayır ya, ne alaka? Kimse beni tehdit falan etmiyor. Sadece..."
"Sadece ne nehir? Sadece ne?" Dedi sinirle.
"Sadece güveniyorum..." diyebildim.
"Kalbini kırmak istemiyorum, sonra konuşalım olur mu?" Dedi ve büyük bir öfkeyle çatalını patatese batırdı. Patates bu sert darbeyle ortadan ikiye ayrılırken tekrar aynı darbeyle diğer yarısına batırdı. O da parçalanınca daha çok sinirlendi ve eline bir dilim ekmek alıp ısırdı ve bana bakarak çiğnemeye başladı.
Ağzında ekmek çiğnerken konuştu. "Yesene." Dedi masayı kaşlarıyla işaret ederek. "Malum uçurum kenarlarında yemek bulamamışsındır."
"Sen öyle bakarsan yiyemem ben bir şey." Dedim sandalyeme iyice yapışarak.
"Nasıl bakıyormuşum?" Dedi bakışını bozmayarak.
"Böyle işte." Dedim elimle göstererek.
"Nasıl?" Dedi ve ardından büyük bir hırsla çiğnediği ekmeği yuttu.
"Ay hayru!" Diye isyan ettim. "Ekmek yerine beni çiğneyip yuttun resmen!"
"Abla! Hayru ablam seni mi yedi!?" Koşarak mutfağa girdi gökdeniz.
"Ben ablanı yemedim ama ablan kafayı yedi belliki." Dedi hayru ters ters.
"Niye öyle dedin ki şimdi?" Dedi gökdeniz.
Elimi saçlarında gezdirerek konuştum. "Hadi sen git içeriye, biz de az sonra geliriz."
Gökdeniz içeriye giderken tekrar hayruya döndüm. "Özür dilerim." Dedim.
"Tamam affettim ama kırıldım yani bunu bil." Diyerek yemeğine döndü. Bu sefer daha sakin yemeye başlamıştı.
Ertesi sabah olduğunda yine aynı rutinler olmıştu. Gökdenizi okula bıraktıktan sonra haktanın attığı konuma gitmeye koyulduk.
"Dikkatli ol tamam mı? Önüne gelen her şeyi yeme, içme. İçine bir şey koymuş olabilirler."
Bakışlarım ona döndü. "Abart hayru! Şirket kızım bu, mafya malikanesi değil."
"Şirket görünümlü mafya malikanesi de olabilir. Neden olmasın?" Dedi tekrar başını hafifçe eğip karahanlı holdinge bakarak.
Göz devirdim. "Ya he hayru aynen."
Kapı koluna uzanıp açtım. "Nereye?" Dedi bana dönerek.
"Sen iyi misin? Sabah ne içtin sen?" Diyerek alnına uzandım. "Ateşin de yok."
Elime vurunca hızla geri çekildim. "Ne yapıyorsun be!?" Diye çemkirdi.
"Asıl sen ne yapıyorsun? Normal değilsin." Hala bana bakarken devam ettim. "Olduğumuz yer arabanın içi, geldiğimiz yer de karahanlı holdingin önü. Sence nereye gidiyor olabilirim?"
Holdingin olduğu tarafa döner gibi olunca hızla bana döndü ve kaşlarını çattı. "Şaka yaptık herhalde kızım!" Koluma vurdu. "Kalk git ya! Beyin fonksiyonlarımla oynayıp duruyorsun!"
'Teesüf ederim' bakışı atarak "aşk olsun ben mi?" Dedim.
Ters ters baktı bana "nehir!" Dedi uyarıyla.
Ne yaptım yine ya!
"Tamam tamam gidiyorum." Diyerek güldüm ve hemen çıktım arabadan. Ters bakışlarıyla birlikte arabanın kapısını kapattım ve önüne vurarak "hadi koçum işin rast gelsin." Dedim. Daha çok gülmeye başladım.
O da daha fazla dayanamadı ve başını sola çevirirken gülmeye başladı. Ardından bana bakarak gaza bastı ve gitti.
Dikkatli bir şekile karşıya geçerek güvenliklerle göz göze geldik ardından içeri giriş yaptım. Sol tarafta olan danışmana yaklaştım. "Haktan bey çağırmıştı beni buraya. Odası nerde acaba?" Kadın bana uzun uzun baktı. Kırık koluma odaklandı.
Bakışları çok rahatsız ediciydi.
"Hanımefendi?" Diyecektim ki yarıda kesti sözümü.
"8. Katta sağa dönün soldaki 3. Kapı. Adı yazıyor zaten" dedi önündeki bilgisayara odaklanırken.
"Teşekkür ederim." Dedim fakat bir karşılık vermeyince girişe yöneldim. Asansörün nerde olduğuna bakarken hemen çaprazımda olan adama döndüm. Sırtı bana dönüktü. "Pardon bakar mısınız?"
"Tabi güzellik..." diyerek bana dönmüştü ki lafı yarıda kesildi. Ben ise şaşkınlıkla ona baktım.