İçeriğe geç

Çarpışma

Bölüm 16 · 3 dk okuma

Çarpışma

Bölüm 16

15. Bölüm

Gökdeniz pazartesi gününe kadar burda kalmamızı istemişti ve o güne 2 gün vardı ama biz yarın yani pazar günü gidecektik.

"ben bir müdürü arayıp geleyim." Diyerek ayağa kalktım ve mutfağa gittim.

kafenin müdürünü aradım ve telefonu kulağıma yasladım. Üç çalıştan sonra açmıştı.

"alo,"

"nerdesin sen nehir!? Neden bana haber verme gibi bir girişimde bulunmuyorsun!? Neyim ben iskele müdürümü!?"

ben biliydim böyle olacağını!

"bekir bey, ben çok özür dilerim. Kolum kırıldı sonr-"

"kes lan! Kovuldun!" Dedi hiddetle.

"ama bekir bey..."

"aması falan yok! Kendi kendine tatil yapıyorsun sonra geliyorsun benim kolum kırık yok bilmem bir yerim kırık! Yermiyim lan ben!?"

madem böğürerek konuşuyoruz, her şey karşılıklı!

"Kolum gerçekten kırık ama sizi ikna etme gibi de bir niyetim yok! Madem inanmıyorsunuz! Siz beni kovmuyorsunuz ben istifa ediyorum!"

"sen nasıl bağırırsın bana!"

"Siz bana nasıl bağırıyorsanız ben de o şekil bağırıyorum işte! Ayrıca çalıştığım günlerin parasınıda ibanıma atarsanız sevinirim." Dedim ve telefonu kapattım.

sinirle arkamı döndüğümde bir adet kaşları çatılmış haktanla karşılaştım. "Ne işin var senin burda?"

"mutfak ya hani burası, su almaya geldim." Dedi.

'öyle mi' bakışımı atarken bir bardağa su doldurdu ve bir yudum içip bıraktı. Bana döndü. "İşten mi atıldın?"

"sana ne?" Dediğimde değişik bir bakış attı bana. "hayır ben istifa ettim. Pislik herif! Gelmiş 'ben senin kolunun kırıldığını nerden bileyim' diyor!" Dedim Taklidini yaparak. "Göt herif!"

"tamam sakin ol. Hem sana iş mi yok, bulursun başka bir iş."

"Bu öyle bir şey değil." Ofladım.

"Niyeki?"

"boşver." Diyerek yanından geçecektimki kolumu tuttu. "Anlat." Dedi.

kolumdaki eline baktığımda elini yavaşça çekti ve konuştu. "Merak ettim."

"benim üniversite diplomam yok, o yüzden herkes beni işe almıyor. Zor buluyorum iş, bulunca da böyle kaybediyorum işte." Dedim bıkkın bir sesle. "böyle olunca da hayru yardım ediy- neyse ya hallederim bir şekilde."

"biliyorum kabul etmeyeceksin belki ama, benim şirkette bir asistana ihtiyacım var sen olabilirsin."

"kabul edemem..."

eliyle omzumu okaşayarak konuştu. "Bence bir düşün. Hem arkadaşına yük olduğunu düşünmezsin hem de garanti bir işin olur. Çıkarmam seni. Ayrıca yabancı birini alıp çalıştıracağıma sen gelirsin çalışırsın işte fena mı olur."

"Sen niye sürekli bana yardım ediyorsun?" Dedim elimi belime yerleştirerek. O da elini omzumdan çekti.

anlık olarak duraksadı ve konuştu. "Çarptım ya sana, ondan yani..."

"sen her çarptığın kişiye böyle yardım mı edersin?"

"daha önce birine çarpmadım." Dedi anında.

"Doğru... her gün birine çarpsaydın bu ev hareme dönerdi çünkü."

"amacın ne?" Dedi.

"Sencede bunu benim sormam gerekmiyor mu?" Dedim kaşlarımı çatarak.

"dedim ya... amacım yardım etmek. Özür gibi düşün." Göz kırptı sırıtarak.

havalı olduğunu sanıyorsa yanılmıyordu! Aşırı havalıydı!

"tamam düşüneceğim. teklifini yani..." dedim ve mutfaktan çıktım. O da arkamdan gelmişti. Az önce oturduğumuz yerlere oturduk.

hayru, "ne oldu izin verdi mi?"

"İstifa ettim." Dedim dan diye.

"sebep? Biliyorsun zor iş buluyorsun, niye istifa ettin?"

"kolumun kırıldığı gün gitmedim ya o yüzden niye bana haber vermedin diye cırladı. Sonrada ben senin kolunun kırıldığını nerden bileyim, kafana göre tatil yapıyorsun falan dedi ve kovdu." Hayru kaşlarını çattı. "Ben de sinirlendim, ben istifa ediyorum, diye çıkıştım. Öyle işte..."

"piçe bak sen! Gerizekalı!" Diye söylendi.

"tamam hayru sıkıntı yok, bulurum bir iş." Dedim gülümsemeye çalışırken.

"gerek yok bence, benim maaşım üçümüzede yeter."

"olmaz hayru, saçmalama." Dediğimde tam bir şey diyecektiki "sonra konuşuruz." Diyerek susturdum onu.

"sen ne iş yapıyorsun?" Diye sordu gökhan.

"Diş hekimiyim, kendi kliniğim var." Dedi hayru.

"vay be! Benim de dişlerime bi bakarsın değil mi?"

"Niye? kerpetenle sökmek için mi?"

gökhan ise gülerek "bence biz değilde daha çok sen mafya gibisin." Dedi.

hayru kaşlarını çatıp hafif öne doğru eğildi. "Komik misin sen?" Dedi ve tekrar arkasına yaslandı.

"estağfurullah, sizi geçemem."

"çok istiyorsan randevu al gel bakalım dişlerine. Kerpetenle mi sökülmesi gerekiyor yoksa cımbızla mı? O zaman karar veririz." Dedi ciddi ciddi.

ben bile inandım!

gökhan gülerek "komik şakaydı. Sizi geçemem demiştim." Dedi.

"ya sabır!" Diyerek kafasını başka yere çevirdi.

gökdeniz yukarıdan aşağıya indiğinde inci de arkasından geliyordu.

"abla..." diyerek yanıma oturdu. "canım sıkıldı oyun oynamaktan. eve gidelim mi? Evimizi özledim."

"tabi bir tanem, gidelim." Dedim saçlarını geriye atarken.

"Gidelim o zaman." Dedi hayru anında ayağa kalkarak.

"kalsaydınız yaa..." dedi gökhan.

"hiç gerek yok." Dedi hayru.

"gitmek istiyorsanız gidebilirsiniz tabi." Dedi haktan da.

"istediğin zaman gelebilirsin bücür" diyerek kardeşime göz kırptı inci.

"gidelim biz bencede." Diyerek kapıya yürüyecekken haktan konuştu.

"sizi ben bırakayım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.