İçeriğe geç

CANAVARLAR AKADEMİSİ: KAYIP VARİS

Bölüm 1 · 3 dk okuma

CANAVARLAR AKADEMİSİ: KAYIP VARİS

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Evden ayrılalı 1 hafta oldu. Burada tanımadığım yüzler ,bilmediğim güçler var. Herkesin kim olduğum hakkında bir fikri var yani benim dışımda herkesin. Bana deli saçması bir şeyler söylüyorlar. Dışarıda canavarların olduğunu, bu canavarlarla bağ kurabileceğimizi, bu şekilde güçlerimizin açığa çıkacağını ve bunun için bu okulda eğitim alacağımızı. Ama ben hiçbirine inanmıyorum. Beni akıl hastanesine yatırdılar ve benim buradan kaçmaktan başka çarem yok...

1 HAFTA ÖNCE

"Anne çıkıyorum ben ilk günden okula geç kalmak istemiyorum."

"Tamam kızım dikkat et."

Annemi öpüp kulaklıklarımı takıp evden çıktım. Bugün 12. Sınıfın ilk günü. Son senem olduğu için mutluyum. Hatta keşke hemen yarın mezun olabilsem. Artık okuldakilerin ezici bakışlarını üstümde hissetmekten yoruldum. Ben asrın. Ama herkes bana ucube diye hitap eder.

Apartmandan çıktığımda cadde her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanların arasında yürürken kulaklığımda çalan müziğe odaklanmaya çalıştım.

Biri bana bakıyordu.

Önce umursamadım. Sonra birkaç adım daha attım.

Hâlâ bakıyordu.

Başımı kaldırdığımda karşı kaldırımda, daha önce hiç görmediğim bir çocuk olduğunu fark ettim. Yaşı benimle aynı gibiydi. Ellerini cebine sokmuş, öylece bana bakıyordu.

Göz göze geldiğimiz anda kafasını çevirdi.

Bende yürümeye devam ettim. Muhtemelen kuruntu yapıyordum.

Son zamanlarda herkesin bakışlarını üzerimde hissediyordum zaten.

Ama okula vardığımda aynı çocuğu okulun girişinde tekrar gördüm.

Bu sefer bana bakmıyordu. Yanındaki çocuğa bir şey söylüyordu.

Yanlarından geçerken tek duyduğum şey oldu

"Bu o"

Adımlarım yavaşladı.

Bu o ne demekti?

Tam dönüp soracakken birinin bana seslendiğini duydum.

"Asrın."

"Asrın."

Arkamı döndüğümde sınıftan bir kızın bana doğru koştuğunu gördüm. Yüzünde tuhaf bir ifade vardı.

"Sana bir şey söylemem lazım."

"Ne oldu?"

Kız birkaç saniye etrafına baktı.

"Dün gece yine oldu mu?"

Kaşlarımı çattım.

"Ne?"

"Rüyanda." dedi.

İçimde garip bir huzursuzluk oluştu.

"Ben seni tanımıyorum." dedim.

"Biliyorum."

"O zaman nereden biliyorsun rüyalarımı?"

Kız cevap vermedi. Sadece bana baktı.

Sonra arkasına dönüp sınıfa girdi.

Olduğum yerde birkaç saniye öylece kaldım.

Dün gece gördüğüm rüyayı kimseye anlatmamıştım.

Hatta anneme bile. Çünkü saçma bir rüyaydı.

Her gece aynı şeyi görüyordum.

Karanlık bir orman. Uzaktan gelen çığlıklar.

Ve beni çağıran bir ses.

Ama rüyadaki en garip şey ses değildi.

Ses her seferinde benim sesimdi.

Ders başladığında kendimi toparlamaya çalıştım. Öğretmen sınıfa girip yoklama almaya başladığında başımı sıraya yasladım. İsimler tek tek okunuyordu.

"Asrın Demirsoy."

"Buradayım."

Öğretmen birkaç saniye listesine baktı. Sonra tekrar bana baktı.

"Emin misin?"

" Evet?"

Sınıfta birkaç kişi kıkırdadı. Öğretmen hiçbir şey söylemeden yoklamaya devam etti. Ama ben o anda fark ettim.

Listede benim adımın altında başka bir isim daha vardı.

Üzeri karalanmıştı. Yazıyı görebilmek için biraz eğildim. Harflerin yalnızca bir kaç tanesi görünüyordu.

Ate...De..

Sonrasını seçemiyordum.

"Hocam?"

Öğretmen başını kaldırdı.

"Efendim?"

"Listede benim adımın altında ne yazıyor?" diye sordum.

Sınıfta bir anda sessizlik oldu. Öğretmen listeyi kapattı.

"Hiçbir şey." dedi.

"Ama bir isim vardı." dedim merakla.

"Yanlış görmüşsündür."

Gözlerimi kıstım.

"Eminim." dedim kendime güvenerek.

Öğretmen bu kez sertçe baktı.

"Asrın, derse başlayalım."

Konuyu kapattım. Ama aklım o isimde kalmıştı. Düşüncelerimi zilin sesi böldü.

Çantamı alıp öğretmenler odasının önüne gittim. İçeri girmeye cesaret edemeyip koridorda beklemeye başladım. Tam geri dönecekken öğretmenin masasının üzerinde yoklama kağıdını gördüm.

Kapı açıktı. İçeri girip kağıdı aldım. Karalanmış kısmı parmağımla hafifçe kazımaya çalıştım. Siyah kalemin altından birkaç harf daha ortaya çıktı.

Ateş Demirsoy...

Kaşlarımı çattım. Neden soyadımız aynıydı? Neden üzeri karalanmıştı?

Kağıdı yerine bırakacakken arkamdan bir ses geldi.

"O ismi neden arıyorsun?"

Olduğum yerde donup kaldım. Yavaşça arkamı döndüm. Hemen arkamda sabahki çocuk vardı.

"Sen kimsin?" dedim merakla.

Bana doğru birkaç adım attı.

"Ateşi tanıyor musun?" dedi.

"Hayır."

Çocuk birkaç saniye yüzüme baktı. Sonra garip bir şekilde gülümsedi.

"Artık tanıyorsun "dedi.

"Ateş sen misin?"

"Evet. Ama aklındaki soruları daha sonra cevap verebilirim. Çünkü hemen buradan gitmemiz gerekiyor."

"Nerey-"

Ben cümlemi bitiremeden bir patlama sesi duyuldu. Ateş birden elimi tutup:

"KOŞ!" diye bağırdı.

Ne olduğunu anlamadan koşmaya başladık. Arkamda neler olduğunu merak ettiğimden kafamı çevirdim ama gördüğüm şey donup kalmama sebep oldu.

Arkamızda kocaman tüylü, kocaman dişli bir yaratık vardı ve ağzından alev çıkartıyordu.

"B-bu gerçek olamaz." korkudan kekelemiştim.

Sonrasında hatırladığım tek şey bana gelen ateş topuydu. Sonrası ise karanlık...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Bence başlangıç için gayet yeterli ama böyle fantastik ve gizem türü hikayelere daha yoğun ve şatafatlı anlatım şekilleri uyar gibi. Onun dışında ellerine sağlık canım güzel bir iş çıkarmışsın

    1Yanıt