İçeriğe geç

Canavar Karnavalı

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Canavar Karnavalı

Bölüm 3

Gece Yarısı Oyunu

Saat 03:34

Zifiri karanlığın ortasında, hemen yan odadan yükselen o sesle irkilerek uyandım. Kardeşimin neşeli kıkırdamasıydı bu. Yarı uykulu zihnim, zifiri karanlıkta bu sesin mantıklı bir açıklamasını bulmaya çalıştı önce. Ama bilincim tamamen berraklaştığında ve nelerin döndüğünü fark ettiğimde… İçimi kaplayan o dondurucu korku beni anında ayıltmaya yetti.

Yorganı üzerimden hışımla fırlatıp hızla yataktan fırladım. Kalbim boğazımda atarken koridoru iki adımda geçip Maya’nın odasının kapısına koştum. Aralık kapıyı itip içeri daldığımda gördüğüm manzara kanımı dondurdu: Maya yatağının tam ortasında oturmuş, odadaki boşluğa bakarak gülümsüyordu.

Sanki orada, sadece kendisinin görebildiği birileri onun için özel bir gösteri sergiliyordu. Bu sadece bir tahmin değildi; şu an, tam gözlerimin önünde yaşanan bir gerçekti. Hızla Maya’nın yanına koşup onu hafifçe dürttüm ama beni görmüyordu bile.

“Maya!”

Beni duymuyordu da... Ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyordum. Onun zihnini bu hipnozdan kurtarıp gerçek dünyaya nasıl geri çekebilirdim ki?

Birdenbire aklıma gelen fikirle hızla harekete geçtim. Dolabın yanında duran oyuncak kutusuna uzanıp içinden birkaç oyuncak aldım. Maya’nın odaklandığı o boşluğun tam önüne geçip oturdum ve oyuncakları oynatmaya başladım.

Bir süre sonra sanki kendine gelmiş gibi gülmesi aniden kesildi. Yüzünde ne olduğunu anlayamayan, şaşkın bir ifade belirdi.

“Abla?”

Bunu söylemesiyle derin, rahat bir nefes verdim ve rahatlamayla karıştık hafifçe güldüm. Ayağa kalkıp, “Ödümü kopardın!” diye tatlı sert kızdım ona.

“Ne oldu ki?” diye sordu. Gerçekten de az önce yaşanan hiçbir şeyi hatırlamıyordu.

“Bir şey olduğu yok, yat uyu,” dedim ve odasından çıktım.

Koridorun ucunda beni izleyen o iki çift gözü umursamamaya çalışarak odama girdim ve yeniden uyumak üzere yatağıma yattım.

Saat 04:13

Nedensizce uyandım. Neden uyandığımı hiç bilmiyordum. Gözlerimi kapatıp yeniden uyumaya çalıştım.

“Saklambaç oynayalım mı Violet?”

Gelen sesle tekrar gözlerimi açtım. Arkam dönüktü, bu yüzden gördüğüm tek şey duvardı. O her neyse, tam arkamdaydı. Onun ne olduğunu biliyordum.

“Ama bu sefer oyunu bozmak yok.”

Kalbimin gitgide hızlandığını hissedebiliyordum.

“Saymaya başladığımda arkana bakmadan odadan çık ve saklanacak bir yer bul.”

“Bir.”

Saymaya başladığı an, o tüyler ürperten kuralı çiğnememeye ve arkama asla bakmamaya yemin ederek hızla yataktan fırlayıp odadan çıktım.

Geçtiğim her adımda içimden tek bir çığlık yükseliyordu: Annemle babamın odasına dal, ışıkları aç, onları uyandır! Ama yapamazdım. Bir kere söz vermiştim. Üstelik onlara sığınsam bile ne değişecekti ki? Onlar için bu sadece "Violet’ın krizlerinden biri" olacaktı ve o şey, tam arkamda dikilip çaresizliğime gülecekti.

Koridorun dondurucu soğuğunda neresi olduğunu bilmeden ilerlerken, odamdan hâlâ o monoton, ruhsuz sayma sesleri yükselmeye devam ediyordu.

“...üç... dört... beş...”

Karanlığın içinde yutkunarak salona daldım ve ilk gördüğüm büyük koltuğun arkasına büzülüp yere çömeldim. Dizlerimi göğsüme doğru çekip küçülebildiğim kadar küçüldüm. Burası aslında çok basit, çocukça bir saklanma yeriydi ama mantıklı düşünecek tek bir saniyem bile yoktu. Çünkü peşimdeki şey basit bir arkadaşım değil, ne olduğu belirsiz bir şeydi.

Derken... O odadaki sayma sesleri birden bıçak gibi kesildi.

Zifiri karanlık bir sessizlik çöktü evin üzerine. Beni aramaya başladığını anladığım o an, kalbim sanki kaburgalarımı kırıp dışarı fırlayacaktı. Sesim çıkmasın, varlığım anlaşılmasın diye dudaklarımı birbirine kenetleyip nefesimi tamamen tuttum.

Ve sonra, koridorun parkelerinden ilk yavaş, gıcırtılı adım sesi geldi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.