İçeriğe geç

CAMIN ARDINDA

Bölüm 1 · 2 dk okuma

CAMIN ARDINDA

Bölüm 1

Yağmurdan Önce

Larin, alarm çalmadan birkaç dakika önce uyandı. Gözlerini açar açmaz tavana baktı. Odanın içi henüz tam anlamıyla aydınlanmamıştı. Perdelerin arasından süzülen gri ışık, duvarları renksiz bir sabahın içine hapsetmişti. Hava kapalıydı. Camın dışına vuran hafif yağmur sesi odanın sessizliğini bozan tek şeydi. Birkaç saniye boyunca hiç kıpırdamadı. Yorganın altında öylece uzanırken, keşke bugün hiç başlamasa diye düşündü. Son zamanlarda her sabah aynı düşünceyle uyanıyordu.

Komodinin üzerindeki telefon titremeye başladı. Alarmın tiz sesi odanın içinde yankılanınca istemsizce yüzünü buruşturdu. Telefonu eline alıp susturduktan sonra tekrar tavana baktı. Günün ilk dakikalarında odasından çıkmak istemiyordu. Çünkü odasının dışındaki dünya ona hiçbir zaman huzur vermemişti.

Yavaşça doğrulup yatağın kenarına oturdu. Ayaklarını yere bastığında zeminin soğukluğu bütün bedenine yayıldı. Karşı duvardaki aynaya istemsizce göz attı. Dağılmış açık kumral saçları omuzlarına dökülmüş, yeşil gözlerinin altında belirgin mor halkalar oluşmuştu. Son birkaç aydır aynaya her baktığında ilk dikkatini çeken şey bunlardı. İnsanlar onun güzel olduğunu söyleseler bile buna asla inanmazdı. Çünkü kendisini hiçbir zaman başkalarının gördüğü gibi görememişti. Aynada hep eksik birini görüyordu.

Perdeyi araladığında sokak henüz tam uyanmamıştı. Islak kaldırımlarda birkaç kişi aceleyle yürüyordu. Karşı apartmanın çatısından damlayan yağmur suları ritmik sesler çıkarıyordu. Gökyüzü o kadar koyuydu ki sabah değil de akşamüstüymüş hissi veriyordu.

Dolabını açıp okul formasını çıkardı. Üzerine yine bol gelen gri sweatshirtünü giydi. Büyük kıyafetlerin içinde kendini biraz daha görünmez hissediyordu. Saçlarını toplamayı denedi ama vazgeçti. Aynanın karşısında birkaç saniye durduktan sonra başını hafifçe eğip odadan çıktı.

Merdivenlerden inerken mutfaktan televizyon sesi geliyordu. Haber spikeri ekonomik krizden bahsediyordu. Annesi ocağın başında çay dolduruyor, babası gözünü televizyondan ayırmadan ekmeğini kesiyordu. Evin içinde herkes kendi işiyle meşguldü ama kimsenin birbirine gerçekten baktığı yoktu.

Larin sandalyeye sessizce oturdu.

"Günaydın," dedi, sesi neredeyse fısıltı kadar kısıktı.

Annesi başını çevirip kısa bir bakış attı.

"Günaydın."

Babası ise sadece kumandaya uzanıp televizyonun sesini biraz daha açtı.

Masada oluşan sessizlik Larin'in alışık olduğu bir sessizlikti. Eskiden bu durum canını yakardı. Şimdi ise kabullenmişti. Çayından küçük bir yudum aldı. Pencereden dışarı baktı. Yağmur hızlanıyordu. İçinden, "Keşke bugün okul tatil edilse." diye geçirdi ama bunun olmayacağını biliyordu.

O sabah her şey diğer sabahlardan farksız görünüyordu.

Ne Larin'in içindeki boşluk değişmişti...

Ne evin sessizliği...

Ne de dışarıdaki gri gökyüzü.

Fakat bazen insanın hayatını değiştiren olaylar büyük gürültülerle başlamazdı.

Bazen her şey, sıradan görünen bir günün içinde, kimsenin önemsemediği küçücük bir ayrıntıyla başlardı.

Larin bunu henüz bilmiyordu.

Bölüm sonu

3 yorum