Bölüm 1 – İlk Gün
İstanbul'un sabah trafiği, sanki bütün şehri tek bir noktaya sıkıştırmaya çalışıyordu.
Otobüsün camına başını yaslayan Eren, cebindeki telefonu üçüncü kez kontrol etti.
08.42.
"Geç kalırsam ilk günden rezil olacağım."
Derin bir nefes aldı. Üniversiteden mezun olalı iki ay olmuştu. Sayısız iş görüşmesinden sonra sonunda istediği şirketten teklif almıştı. Şehrin merkezindeki, kırk katlı cam binasıyla dikkat çeken teknoloji şirketi...
Çocukluğundan beri kurduğu ilk gerçek adımdı.
Otobüs durduğunda neredeyse koşarak indi.
Gökyüzüne yükselen binaya baktığında boğazı düğümlendi.
"Burada çalışacağım..."
Kapıdan içeri girince bembeyaz mermer zemin, tavandan sarkan ışıklar ve sürekli hareket eden insanlar onu bir anlığına olduğu yere çiviledi.
"İlk gün?"
Resepsiyondaki kadın gülümseyerek sordu.
"Evet."
"Kimliğinizi alabilir miyim?"
Beş dakika sonra boynunda çalışan kartıyla asansöre bindi.
Otuz ikinci kat.
Kapılar açıldığında geniş ofis sessizdi. Klavye sesleri ve ara sıra duyulan telefon konuşmaları dışında herkes işine gömülmüştü.
"Sen Eren olmalısın."
Gülümseyen genç bir adam elini uzattı.
"Ben Kerem. Bugün sana ofisi gezdireceğim."
Eren rahat bir nefes verdi.
"Neyse ki herkes ciddi değil."
Kerem masaları tek tek gösterdi.
"Burası yazılım ekibi. Karşı taraf tasarım. Toplantı odaları şu tarafta."
Tam konuşurken ofisin havası bir anda değişti.
Kimse yüksek sesle konuşmuyordu ama birçok kişi istemsizce doğruldu.
Tak...
Tak...
Tak...
Koridorda düzenli ayak sesleri yankılandı.
Uzun boylu, siyah gömlekli biri dosyaları kolunun altına sıkıştırmış şekilde yürüyordu.
Ne telefonuyla ilgileniyordu ne de etrafına bakıyordu.
Yalnızca önüne.
Kerem hafifçe fısıldadı.
"İşte geldi."
"Kim?"
"Proje yöneticimiz."
Adam tam yanlarından geçerken birkaç çalışan onu selamladı.
"Günaydın Aras Bey."
"Günaydın."
Sesi sakindi.
Ne soğuk ne de sıcak.
Sadece mesafeli.
Eren istemsizce arkasından baktı.
"Biraz korkutucu."
Kerem güldü.
"Herkes ilk başta öyle düşünüyor."
O anda Aras durdu.
Başını hafifçe çevirip ilk kez Eren'e baktı.
Bakışları birkaç saniyeden uzun sürmedi.
"Yeni çalışan?"
"Evet."
"On dakika sonra toplantı odası üç."
Tek cümle.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gitti.
"..."
Eren şaşkınca Kerem'e döndü.
"Bu kadar mı?"
"Bu kadar."
Toplantı odasına girdiğinde içeride sekiz kişi vardı.
Aras projektörü açtı.
"Yeni uygulamanın geliştirme sürecine bugün başlıyoruz."
Ekranda yüzlerce satırlık plan belirdi.
"Ekipte hata yapabilirsiniz."
Kısa bir duraksama oldu.
"Ama aynı hatayı ikinci kez yapmayın."
Kimse konuşmadı.
Toplantı bittikten sonra herkes dağıldı.
Eren masasına oturur oturmaz bilgisayarını açtı.
İlk görevini tamamlaması yaklaşık iki saat sürdü.
Kodları sisteme yükleyip arkasına yaslandı.
"Fena gitmedi."
Tam o sırada ekranında kırmızı bir uyarı belirdi.
Build Failed.
"Ne?"
Ardından ikinci uyarı.
Üçüncü.
Dördüncü.
Şirket içi mesajlaşma programı art arda bildirim vermeye başladı.
Kim son güncellemeyi yükledi?
Sunucu neden hata veriyor?
Projeyi geri alın!
Eren'in yüzündeki renk çekildi.
"Yok artık..."
Arkasından tanıdık, sakin bir ses duyuldu.
"Eren."
Yavaşça döndü.
Aras tam arkasında duruyordu.
Bilgisayar ekranına baktı.
Sonra tekrar Eren'e.
"Toplantı odasına gelir misin?"
Ne bağırmıştı.
Ne de sinirlenmiş görünüyordu.
Ama o sakin ses, Eren'in kalbinin daha hızlı atmasına yetmişti.
İlk iş günü henüz bitmemişti.
Ve işler beklediğinden çok daha karmaşık bir hâl almaya başlamıştı.