Gamze o gece hiç ağlamadı.
Garip bir şekilde…
içi tamamen boşalmıştı.
Sanki bir şey kopmuştu.
Ama acısı bile hissedilmiyordu.
Sabah olduğunda…
refleks gibi yine pencereye yürüdü.
Perdeyi açtı.
Karşı daire…
boştu.
Ama bu sefer farklıydı.
Sadece eşya yokluğu değildi.
Sanki…
orada hiç kimse yaşamamış gibiydi.
Gamze gözlerini kısmaya başladı.
Daha dikkatli baktı.
Dün gördüğü çatlak…
yoktu.
Hiç olmamış gibiydi.
Gamze’nin kalbi hızlandı.
“Hayır…”
Camın önüne koştu.
Elini koydu.
Soğuk.
Tamamen normal.
Gamze hızla camı silmeye başladı.
Belki…
bir iz kalmıştır diye.
Ama yoktu.
Ne bir yazı.
Ne bir buğu izi.
Ne de…
Güray’dan kalan tek bir şey.
Gamze geri çekildi.
“Ben… uydurdum mu?”
Bu soru…
onu ilk kez gerçekten korkuttu.
Çünkü eğer bu gerçek değilse…
o zaman hissettikleri neydi?
Gamze odasına baktı.
Her şey aynıydı.
Ama o…
aynı değildi.
Yavaşça yere oturdu.
Ve o an…
bir şey fark etti.
Elinde…
hafif bir sıcaklık vardı.
Gamze dondu.
Yavaşça avucuna baktı.
Hiçbir şey yoktu.
Ama…
hissetti.
O dokunuş.
Bir saniyelik olan.
Ama her şeyi değiştiren.
Gamze fısıldadı:
“Sen… gerçekten vardın.”
Ve o an…
içinde bir şey netleşti.
Bu bir hayal değildi.
Çünkü…
bir insan, hiç yaşamadığı bir şeyi bu kadar özleyemezdi.
Gamze ayağa kalktı.
“Ben seni bulacağım.”
Nasıl olacağını bilmiyordu.
Ama…
emin olduğu bir şey vardı:
Bu bağ tamamen kopmamıştı.
Günler geçti.
Gamze her gece camın önüne geldi.
Bekledi.
Ama.
hiç gelmedi.
Ne bir gölge.
Ne bir yansıma.
Hiçbir şey.
Ama Gamze vazgeçmedi.
Bir gece…
yine camın önündeyken…
bir şey oldu.
Cam…
çok hafif titreşti.
Gamze nefesini tuttu.
“Güray…?”
Sessizlik.
Ama bu sefer…
camda bir şey belirdi.
Yazı değildi.
Bir iz.
Parmak izi gibi.
Gamze yavaşça yaklaştı.
Elini kaldırdı.
Ve…
o izin üzerine koydu.
Tam hizasında.
Ve o an…
kalbi duracak gibi oldu.
Çünkü…
iz onun eline tam oturdu.
Aynı büyüklük.
Aynı şekil.
Gamze fısıldadı:
“Sen buradaydın…”
Ve o an…
camın arkasından…
çok silik bir ses geldi.
Neredeyse yok gibi.
Ama Gamze duydu.
“Bul… beni…”
Gamze’nin gözleri doldu.
“NEREDESİN?!”
Ses kesildi.
İz de…yavaşça kayboldu.
Gamze camın önünde kaldı.
Ama bu sefer…
içinde yeni bir şey vardı.
Umut.
Çünkü artık biliyordu:
Güray tamamen yok olmamıştı.
Sadece… kaybolmuştu.
Ve Gamze’nin önünde artık tek bir yol vardı:
Onu bulmak.