Dışarıda patlayan şimşekler devasa yatak odasını anlık beyazlıklarla aydınlatırken, Aylin hayatının en kritik eşiğindeydi. Kaan’ın yağmurdan sırılsıklam olmuş elleri yüzünü ısıtıyor, kömür karası gözleri ona dünyadaki tüm zenginliklerden daha güvenli bir liman sunuyordu.
"Seninle gelirim," dedi Aylin, sesindeki tüm tereddütleri bir kenara fırlatarak. "Bu kafeste nefes alamıyorum artık."
Kaan hafifçe gülümsedi. Aylin’in elini sıkıca kavradı ve onu balkona doğru yönlendirdi. "Bana güven," diye fısıldadı. Aşağıda, malikanenin arka bahçesindeki devasa ağaçların gölgesinde Kaan’ın siyah motosikleti çalışır vaziyette bekliyordu. Kaan, Aylin’in korumalara yakalanmadan sarmaşıklardan aşağı inmesine yardım etti. Ayakları toprağa bastığı an, malikanenin ön cephesinden gelen alarm sesleri gecenin sessizliğini yırttı.
"Kaçmış! Arka bahçeye bakın!" diye bağıran koruma şefinin sesi duyuldu.
"Atla!" diye kükredi Kaan, kaskını Aylin’in kafasına geçirirken. Aylin motorun arkasına oturdu ve kollarını Kaan’ın beline dolayabileceği en sıkı şekilde doladı. Kaan gaza yüklendi; motor arka tekerleğini asfaltta kaydırarak malikanenin demir bahçe kapısından fırladı.
Hemen arkalarından, babasının adamlarını taşıyan iki devasa siyah cip farlarını yakarak peşlerine düştü. İstanbul’un yağmurlu sahil yolunda nefes kesen bir kovalamaca başlamıştı. Ciplerden biri motoru sıkıştırmak için hızla sağa kırdı. Aylin korkuyla çığlık atarken, Kaan aynadan arkasına baktı, dişlerini sıktı.
"Sıkı tutun küçük hanım, şimdi bizim mahalleye giriyoruz!" dedi.
Kaan, ciplerin giremeyeceği kadar dar, dik ve virajlı sanayi mahallesinin ara sokaklarına daldı. Motoru adeta havada uçurur gibi kullanıyor, sokak lambalarının altından bir gölge gibi geçiyordu. Keskin bir manevrayla motoru eski bir deponun arkasına çekip farları kapattı. Saniyeler sonra iki büyük cip, motorun izini kaybetmiş şekilde hızla caddeden aşağı doğru geçti.
Kaan derin bir nefes vererek motoru durdurdu. Kaskını çıkaran Aylin’in yüzü heyecandan ve korkudan kızarmıştı, kalbi göğsünden fırlayacak gibi atıyordu. Kaan motordan indi, Aylin’i belinden kavrayıp yavaşça yere indirdi.
Aylin, kurtulmanın verdiği o büyük rahatlamayla Kaan’ın boynuna sarıldı. Yağmur ikisinin de üzerinden akarken, Kaan onu daha da sıkı sarıp saçlarından öptü. "Geçti," dedi Kaan, sesi bu defa çok derinden ve şefkatle çıkıyordu. "Benim dünyamdasın artık. Kimse seni benden alamaz."