İçeriğe geç

Cam Kelebek

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Cam Kelebek

Bölüm 7

7. Bölüm

Hak etmek neyle ölçülür ? Bir sevgi hak edilir mi ? Ya da sevgiyi hak etmediğinize nasıl karar verirsiniz ? Ben çok küçükken karar verdim buna, annem ölmüş. Babam beni dadılara emanet etmiş , teyzem vardı sadece yanımda . Her durumda yanımda olan kahramanım , beni çocuklarından ayırmadı fakat ben her zaman o sevgiyi hak etmediğimi düşündüm . Kimdim ki ben , bu sevgiyi hak etmiyordum . Saye Bektaş , babası tarafından terk edilmiş bir kız çocuğu. Uyandığımda henüz gözlerimi açmadan duyduğum nefes ve kalp atış sesi ile gülümsedim , o buradaydı . Tam olarak göğsünün üzerinde uyanmıştım , aşık olduğum adamın kalp atışları uyandırmıştı beni kabus dolu uykumdan . Ona binlerce kez minnettardım , o bu küçük kız çocuğunun yaralarını bilmese de fark etmeden sarıyordu. Bir de bilse kim bilir neler yapacaktı , kafamı ona doğru çevirip ona bakmaya başladım. Çok güzel uyuyordu, kirpikleri adeta ipekten gibiydi. İçimdeki kirpiklerine dokunma isteğini susturmam gerekiyordu fakat engel olamadım . Tek parmağımı yavaşça upuzun olan kirpiklerine yaklaştırıp dokundum , adeta rüya gibiydi . Derin bir nefes aldım, ciğerlerime dolan onun kokusuydu . Ben böylesine kapılmışken acaba o ne düşünüyordu benim hakkımda, “Bana ne kadar iyi geldiğini bilemezsin , yaşadığımı hissediyorum şu bir kaç gündür. Keşke daha önce çıksaydın karşıma” ben kendi kendime konuşurken Pars derin derin nefesler alıyordu . Galiba uyanmak üzereydi , yavaşça yanından kalktım ve banyoya girdim . Banyodan çıktığımda hayla uyuyordu , odadan sessizce çıkıp mutfağa indim . Her zaman o bana bir şeyler hazırlıyordu , bu gün sıra bendeydi . Dolaba baktığımda sadece sebze ve vegan yiyecekleri vardı, bu adam gerçekten çok düşünceliydi . Ona da vegan hayatı yaşatıyordum resmen , dolaptan çıkarttığım yulaf ve badem sütüyle bir şeyler hazırlayacaktım . Nerede yanlış yaptım bilmiyorum ama bir anda her yer savaş alanına döndü , o sırada odadan Pars’ın bağırmasını duydum “Saye , neredesin güzelim?” Aşağıya inmemesi gerekiyordu , “Ben geliyorum şimdi hayatım , gelme sen” ben az önce Pars’a iltifat mı etmiştim gerçekten. Ben baya değişmeye başlamıştım, hızlıca etrafı toparladığımda koşarak yukarıya çıktım. Odaya girdiğimde Pars yatağa uzanmış elindeki telefon ile uğraşıyordu fakat elindeki telefon bana aitti , telefonumu karıştırıyordu . Odanın ortasında durmuş ona bakarken gözlerini telefondan ayırmadan konuşmaya başladı “ Bu Sedat , senin eski sevgilin miydi?” Baya bir mesaj okumuştu , “Birincisi Sedat değil Selim , ikincisi sen benim telefonumu neden kurcalıyorsun Pars Alkan bu yetkiyi sana kim veriyor?” Tek elindeki telefonu yana doğru yatırıp bana baktı “Türkiye belediyesinin nikah memuru veriyor bana bu yetkiyi ayrıca ben soruma cevap alamadım , bu şekilsiz senin eski sevgilin mi?” Cevap almadan beni rahat bırakmayacaktı . Yatağa yaklaşarak telefonu almak için ona doğru elimi uzattım , telefonu daha çok uzaklaştırdı “Evet Pars , yaptım öyle bir hata . Lisede sevgiliydik , rahatladın mı artık verebilir misin bana telefonumu?” Telefonu bana doğru uzattığı sırada telefon çalmaya başladı , telefonu geri çekti ve ekranda yazan ismi okumadan telefonu açtı “Alo Saye hanımın telefonu , ben kocasıyım buyurun kimsiniz?” Gülmemek için kendimi zor tutuyordum , “O zaman biz bir saate çıkarız , siz adresinizi söyleyin ben sizi aldırayım. Buluşulacak mekana getirsinler sizi” bir kaç saniye sonra telefonu kapatıp bana doğru uzattı . Gerçekten psikopata bağlamıştı “Arayan Peri’ymiş , hadi bir an önce hazırlanıp çıkalım orada yaparız kahvaltımızı bir tanem” kızmak isterken sesimi dahil çıkaramıyordum , öyle masum bakıyordu ki . “Sen hastasın , az önce benden habersiz telefonumu karıştırdın ve yetmezmiş gibi bana gelen aramaya cevap verdin” dediğimde beni dinlemeden gardırobun başına dikilmiş kıyafet seçiyordu “Evet yavrum deliyim ama sana demiyim” gardıroptan çıkarttığı kıyafetleri yatağın üzerine fırlattı ve üzerini çıkartmaya başladı . Ona bakmadan gardıroptan çıkarttığım mavi kot pantolon ve beyaz sıfır kol crop ile hızlıca banyoya gittim , ben banyodan çıktığımda pars çoktan üzerini değiştirmişti. Birlikte evden çıktığımızda kapıda korumalar vardı , Pars onları geri çağarmış olmalıydı . Gideceğimiz mekana doğru ilerlerken arkada iki siyah araba daha olduğunu fark ettim , “Korkma prenses onlar benim adamlarım” gözünü bir saniye dahil yoldan ayırmıyordu . Mekana vardığımızda Peri ile benim sürekli geldiğimiz bir yer olduğunu görünce biraz olsun rahatladım, burası bir arkadaşımıza aitti. İçeriye girdik ve denize uzanan balkon kısmında bir masaya oturduk , Pars yanımda deniz tarafında oturuyordu. Bir kaç dakika sonra Peri yanında mekanın sahibi olan Alp ile içeriye girdi ve bize doğru yaklaştılar , ayağa kalkıp önce Periye ardından da Alp’e sarıldım . Alp’in gözü arkamda hayla oturan Pars’taydı , “Naber Pars” elini ona doğru uzattığında şaşırmıştım . Pars’a döndüğümde ayağa kalktı ve Alp’in elini sıktı , “İyidir Alp senden” bunlar ne zamandır tanışıyordu ki bu kadar samimiler . Masaya oturduğumuzda Pars ve Alp karşı karşıya oturmuşlardı , “Bayağı oldu abi görüşmeyeli nerelerdesin sen , pederin ölümünden sonra yok oldun ortalıktan . Başın sağ olsun bu arada kardeşim” Periyle neler olduğunu anlamayan gözlerle onlara bakıyorduk “Ne olsun işte abi ya , iş güç derken yaşıyoruz bir şekilde. Valideye bakıyorum, kardeşimle uğraşıyorum falan” kardeşi olduğunu şu anda öğreniyordum . “Ah be Mualla sultan az dövmezdi bizi , eve geç geliyoruz diye. Melis de büyümüştür koca kız olmuştur şimdi , peşimizde dolanırdı ağabey bende geleyim diye.” Bunlar nerden tanıyordu birbirlerini bilmiyordum ama eskiden çok yakın oldukları belliydi . Alp bana döndüğünde gözü masanın üzerinde duran elimdeydi “Bir dakika yoksa , Pars sana evlendi diyorlardı kardeşim. Saye ile mı evlendin sen?” Pars konuşmadan söze başlamıştım “Alp sen de iyice takıldın Pars’a bizi unuttun, yeni evlendik biz uzun mesele anlatırım bir ara” Pars Alp’i tanıdığıma şaşırmış gibiydi , “Siz nerden tanışıyorsunuz Saye ile Alp?” Alp gülümseyerek bakışlarını Pars’a çevirdi “Saye benim biriciğimdir tabi Peri de öyle , biz üçümüz çocukluktan hatta bebeklikten tanışırız . Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez, ama size darıldım kızlar beni düğüne çağırmadığınız için.” Yüzünde sahte bir küsmüşlük ifadesi vardı . Alp her zaman bizim yanımızda olmuştu, bizden büyük olduğu için de hep bizi korurdu . Anlamadığım bir şeyler vardı “E siz nerden tanışıyorsunuz?” Pars bana bakıyordu “Çocukluktan güzelim , sizin kadar eski olmasa da var bizim de bir o kadar mazimiz” sipariş vermemiştik fakat masaya kahvaltı tabakları ve birer fincan kahve getirildi, Pars yapmıştı yapacağını. Bir şeyeler yerken Alp Pars ile olan anılarını anlatmaya devam ediyordu, “Bir ara çok iyi hatırlıyorum on – on beş yaşlarındayız , bir kız vardı Pars’ın aşık olduğu ama kız afeti derya öyle güzel. Ben bu kızı hiç görmedim, Pars’ın anlatmasına göre öyleymiş. Bir gün okulun bahçesindeyiz , ben kantine gittim bunu da bıraktım bahçede . Bir kaç saniye sonra bi gürültü koptu arkada bi baktım bizim Pars çocuğun birini almış altına yumrukluyor , bi yandan da sayıklıyor . Koşa koşa gittim yanına , bunu çektik işte çocuğun üstünden . Diyorum anlat ne oldu ,bu kitlenmiş konuşmuyor bu sefer ben buna tokat atmaya başladım . Bu açıldı dedi ki hiç unutmam” aynı anda konuşmaya başladılar “Yengene sarkıyordu pezeveng” ikisi de gülmeye başladı, “Olay da şuymuş bunun sevdiğine Selim diye bi çocuk çikolata almış , kız da istememiş çocukta zorlayınca bizimki delirmiş” Peri ile bir birimize bakmaya başladık “Tahmin ettiğim şey mı?” Diye sordu Peri bana bakarken , onu onaylayacak şekilde kafamı salladım “Peki Pars bu kızın maviş maviş gözleri var mıydı?” Bu soruyu ona bakarak sormuştum , Pars bir süre öylece donup kaldı “Sen ciddi misin?” Diye sorduğunda evet anlamında kafamı salladım . Alp ne olduğunu anlayamamıştı , Peri ona döndü ve anlatmaya başladı “Hatırlıyor musun sana bi ara bir şey anlatmıştık, Saye ’ye birisi sarktı diye . Hatta seni zor zapt etmiştik , senin anlattığın olaydaki o afeti derya Saye” Alp de Pars da donmuş gözlerle bana bakıyordu. “Hatta size bir şey daha söyleyeyim” aklımdaki şeyi söyleyecekti “Peri sakın , valla kardeş falan demem atarım seni denize” Peri yavaşça ayağa kalktı ve sandalyesini masaya doğru itti, Alp’in arkasına geçip ellerini Alp’in omuzlarına koydu “Hatta Saye’nin anlata anlata bitiremediği , siyah saçlı yeşil gözlü çocuk vardı ya . Saye’yi kurtaran hatta Saye’nin çocukluk aşkı olan , bu durumda o da Pars oluyor. Koru beni Alp , yoksa bu kız beni öldürecek.” Tam ayağa kalkacağım sırada gözüm kapıya kaydı , bir gürültü kopuyordu. Pars hızlıca ayağa kalkıp beni arkasına aldı , bu gelenler Pars’ın adamları değildi. Üstlerinde siyah takım elbiseler vardı , bize doğru yaklaştıklarında ikiye ayrıldılar ve aralarından orta yaşlarda bir adam çıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.