İçeriğe geç

Çakıl Taşları

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Çakıl Taşları

Bölüm 4

4. Bölüm

Üzerimde omuzlarımı açıkta bırakan,uzun kollu,eteği yere değen kırmızı düz straplez bir elbise vardı. Kadife bir kumaşa sahipti ve beyaz tenime yakışmıştı. Kumral saçlarımı ensemin biraz yukarısında topuz yapmıştım. Yüzümde çene hatlarımı ve ela rengi gözlerimi belli eden hafif bir makyaj vardı. Makyajımı bizim kızlar yapmıştı,topuzu ise kendim yapmıştım.

Evleneceğim kişi ve arkadaşları ile yemek yedikten sonra babaannem beni aramış ve hazırlanmam gerektiğini söylemişti. Telefonu kapattıktan sonra diğerleri alışveriş yapmaya gitti,bizde kızlarla eve geçtik.

Kızlar sabah beni almaya geldiklerinde yanlarında isteme merasimi için bir kaç parça kıyafet getirmişlerdi. Bugün aldıkları ise hem düğün hem de mezuniyet elbiseleriydi. Ne kadar garip...

İki hafta önce birlikte son finallere çalışıyorduk şimdi ise onlar mezun olurken ben evlendiğim için okulumu dondurmak zorunda kalmıştım ve tabi ki bunu babaannem yapmıştı. Beni annem ile tehdit etmiş ve okulumu dondurmuştu.

Hiç tanımadığım bir adamla yıllar boyu süren bu düşmanlık bitsin diye evleniyordum. Unuttukları çok önemli bir şey var oysa ki. Ben asla bu aileden sayılmamıştım,ne ben ne de annem. Biz hep yabancı olarak görülmüştük ve ben şimdi öz olan ama asla sıcaklığını hissedemediğim ailem için hiç tanımadığım bir adamla evleniyordum.

Eğer böyle olmasaydı başka türlü başka biriyle nasıl olurdu acaba? Bu soru ömrüm boyunca yanıtlayamayacağım en hüzünlü soru olacaktı benim için. Umut iyi birine benziyordu ama daha aonu tanımadan iyi biri diyemem. Kim ilk günden hiç tanımadığı bir insana iyi der ki?

Kapının sesi sayesinde dakikalardır aynaya baktığım gözlerimi oradan ayırdım ve kapıya doğru çevirdim.

"Efendim?"

"Kızım hazır mısın?"

"Ah, sen miydin anne. Evet hazırım gelebilirsin."

Annem içeri girdiğinde gözleri odayı tarafı ve sonunda benim üstümde bir süre takılı kaldılar. O gözlerin yavaş yavaş dolduğunu görünce annemin yanına doğru ilerledim hemen.

"Anne, annecim noldu iyi misin?"

"Soru mu bu? Tabi ki iyiyim sadece kızım, gerçek bir prensese dönüşmüş onun güzelliğinden gözlerim kamaşıyordu."

Biraz buruk bir gülümseyişle sarıldım anneme.

"Kraliçem benim, çok teşekkür ederim ve sende çok güzel olmuşsun. Uzun zaman olmuştur herhalde seni böyle görmeyeli. Formunuzdan hiç örün vermemişsiniz Gülseren Hanım." İkimizde biraz gülüştükten sonra annemin yüzüne bir hüzün çöktü ve o hüzünü gülümseyişi ile söndürmeye çalışsada başaramayınca pes etmişti.

"Berfu... Annecim ben çok özür dilerim seni bu aileye kurban ettiğim onların kurallarına esir ettiğim için ama bak ilk gün dediğim gibi çek git buralardan her şey çok geç olmadan. Ben yapamadım,babanı bırakamadım ama sen yapabilirsin."

Annemin ellerini tuttum ve konuşmaya başladım.

"Anne saçmalama sensiz hiç bir yere gitmem ve babaannemde senin buradan çıkmana izin vermez bunu ikimizde biliyoruz. Hem belki iyi insanlardır, o kadar da kötü değillerdir ha?"

"İnşallah kızım,İnşallah."

Annem elimin üstüne kendi elini koyfu ve elimi okşadı yavaş yavaş. Onun sıcaklığını hissetmek o an ki tüm sorunlarıma şifa gibi gelmişti.

"Hadi o zaman. Aşağı inme zamanı,birazdan gelirler."

Annemi onayladım ve annem odadan çıktıktan sonra kendime son bir defa bakıp aşağıya indim. Bizim kızlar mutfakta son kontrolleri yapıyordu. Evin organizasyonu ile Rojbin ilgilenmek istemişti. Bende daha iyisini bulamayacağım için kabul etmiştim. Rojbinlerin ufak bir organizasyon firması vardı. Aybüke ise yemekleri yememek için kendini zor tutuyordu. Bu 5 metre öteden yemeklere attiği bakışlardan belli oluyordu. Zümra salonla ilgileniyordu. Benim geldiğimi fark ettiklerinde hepsi etrafıma toplanmıştı. Aybükeden hiç şaşırtmayın bir tepki geldi.

" Oh my god, girl you so beatiful." Tabi bunu biraz şişiererek söylemişti.

"Ya Berfu, çok ama çok güzel olmuşsun hayatım." Zümra biraz daha duygu dolu söylemişti ve çok içten söylemişti. Zaten bu tür durumlarda en duygusalımız Zümra idi.

"Ouv,ouv gözlerim." Rojbin tek eli ile gözleeini kapatmış aralık bırakarak bakıyordu.

"Gözlerim bu kadar parıltıdan sonra kendine gelemeyecek. Gözlerimin katili oldunuz şık hanımefendi sizi dava edeceğim." Bu oyununa hepimiz çok gülmüştük.

"Çok teşekkürler kızlar sizde şahane olmuşsunuz ve bugün yaptıklarınız içinde ne kadar teşekkür etsem azdır. Özellikle sen Zümra, eminim aşırı güzel olmuştur yemekler. Tatlarına bakmak için sabırsızlanıyorum."

" Ay evet lütfen bakalım hadi, hemen şimdi,hadi." Aybüke her ne kadar oraya doğru gitmeye çalışsada Zümra önüne geçmiş ve onu durdurmuştu. Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.

"Kızlar evin içinde kocaman bir gökataşı mı var yoksa ben mi yanlış görüyorum."

"Yok vallahi halis mulis tüm atmosfer katlarını aşıp yere düşen bir göktaşı duruyor karşımızda." Rojbin yine tabi ki espri ile karışık şekilde iltifat etmişti.

" Aşkom çok güzel olmuşsun."

"Sağol Ebocum sende çok şık ve zarif olmuşsun."

Ebrar'ın üstünde bebek mavisi ince askılı dizin hemen üstünde biten bir elbise vardi.

"Kızlar hadi. Geldiler sanırım."

Hepimiz salona doğru ilerledik ve avluda misafirlerimiz ile karşılaştık. En önde ki çift kayınvalidem ve kayınbabam olmalıydı. Onların hemen arkasında kalan kız kim bilmiyordum ama benden 1-2 yaş küçük duruyordu. Onun hemen yanında ise benle yaşıt bir erkek duruyordu. Sonrasında evleneceğim insan ve arkadaşladı duruyordu. Onunla göz göze geldiğimizde onun gözlerinin zaten benim üzerimde olduğunu fark ettim. Elinde kocaman bir buket ve çikolata vardı.

Teker teker hepsine hoşgeldiniz dedikten sonra avluda sadece biz ikimiz kalmıştık. Herkes içeri geçmişti bende ilerlemeye başlayacakken Umut kulağıma doğru eğildi ve gülümseyerek konuşmaya başladı.

"Arkadaşın çok haklı çünkü şuan önümde insanı yanıp kül edecek kadar büyük bir göktaşı duruyor."

★ Wuhuu o neydi gıı🤭 ladies and gentlemen umarım bölümü beğenmissinizdir🤩 Bölüm hakkindaki yorumlarinizi bekliyorum. Kendinize iyi bakın ve simdi Androş kaccov💋💗★

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.