İçeriğe geç

ÇAKAL - BxB

Bölüm 7 · 6 dk okuma

ÇAKAL - BxB

Bölüm 7

7.

Alaz, Timuçin'i her zaman gittiği lahmacun salonuna götürüp siparişleri vererek yabancı bir ortamda kendini ürkek bir kedi gibi hisseden çocuğun oturduğu masaya gidip karşısına oturdu.

Timuçin ise daha önce hiç görmediği esnaf lokantası denilen mekanı inceliyordu. Alaz onu böyle bir yere getirmekte kararsızdı ama kısıtlayarak insanlardan uzaklaştırmak istemiyordu. Biri bir şey derse ya da farklı bir gözle bakarsa kim olursa olsun onu oraya gömmeye karar vermişti.

Timuçin'in geldiği yerde bu tarz bakışlara maruz kalmadığını ve onun elit bir kesime ait olduğunu biliyordu. Belki de aralarında uçurumlar vardı ve Alaz o uçuruma sürüklendiğinin farkında bile değildi.

Masalarına gelen siparişleriyle Alaz eski hınzır haline döndü. Timuçin'in önündeki lahmacunu önüne çekti. Masadaki maydanoz tabağından koca bir tutam alıp lahmacunun ortasına götürdü.

"Bak şimdi cici bebe sana nasıl yenileceğini göstereceğim" derken soğana elini uzattı ama Timuçin onu durdurdu.

"Dur dur, soğan olmaz. Acı o, midem ağrır."

Alaz onun çocukça karşı çıkmasına gülerek "Doğru minnoş midene zararlı, eh bu kalsın o zaman" dedi ve bir dilim limonu "Ohh bolca sıkalım" deyip parmaklarında kalan limonu ne yapacağını bilemeyerek hızla masanın üzerindeki peçeteyi alıp elini sildi. Normalde limonu bir güzel yalayarak temizlerdi ama şimdi karşısındaki çocuğu tiksindirmek istememişti.

Timuçin eli ayağına dolanan Alaz'a gülerek sardığı lahmacuna baktı. Alaz sardığı dürümü "İşte olduuu" diyerek Timuçin'e uzattı.

Kibarca elindeki dürümü alana Timuçin ikiye bölmek isteyince bu kez Alaz onu durdurdu.

"Olmadı bu şimdi cici bebe, o bölünmez öyle. Direkt gömecen onu, bak böyle" diyerek kendine de dürüm hazırlamaya koyuldu. Eli soğana uzanırken durdu.

"Neyse bu defa bende yemeyeyim soğanı, minnoş karnımız ağrır sonra" diyerek Timuçin'e göz kırptı. Limonunu da sıkıp dürüm yaparak eline aldı.

"Bak şimdi böyle.." deyip dürümden büyük bir ısırık aldı.

Timuçin de onu izleyerek aynısını yapmak için ağzını kocaman açtı ve dürümünden bir ısırık aldı. Alaz sakince başını sallayarak lokmasını çiğnerken Timuçin'in şişmiş yanağına bakarak güldü. Ağzındakini evirip çevirerek yemeye çalışan Timuçin yapamayınca Alaz masanın üstündeki ayranı açarak ona uzattı.

"Fazla mı geldi?"

Timuçin ayranı kaptığı gibi hızla başını sallayarak bir yudum aldı. Alaz ona gülerken Timuçin utanarak etrafına bakındı. Alaz da onunla birlikte hangi tarafa bakıyorsa oraya bakıyordu. Eğer birinin baktığını görürse Timuçin fark etmeden gerektiği şekilde bakarak karşılık verecekti.

Ağzındakini zar zor bitiren çocuk tekrar Alaz'a baktığında göz göze geldiler. Bakışlarını elindeki dürüme çevirip bir ısırık daha aldı ama bu defa daha küçük bir lokma aldı. Alaz bunu fark ettiğinde gülerek kendi dürümünden kocaman bir ısırık aldı.

Dürümünü önce bitiren Alaz ayranının son yudumunu içip daha yarısına bile gelemeyen Timuçin'i izlemeye koyuldu. Küçücük bir lokma da bile kocaman olan yanaklarına bakarak başını iki yana salladı. Karşısındaki çocuğun tam bir hanım evladı olduğunu biliyordu ve bu hallerinin ona çok yakıştığını, en doğal haliyle hareket ettiğini ve kendisiyle anlayabilmek için elinden geleni yaptığını görüyordu. Belki de Alaz'ı ona çeken şey de tam olarak buydu. Doğal hali.

Sonunda dürümünü bitiren Timuçin yorulan çenesiyle derin bir nefes vererek Alaz'ın yaptığı gibi ayranının son yudumunu sona saklanmıştı. Onun yaptıklarını taklit ettiğinin farkında bile değildi ama Alaz farkındaydı.

Alaz "Eh hadi bi tane daha" deyip önündeki lahmacunu gösterdiğinde Timuçin hızla ellerini havaya kaldırıp salladı.

"Hayır hayır, bu kadar yeter. Lütfen."

Onun mızmızlanarak reddetmesine büyük bir kahkaha atan Alaz "Daha önce senin kadar minnoş biriyle hiç karşılaşmadım biliyon mu cici bebe" dediğinde Timuçin çocukça bir omuzunu silkti.

"Ama bu kadarı fazlaaa" diye uzatarak masanın üstündeki ıslak mendil paketini açıp ellerini sildi.

Sakince ellerini silen çocuğu bir süre izleyen Alaz da önündeki yemeği bırakıp sandalyede arkasına yaslandı.

"Ee anlat bakalım, abinle tanıştın mı?"

Timuçin heyecanla hızla başını salladı. "Evet tanıştım, harika biri o, tam hayallerimdeki gibi biri.." dedi ama sonra bir sır verirmiş gibi masada Alaz'a doğru yaklaşıp kısık sesle "Ama çok küfür ediyor" dedi.

Alaz kahkaha atarak Timuçin'e doğru yaklaştı. "Alışırsın cici bebe, ben de çok küfür ederim ama sen kızarsın diye etmiyorum" deyince Timuçin kaşlarını kaldırdı. "Neden kızayım ki? Abime kızmadım hiç."

Alaz hmlayarak tekrar arkasına yaslandı. "Ama o abin, ona kızmazsın. Ben abin değilim."

Timuçin omuz silkerek etrafına bakınırken "Sen de arkadaşımsın" dedi.

Alaz şaşırarak kaşlarını çattı. "Arkadaşın mı?"

Timuçin gayri ihtiyari başını sallayarak "Evet arkadaşım" deyince Alaz derin bir nefes vererek oturduğu sandalyeden kalktı.

"Biz arkadaş olamayız cici bebe."

Timuçin duyduğu şeyle yüzü düşerek başını yere eğdiği sırada Alaz hesabı ödemek için kasaya gitti.

Geri döndüğünde suratı asılmış çocuğa bakarak iç çekti.

"Hadi gidelim artık, arabanı tamir etmişlerdir şimdiye."

Timuçin yavaşça başını sallayarak ayağa kalkıp dükkandan çıkan Alaz'ı takip etti. Alaz'ın arabasına doğru yürürken gömleğinin pilelerini sıkıyordu. Arkadaşta olamayacaklarsa ne olacaklardı? Bir daha onu görmeye gelemeyecek miydi? Alaz bir daha buraya gelme demişti. Onu istemiyordu işte.

Timuçin bu düşüncelerle arabanın yolcu kapısını açıp binerken Alaz onu izliyordu. Sürücü kapısını açıp başını iki sallayarak binip yanında oturan çocuğa baktı. Başını yere eğmiş parmaklarıyla oynayan çocuğa bakarak arabayı çalıştırdı.

"Ne oldu gene cici bebe, astın suratını?"

Timuçin başını kaldırıp önündeki yola bakarak "Hiçç yoruldum sadece" dediğinde Alaz başını yukarı kaldırıp cıklayarak "Olmadı bu cici bebe, bana yalan söyleme" dedi.

Timuçin "Tamam tamam" diyerek hızla başını Alaz'a çevirdi. "Orda şey dedin ya..biz arkadaş olamayız diye. Hiç mi olamayız?"

Alaz direksiyonu sola kırıp sanayi sitesine girerken buruk bir gülümsemeyle Timuçin'e döndü.

"Zaman gösterecek Timuçin, zaman."

Timuçin ne demek istediğini anlamasa da en azından olmaz demediği için sevinçle önüne döndü.

"Tamam zamanla o zaman."

Alaz tamirhanenin önüne geldiğinde arabayı durdurup "Sen burda bekle, ben sorayım araba olmuş mu" diyerek cevap beklemeden arabadan indi.

Timuçin'i özellikle onlarca barzonun olduğu yere götürmek istemiyordu, bu defa cidden elinden bir kaza çıkabilirdi. Timuçin kararan gökyüzüne bakarak Alaz'ın dükkandan çıkmasını beklemeye koyuldu.

İçini yiyip bitiren bir korku vardı ve bunu dile getirmeye dahi korkuyordu. Alaz onun eşcinsel olduğunu öğrenirse ne tepki verirdi. Kesin arkadaş olmak istemez hatta benden uzak dur bile diyebilirdi. O yüzden Timuçin bunu sonuna kadar saklamaya karar verdi. Eğer öğrenmezse sorun olmazdı değil mi?

Alaz büyük tamirhanenin Timuçin'in arabasını sürerek çıkıp arabayı uzak bir mesafede durdurup arabadan inerek kendi arabasının yanına yürüyerek geldi. Yolcu kapısını açıp oturan çocuğa göz kırptı.

"Hadi yine şanslısın, seni İstanbul'a kadar götürür tekerler."

Timuçin masum masum Alaz'a bakarak başını salladı ve arabadan indi. Alaz'ın yanında arabasına doğru yürürken birden "Yine geleceğim, sadece babamla konuşmam lazım " dedi.

Alaz cevap vermeden önce ellerini pantolonunun ceplerine koyup başını yavaşça salladı. Yanında yürüyen çocuğa bakarak iç çekti.

"Gelmeden önce ara, sanayiye gelme tamam mı?"

Timuçin onun sözünde durmak için hızla başını salladı. "Tamam tamam, başka bir yere gelirim, olur mu?" diye hevesle sordu.

Alaz arabaya ulaştığında elindeki anahtarı ona uzatarak "Bakarız" dedi.

Timuçin, onu son görüşü olacağını hissederek bir anlık cesaretle elindeki anahtarı hızla alıp Alaz'a sarıldı.

Alaz şokla elleri havada beline sıkıca sarılan Timuçin'e baktı. Eli onun kıvırcık saçlarına gitti ama yarı yolda ellerini yumruk yaparak indirdi.

Timuçin ona sarılmayı bırakıp yüzüne bakmaya utandığı için beklemeden arabasına doğru yürüdü ve kapıyı açıp bindi. O arabayı çalışırken Alaz ara arabanın önünden çekilmeden önce son kez Timuçin'e baktı. Timuçin bakışlarını ondan kaçırıyordu ama Alaz'ın kenara çekilmeyeceğini anladığı için yavaşça başını ona çevirdi.

Alaz buruk bir gülümsemeyle ona bakarken Timuçin de aynı buruklukla gülümsedi. Başını yavaşça aşağı indirip kaldırarak dudaklarını birbirine bastırdı. Alaz elleri ceplerinde kenara çekildiğinde Timuçin gaza basarak yanından geçip gitti.

O, sanayiden uzaklaşırken Alaz çalan telefonuyla pantolonun cebinden çıkarıp açtı.

"Abi, hallettik."

Alaz kendi dükkana doğru ayaklarını sürüye sürüye yürürken "Kaça okuttunuz jantları" dedi.

"Abi valla çok iyi bir fiyata sattık, bulunmaz nimet gibi havada alıcı buldu."

Dudaklarını büzerek hmlayan Alaz dükkanına girerken "Yarısını alırım" deyince karşı taraf "Ooo abi naptın ya, kaç kişi var bölüşecek" dediğinde Alaz sert sesiyle

"Kes tatavayı, sayemde kuş kafese girdi" dedi.

"Taam abi sen nasıl dersen" diyen adamla

"Hadi akşama uğrarım" deyip telefonu kapattı.

Timuçin'in oturduğu iskemleye gözü kaydığında elindeki telefonu sıkarak dükkanın dış kapısına döndü.

"Seni sürekli dolandıran bir şerefsizle arkadaş olunmaz be cici bebe."

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ama azcık şeroluk yaptı hangi amaç için yaptıysan yaptın çakal ama sana yakışmadı bu