İçeriğe geç

ÇAKAL - BxB

Bölüm 6 · 6 dk okuma

ÇAKAL - BxB

Bölüm 6

6.

Yarım saat sonra gelen genç oğlanla Timuçin oturduğu iskemlede huzursuzca kıpırdandı. Alaz ise gelen arkadaşıyla tokalaşıp arabanın anahtarını verdi. Çocuk anahtara şöyle bir bakıp "Abi bu saatte bu modele uygun tekerlek hayatta bulamayız, özel tasarım bunlar. Anca elimizde ne varsa idareten takarız" deyince Alaz arkasında oturan Timuçin'e döndü.

"La cici bebe sen ne diyon bu işe, gideceğin yere kadar götürse yeter mi?"

Timuçin hızla başını salladı. "Sorun değil İstanbul'a döneceğim zaten, babamın galerisine bırakırım."

Alaz kaşlarını çatarak bir süre Timuçin'e baktı. Kafasında oluşan soruları sorup sormamak için emin olamadığı için önce tamirci çocuğun gitmesini bekleyecekti.

Hep beraber tekrar arabanın yanına doğru yürürlerken mavi tulumun içindeki çocuk hafif üzgün bir ifadeyle Alaz'ın koluna dokunup "Abi senin kızı okulun ordaki parkta görmüşler, yeni bir eleman varmış yanında" dedi.

Alaz omuz silkti. "Ee banane olum, beni ırgalamaz kiminle ne halt yiyorsa " derken arkasından yürüyen Timuçin'e göz ucuyla baktı.

Konuşulanları sessizce adımlarla atarak dinleyin Timuçin ise alt dudağını kemirerek başını yere eğmişti.

Çocuk ısrarla "Öyle deme be abi herkes sizin evleneceğinizi düşünüyordu" deyince Alaz ofladı.

"Uzatma Faruk, uzatma" diyerek konuyu kapattı.

Arabanın yanına geldiklerinde arabanın önündeki çekicinin halatını çıkaran Faruk'u izleyen Timuçin'in yanına yavaşça gelen Alaz hafif eğilerek "Akşama yetiştirmelerini söylerim çocuklara, istersen gideceğin bir yer varsa götüreyim" dedi.

Timuçin buruk bir gülümsemeyle başını iki yana salladı. "Gerek yok, bana taksi çağırırsan yeter."

Alaz, çekiciye yerleştirilen arabayla Faruk'tan ne zaman teslim alabileceğini öğrenip tokalaştıktan sonra Timuçin'in yanına döndü.

Arabasının gidişini umursamazca izleyen Timuçin'in umrunda olan şey az önce duyduğu şeylerdi. Bir kaç hafta önce tanıdığı ve belki de ilk kez etkilendiği erkeğin sevdiği birinin olduğunu öğrenmeyi sindirmek daha önemliydi. Olmayacağını biliyordu bilmesine de ama küçük kalbinde bir şeyler kırılmıştı.

Alaz eli ensesinde hâlâ arabasının gidişini izleyen Timuçin'e gülümseyerek "O kadar üzülme be cici bebe, yenisini alırsın babanın galerisinden" diyerek dükkanda söylediğine laf çarptı.

Timuçin "Hıh" diyerek Alaz'a döndü. "Efendim."

Alaz "Ooo uçmuş bu" deyip Timuçin'i kolundan tutarak dükkana doğru yürüttü.

Dükkana döndüklerinde Timuçin yoğun duygularının gitgelleriyle yorgun düşünce iskemleye kendini bıraktı. Bakışları dükkanın içini tararken aslında hiçbir şeye bakmıyordu. Sadece kafasının içindekileri dışarı yansıtamadığı için ne yapacağını bilmiyordu.

Alaz onun bu durgun halini hâlâ arabadan dolayı sandığı için onun dikkatini dağıtmak için "Lan minnoş gel seninle iki lahmacun gömek, bekle sen burda üstümü başımı değiştireyim" dediğinde Timuçin ona boş gözlerle baktı.

"Neyi gömeceğiz, niye ki?"

Alaz büyük bir kahkaha atarak "Lahmacun diyorum, daha önce hiç yemedin mi?" diye sordu.

Timuçin yavaşça başını salladı. "Daha önce hiç yemedim. Lahmacunu niye gömüyoruz ki biz?"

Alaz dükkanın iç kısmındaki bölmeye doğru yürürken üstündeki atleti çıkarırken "Seninle daha çok işimiz var cici bebeee" diye seslendi.

Timuçin o giderken arkasında bu rahatlığına şaşkın şaşkın bakarak "Deli bu galiba" diye içinden geçirdi.

Bir kez daha duyduklarını sindirmek için derin bir nefes alıp omuz silkti.

"En azından arkadaş olabiliriz."

Alaz üst katta üstünü değiştirirken bir kez daha Timuçin'in bir anda durgunlaşmasını bir şeylere yormaya çalıştı. Bir araba için bu kadar üzülecek bir çocuğa benzemediğini düşünüyordu ama ne suratı asılmıştı anlamıyordu.

Faruk'un söylediklerini akıl süzgecinden şöyle bir geçirdi. Şeyma iki yıllık sevgilisiydi ama kızın isteklerini karşılayamadığı için bir süre sonra sürekli tartışmaya başlamışlardı. Şeyma ilişkilerini bir üst seviyeye taşımak ve evlenmeden birlikte olmak istiyordu. Zamanla bunun Alaz'ı evlenmeye zorlamak için planlı bir hareket olduğunu anlamıştı. Evet herkes onların evleneceğini düşünüyordu ama Alaz, kardeşi iyileşmeden önce böyle bir şey yapmak istemiyordu. Kız da artık evlilik çağım geçiyor, eğer evlenmeyeceksen ayrılalım diyerek bitirmişti.

Alaz için Şeyma evlenmek için doğru bir seçenekti. Ona deli divane aşık olmasa da seviyor ve sayıyordu. Evde dedesi ve kendisinden başka eve bakıp, çekip çevirecek kimseleri yoktu ve Ecrin daha küçük olduğu için ona da bakacak birileri lazımdı. Bir kadın eli evlerine düzen getirebilirdi. Bu yüzden de herkes Çakal'ın bu serseriliğini bıraktıracak bir kadının olmasının doğru olduğunu düşünüyordu. Ama hayatın planı farklı işliyordu.

Üstünü değiştirip parfümünden bir kaç fıs sıkıp odanın duvarına asılı boy aynasına baktı. Saçlarını geriye doğru tararken bir ıslık çalıp "Şimdi adama benzedin be oğlum" diyerek odanın kapısını açtı.

Merdivenlerden inip bölmeden çıktığında Timuçin'i oturduğu iskemlede bulamayınca kaşlarını çatarak dükkanın içinde göz gezdirdi. Gittiğini düşünerek dükkanın dışına çıktı.

Civar dükkandakilerin garipseyen bakışları eşliğinde kollarını önünde kavuşturmuş gökyüzünü seyreden Timuçin'i gördüğünde gözlerini kapatıp açtı. Gittiğini sanmıştı.

Ona bakanların Timuçin'in üstündeki kıyafetlere, feminen görüşüne ve bembeyaz tenine baktıklarını anladığında Alaz dişlerini sıkarak Timuçin'i kolundan tuttu.

"İçeri gir cici bebe, ne işin var dışarda" diye çıkışınca Timuçin kolunu onun elinden çekti.

"Benim adım cici bebe değil, Timuçin."

Alaz sinirle ofladı ve masanın üstündeki araba anahtarını alarak "He tamam tamam Timuçin, sanayinin ortasında ne dikilip duruyorsun" deyince Timuçin kaşlarını kaldırdı.

"Ne varmış sanayinin ortasında..." Durdu ve "Neydi devamı?" Devamını getirmeyip onun dediğini söyleyemeyince oflayarak kollarını önünde birleştirdi.

Alaz onun bu sinirli halini komik bulduğu için gülerek "İstanbul Türkçe'ni bozmayalım cici bebe" diyerek dükkanın dışına doğru yürüdü.

"Hadi gel gidelim, yoksa elimden bir kaza çıkacak burda."

Timuçin hâlâ ne olduğunu anlayamadığı için boş gözlerle ona bakarak dükkandan çıktı. Alaz dükkanın yanındaki kepenkleri kapalı başka bir dükkanın kepenklerini kaldırırken Timuçin onu süzüyordu. Üstündeki dar siyah gömleğin kaslarını daha da belirginleştirdiğini fark ettiğinde dudağının kenarını ısırıp bakışlarını aşağı doğru indirdi. Bir anda arkasını dönüp ona bakan Alaz'la karşılaşınca hızla başını diğer tarafa çevirdi.

Alaz önce kaşlarını çatarak bir süre ona bakıp ardından sırıtarak "Hayırdır cici bebe beni mi kesiyorsun" dediğinde Timuçin gözlerini kocaman açıp ona baktı.

"Ne alakası var ya, şey işte... yakışmış.. yani gömlek, olmuş yani" diye geveledi.

Alaz hmlayarak kapenkleri tamamen açıp içeri girdi. Timuçin utançla hızla arkasını dönüp etrafına bakındı ve o anda ona dönen garip bakışları yakaladı. Bir kaç adamın karşı dükkanda ona dik dik baktığını gördüğünde arkasını dönüp Alaz'a neden baktılarını soracaktı ama onun da aynı yere baktığını fark etti.

Alaz yumruklarını sıkarak ileri doğru bir adım attığında Timuçin onu kolundan tuttu.

"Alaz, dur."

Alaz sinirle Timuçin'e döndü. Üstündeki sarı gömleğin ona yakıştığını ve saçlarının doğal rengiyle uyumlu olduğu için tatlı olduğunu düşünmüştü ama onun böyle bir yerde dikkat çekebileceğini yeni fark etmişti. Kolundan tutan çocuğun elini tutup garaja çekti.

"Bir daha buraya gelme Timuçin."

Timuçin onun sesindeki öfkeye ve uyarıcı tona dudaklarını büzerek "Tamam gelmem" dedi ve Alaz'ın elini bıraktı.

"Ben gitsem iyi olacak, sanırım fazla durdum."

Alaz oflayarak kapıdan çıkmak üzere olan çocuğun önüne geçip durdurdu.

"Git diye söylemedim cici bebe, burası sana göre bir yer değil."

Timuçin alt dudağını kemirerek önüne geçen Alaz'dan kurtulmak için yana kaydı ve yürümeye devam etti. Bir yandan da söyleniyordu.

"Doğru haklısın, sizin gibi tipler değilim ben. Feminen görünüyorum, sizin gibi gür sakallarım yok, tenim fazla beyaz ve bakımlı, zayıfım, boyum da kısa.. kız gibi değil mi? "diyerek hızla arkasını dönüp Alaz'a baktı.

Onu süzerek bakan Alaz'la karşılaşınca şaşırdı. Alaz emin olmak ister gibi çenesini sıvazlayarak "Kız gibi göründüğünü düşünmemiştim ama tenin hakkaten bembeyaz ama utanınca kıpkırmızı oluyorsun" dedi.

Timuçin, onun gayri ihtiyari söyledikleri yüzünden yine yanakları kızarmaya başlamıştı. Alaz bunu fark ettiğinde bir kaç adımla yanına gidip onun kolundan nazikçe tutarak tekrar içeri doğru çekti.

"İşte bunu görmesinler cici bebe."

Timuçin şaşkın şaşkın onu yüzüne bakarken Alaz bir kez daha onun masmavi gözlerindeki kuyuya düşecek gibi hissediyordu. Timuçin dudaklarındaki kuruluğu gidermek için dudaklarını ıslattığında Alaz'ın gözleri de onun dudaklarına kaydı. Alaz pembeleşen dudakları kaç saniyedir izlediğini fark etmeden bir kez daha bakışlarını gözlerine çıkardı.

"Burası için fazla güzelsin."

Timuçin duyduğu cümleyle hızla nefesini tutarak başını yere eğdi.

Ne yaptığını sonradan fark eden Alaz ise şokla gözlerini açarak elini Timuçin'in kolundan çekti. Hızla arkasını dönüp garajdaki arabasına baktı. Elini istemsizce ağzına götürüp "Hassiktir" diye mırıldandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.