İçeriğe geç

ÇAKAL - BxB

Bölüm 19 · 6 dk okuma

ÇAKAL - BxB

Bölüm 19

19.

Şimdilik bununla idare ediverin yavrularım 🤭 gelicem yakında

Alaz biraz daha toparlandığında Timuçin'e olan duygularından kaçmak yerine üzerine gitmeye karar verdi.

O, aslında her zaman plansız yaşayan ve kalbinden ne geçiyorsa onu yapan biriydi. Eski kız arkadaşını da bir zamanlar sevdiği göz önüne alınırsa kendisini bir süre araştırıp bu duyguların ne olduğunu anladı. Belki de şimdiye kadar hiçbir zaman bir erkeği Timuçin'i gördüğü gibi görmemişti ama onu da bir kız olarakta görmüyor, ne kadar gözüne feminen ya da tatlı gelse de onun erkek olduğunu elbette biliyordu.

Ve sonuç olarak hem kızlardan hem erkeklerden hoşlanabildiğini çözmüştü. Aslında sadece Timseksüel de olabilirdi.

Gerici bir toplumda yaşamış ve çevresindeki insanlar ne öğrettiyse onları takip etmişti şimdiye kadar ama Çakal ya da Alaz asla toplumu dinlemez, yine burnunun dikine giderdi. Timuçin'den hoşlanmışsa bitmişti, gerisi ya da kimin ne dediği umrunda değildi.

Üzerine bu defa oldukça dikkat ederek güzel beyaz bir gömlek ve altına siyah bir kot pantolon giyerek kemerini taktı. Tıraşlı yüzünü aynanın karşısında sıvazlayıp ıslık çalarak saçlarını geriye doğru tarayarak şekil verdi.

Onun neşesini ta mutfaktan duyan dede torun ise birbirlerine ne oluyor der gibi baktılar. Ecrin işaret parmağını dudaklarına götürüp "Şş" yaparak "Dede abim aşık olmuş" dediğinde yaşlı adam gülerek bastonunu yere vurdu.

"Galiba kızım, galiba. Baksana o kız da bile bu kadar süslenmiyordu. Kim ki acaba bu yeni kız?"

Ecrin yutkunarak çoktan fark ettiği şeyi söylememek için sadece dudaklarını büzdü.

Çakal ıslık çala çala mutfağa girip ellerini beline koyarak kardeşine baktı.

"Nasıl olmuşum cimcime, iş var mı abinde?"

Ecrin elini ağzına götürüp kıkırdayarak "Çok yakışıklı oldun abi, kesin sana aşık olacak" dediğinde Alaz kardeşinin yanaklarını sıkarak "Zaten bana aşık cimcime, yanına yakışır mıyım sen onu söyle" dedi.

Ecrin hızlı hızlı başını sallayarak onayladı. Yaşlı adam da torununu şöyle bir süzüp "Benim aslan torunum herkesin yanına yakışır tabi" deyince bu defa Alaz dedesine dönüp "Hay yaşa be dede, ama torunun sadece ona yakışır" deyip sırıtarak mutfaktan çıktı.

Koridorda yürürken "Akşama beklemeyin beni, her zamanki yerden ev yemekleri göndereceğim size, geç gelirim" diyerek kapıyı açıp evden çıktı.

Dede torun baş başa kalınca Ecrin kıkırdarken yaşlı adam şaşkın şaşkın kapanan kapıya baktı. Kimdi çakal torununu bu hale getiren kız merak ediyordu.

Alaz arabasına atladığı gibi ağzında gevelediği şarkı eşliğinde arabayı çalıştırıp yola çıktı. Bir kaç sokak yukarıdaki sokağa geldiğinde tam Yakup'ların apartmanın önünde durdu.

Balkonda Serhat'la oturmuş çay keyfi yapan Kaan binanın önündeki arabayı görünce balkon demirlerinden sarkarak üst kata baktı.

"Ayten abla iyice kaliteyi düşürmüş, kapısına Tofaş geliyor artık."

Serhat "Sana ne lan, kim gelirse gelsin. Ayten'in bekçisi misin" diye onu azarlarken Kaan gülerek göz kırptı.

"Yav sana kaç kere diyeceğim gülüm kıskanma şu kadını, benim ne işim olur senden başkasıyla."

Serhat göz devirdiği sırada balkona çıkan Timuçin heyecanla "Abi Alaz geldi" diye bağırarak içeri girince Kaan'la Serhat göz göze geldiler.

"Aha yeni enişte güme gitti, turuncu kafa dediğimi duymasın."

Bu defa Serhat da ona katılarak gülmeye başladı.

Timuçin heyecanla evden çıkıp merdivenlerden inerken aklındaki tek şeyi yapmak için binanın kapısını açtı. Arabanın kapısına yaslanan Alaz'a koştuğunda Alaz şaşkınlığını hızlı atıp üstüne doğru koşan çocuğu tutmak için kollarını açtığında uçar gibi kollarına atılan Timuçin'i kucakladı.

Yarası inanılmaz derece acıyordu ama umrunda bile değildi kollarını boynuna saran çocuğu sıkıca belinden tutarak boynuna gömülen Timuçin'e güldü. Başını yukarı kaldığında balkonda onları izleyen üç kişiyi görünce kaşlarını çattı.

Kaan ağzını yaya yaya "Enişteeee, al bu turuncuyu başımızdan iki saattir Alaz gelecek diye diye imansız evi tavaf etti, nerdeyse dine dönüyordum" dediğinden Timuçin hızla Alaz'ın kucağından indi.

"Kaan abiii."

Yakup yanındaki Kaan'ın kafasına okkalı bir tokat geçirip "Utandırma lan kardeşimizi" deyince Kaan acıyan başını kaşıyarak Serhat'a döndü.

"Sevgilin burda dayak yiyor, sen gülüyorsun hain aşk."

Serhat yine göz devirerek omuz silkti. "Kalın kafan düzelir belki."

Kaan cık cıklayarak utançtan kıpkırmızı olan Timuçin'e gülerek "Lan çocuk pancara döndü, alın bunu burdan" deyip Alaz'a kaş göz yaptı.

Timuçin eğdiği başını kaldıramadığı için ona gülümseyen Alaz'ı göremiyordu ama imalı sesinden "Bilseydim daha erken çıkardım" dediğinde Timuçin başını kaldırmadan kolundan tutup arabaya doğru çekiştirdi.

Alaz başını kaldırıp izin alır gibi Yakup'a bakıp başını sallayarak onaylayan abisiyle Timuçin'in çekiştirdiği arabanın sürücü kapısını açtı.

"Tamam tamam, hadi bi bana bak cici bebe."

Timuçin gözlerine gelen kıvırcık saçları geriye iterek başını kaldırdı ve ona merakla bakan Alaz'a gülümsedi.

"Acıktım, gidelim lütfen."

Alaz onu daha da utandırmamak için "Atla bakayım yanıma" deyince küçük adımlarla koşarak yan koltuğun kapısını açan Timuçin'e güldü.

İkisi de binmek üzereyken sokaktan giren lüks arabalarla kaşlarını çatarak baktılar. Timuçin Oktay'ın arabasını tanıyınca merakla Alaz'a döndü.

Ama arkasındaki arabayı da tanıyınca seviçle "Gülçin" diyerek önlerinde duran arabalara baktı.

Arkadaki arabadan inen kıvırcık sarı saçlarıyla orta boylu bir kız "Tim" diye koşarak Timuçin'e sarıldı.

Ondan sonra arabadan inen Oktay ise Alaz'ın kapısını tuttuğu arabaya bakarak gözlerini devirdi. Alaz yine küçükseyici bakışları üzerinde hissedince gerilerek yumruklarını sıktı.

Bu sırada Timuçin arkadaşı Gülçin'le hasret giderip "Sen nerelerdesin, kayboldun be yavrum" diyen kıza alttan alttan Alaz'ı gösterdi.

Yirmili yaşlarındaki kız kaşlarını çatarak Alaz'a baktı. Sonra da adım adım yanına gidip tam karşısında durdu.

"Demek benim portakalımı çalan hırsız sensin."

Alaz ne demek istiyor diyerek kaşlarını çatarken Oktay araya girip "Yok o daha çok dolandırıcı, Tim'i kandırmıştır" dediğinde Alaz yumruklarını sıkarak Oktay'ın üzerine doğru yürüdü.

"Senin ağzın fazla gevşemiş kardeşim sıkayım ben onu."

Timuçin hızlı adımlarla Alaz'ın önüne geçip ellerini göğsüne koydu.

"Alaz, kavga yok, söz verdin."

Alaz dilini üst dişlerinde dolandırarak "Kaşınıyor bu cici bebe" dediğinde Oktay söylediği lakaba tiksinir gibi yüzünü buruşturdu.

Gülçin de Oktay'ın yanına giderek "Ayıp oluyor Oki" deyip Timuçin'e döndü.

"Nereye gidiyordunuz bensiz?"

Timuçin dudaklarını birbirine bastırarak küçük elleriyle oynarken "Şey.. Alaz'la yemeğe gidecektik" deyip yanındaki oğlana baktı.

Gülçin hmlayarak kaşlarını kaldırıp "Biz de gelelim? Yoksa yemekten sonra mı geleyim tekrar?" diye sordu.

Timuçin sadece ikisi plan yaptığı için önce Alaz'a sormak istedi, fakat Alaz çoktan onu üzmemek için omuz silkti.

"Cici bebe isterse buyrun gelin, yemekte de konuşursunuz."

Gülçin sevinçle Timuçin'e "Yeeyy, geliyoruz" diye el sallarken Oktay surat asarak "Kim bilir nereye gideceksiniz, ben yemem ne olduğu belli olmayan şeyleri" dediğinde Gülçin bu defa Oktay'ın koluna okkalı bir tokat geçirdi.

"Oki fazla konuşuyorsun, sus."

Oktay kaşlarını çatarak Gülçin'e dönüp "Ben gelmiyorum sen git, akşam mekanda buluşuruz" diyerek arabasına doğru yürürken Alaz en azından daha fazla sinirlenmeyeceğim diye rahat bir nefes aldı. Fakat Oktay arabasının kapısını açıp bir kaç saniye sonra sırıtarak ikisine baktı.

"Neyse ben de geliyorum."

Timuçin onun bakışlarından bir anlam çıkaramadı ama Alaz bu bakışı tanıyordu. Küçümseyici, alaycı ve bir o kadar kurnaz.

Alaz mecburen sesini çıkarmak yerine Timuçin'e dönüp gülümseyerek "Tamam hadi gidelim o zaman" deyip arabanın sürücü kapısını açtı.

Timuçin ise Gülçin'e onun arabasını göstererek "Bizi takip edin" deyip neşeyle "Tamam" diyen arkadaşıyla Alaz'ın arabasına bindi.

Alaz arabayı çalıştırıp diğerlerini beklerken tam karşısındaki arabada ona sırıtarak bakan Oktay'la direksiyonu sıktı.

Üç arabada yola koyulduğunda olayları an be an izleyen üçlüden Kaan "Bu akşam kavga var haberiniz ola, bu çocuk kan çıkarır" diyerek başını üzülerek iki yana salladı.

Yakup ise ellerini balkon demirlerine koyup başını aşağı yukarı salladı.

"Bu çocuğu görünce tanrımkeler aklıma geliyor, sabır versin ne diyeyim, Çakal'ı az buçuk tanıdıysam ağız burun dalar buna."

Serhat da ikisini onaylayarak "Bence sen bi sor abi nereye gittiklerini, en azından kavga ederlerse müdahale ederiz" dediğinde Kaan gülerek kolunu onun omzuna attı.

"Akılını yerim ben bu çocuğun."

Serhat oflayarak onun kolunu iterken kaşlarını çattı.

"Bi o kalmıştı zaten yemediğin."

Yakup didişen ikiliyi görünce hasretle iç çekti.

"Paşamı getirin buraya, nerde benim götünü yediğim. Herkes aşk yaşıyor laannn."

O telefon için içeri koşarken Serhat ve Kaan onun arkasından güldüler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.