Cahan, edenia diyarında batros köyünde siyah bi evde dünyaya geldi bu renk ilerde onun peşini bırakmicak ve onu hep kovalicak. Babası çiftçi annesi Sovma ise bir ev hanımıydı. Cahan babası çiftçi olduğu için küçüklüğü hep tarlalarda babasının hayvanlarıyla ilgillenerek geçti. Onun için hayat sabah kalkıp akşama kadar dışarıda hayvanlarla oynayarak geçiyordu karanlık peşindeydi ama hiç belli etmeden yavaş yavaş ona doğru yaklaşıyordu. Bir gün cahan yine hayvanlarla oynarken bi ses geldi bu bir çığlık sesiydi. Cahan merakına yenik düşerek sese doğru gitti. Bide ne görsün karşısında kırmızı turuncu giysisi Ezaki şovalyeleriydi ve edenia krallığı nı işgal etmek için gelmişlerdi. Cahan olanlar karşısında donup kalmıştı. Karanlık işte tam burda Cahan a saldırmaya başladı. Bi kaç saniye geçtikten sonra Cahan hemen eve doğru koşmuştu evde gazete okuyan babasına koştu. Yanına vardığında nefes nefese kalmıştı.
"Ne oldu oğlum niye bu kadar soluk soluğasın"
"Baba geldiler onlar geldiler"
"Kim geldi?"
"E-ezakiler geldi baba"
Babası olanlar karşısında hemen kalktı ve olanları Sovma'ya anlattı. Ardından hemen gerekli eşyaları alıp evden ayrıldılar ve arabaya binip teyzelerine gitmek üzere yola koyuldular. Ancak bir buçuk saat sonra arabanı benzini bitmişti. Ne yapacaklarını bilmiyordular derken Esrefa arabanın çekmecesinden krokiyi aldı ve açtı. En yakın benzinlik 3 kilometre ötedeydi. Geceyi yolun ortasında geçirecekleri. Gece vakti Ezakiler durmamış ve iyice ilerlemişler. Cahan gece bi sesle uyanmış ve arkaya baktığında ezaki askerlerini görmüş. O anki korku ve sessizlikle babasını uyandırmış.
"Baba ezakiler geldi napıcaz"
"Sessiz ol Cahan eğer ses çıkarmazsak bizi fark etmezler"
Der demez Ezaki askerlerinden biri mızrağıyla camı kırıp kapıyı açar. Cahan uyuyor taklidi yapsa da arada gözünü ufak ufak açıyor. Açtığında ise koltuk delinmiş ve her yerin kan içinde olduğunu gören Cahan arkaya baktığında ise annesi ile babasını yerde yatarken görüyor. Hemen yanlarına gidiyor ve dayanamayıp ağlamaya başlıyor. O sırada arkasında Ezaki generali ve bi kaç asker beliriyorbeliriveriyor. Cahan onların geldiğini yerdeki gölgeden anlıyor ve hemen dönüp arkasındaki askere vuruyor. Vurmasıyla askerin yere düşmesi bir oluyor ve bundan etkilenen general Cahan'ın yanına doğru yaklaşıyor
"Sen ne kadar güçlüymüşsün böyle, adın ne bakalım senin delikanlı?"
"Benim adım Cahan"
"Memnun oldum Cahan. Bişey dicem senin bu güçlülüğün ve acımasızlığın hoşuma gitti gel seni saraya götüreyim"
Cahan bu teklifi kabul etti. Her ne kadar onlardan nefret etsede kalacak bi yeri yoktu. O yüzden onlarla gitmeye karar verdi. Karanlık artık ona tamamen bağlanmıştı.
Devam edecek....
