Keyifli okumalar.
"Hey yamuk kravat buraya bak,buradayım."
Bir kaç kez etrafına baktı ve ben miyim diye ,eliyle kendini işaret edip sorarcasına baktı.
"Evet seni diyorum,yamuk.Bura-ya gel."
Deli gibi bağırarak söylediğim cümleye karşılık gözüne ışık tutmuş tavşan ve gibi bakmaya başladı.Tabi ki bunu umursamıyordum.
Etrafına son bir kez daha bakıp,yanıma adımladı.
"Sen iyi misin?"
Koca bir kahkaha patlattım.Onun bakışları ise gülerken kısılan gözlerimdeydi. Ahh pekala bunu ayılınca düşünebilirdim.
"Hiç olmadığım kadar iyiyim."
Her sarhoş olduğumda olduğu gibi,bu seferde hıçkırınca elimi ağzıma kapattım.Yeni bir hıçkırığı engellemek için.
"İçtin mi sen?"
"İç-emez miyim?"
"Ne bileyim, alkol içicek birine benzemiyorsun"
"Ala-kası yok."
"Peki daha fazla konuşma."
Vücudum inanılmaz derecede titremeye başladı,durduk yere birazdan hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıycaktım, hissediyordum.Kimse zayıflıklarımı görmemeliydi o yüzden buradan uzaklaşmalıydım.
"Ben gitmeliyim."
"Nereye?"
"Biriciğimin ya-nına."
Arkamı dönüp yürümeye başladım,arada sendeliyordum ama umursamadım.Gözlerim dolmaya başlayınca,kafamı önüme eğdim.Her zaman her yerde geçerli olan kuralım:
Kimsenin yanında ağlama.
Zar zor gelmek istediğim,apartmanın önüne gelince duraksadım.Bir kere bile olsa gelmemiştim buraya ama alacağım tepki de açıkca belliydi.
Kapının önüne gelir gelmez,çaldım zili.Gözlerimde yaşlarlarla birlikte,bekledim kapıyı açmasını,bir kaç defa zili çalmama rağmen çıkan olmadı.Gözlerim daha da doldu bu sefer.
Daha demin döndüğüm parka geri adımlamaya başladım.
Boş bulduğum banka oturdum,son bir kez daha şansımı denemek isteyerek aradım onu,açılan telefonla küçük umut krıntıları belirdi içimde.
"Alo?"
"İpek."
"Neden aradın?"
Neden aradığı mı düşündüm, aklıma bişey gelmeyince, öylesine bir şey söylemek istedim.
"Canım sıkılmıştı."
"Canın sıkıldığında arayabileceğin biri değilim."
"Bili-yorum." Ağzımdan bir hıçkırık kaçtı.
"Hıçkırdın, sarhoş musun sen?"
"Sanırım"
"Neredesin?"
Etrafıma baktım, parkta olduğumu bilmekten başka birşey çözemedim.
"Bilmiyorum."
Elimden telefonun çekildiğini hissettiğimde,elim kulağımda beklemeye devam ettim.Arkama baktığım da,telefonla konuşan yamuk karavatı gördüm.
"Evet arkadaşıyım ben...Yok hayır,iş arkadaşı."
Etrafına göz gezdirdi ve tekrar konuştu.
"... eczanesinin önündeyiz
Bekliyorum."
Telefonu kapattı ve ekrandaki isme baktı.Dudaklarını birbirine bastırarak bir süre ismi izledi.Hemen ardından put gibi dikilen benim,ceketimin cebine tıkıştırdı telefonu.Kolumdan tutacak gibi oldu ama geri çekildi.
"Üşüyor musun?"
İlk onun yüzüne sonra kendime ve son olarak şaşkınca onun yüzüne baktım.
"Ceketim var niye üşüyeyim ki?"
Bu dediğime hafifçe kıkırdadı ve önüne döndü.Ama benim gözüm gülünce ortaya çıkan gamzesinde kalmıştı.Bir daha görmek istiyordum.
"Pek öyle görünmüyor ama, titriyorsun"
Ben daha bişey söyleyemeden, montunu üstüme bıraktı.O an ne düşündüm bilmiyorum ama monta biraz daha sarıldım.Bir kaç dakika sonra o yolda gördüğü arkadaşıyla konuşmaya gitmişken bende yavaşça kaydırağa doğru adımlıyordum.Kaydırağın üstüne çıkmış,sanki az önce mutsuz olan ben değil mişim gibi gülüyordum.
Bir saniyelik gözünü bana çevirdi,sonra adama geri döndü.Aklına sonradan dank etmiş olsa gerek,hızlıca bana doğru döndü.
"Kedi buraya gel,ne yapıyorsun?"
Hala gülmeme rağmen dolu olan gözlerimle cevap verdim.
"KAYIYORUMMM."
Bir kaç saniye duraksadı ve yanıma geldi.Beni kaydıraktan indirince mızmızlandım.
"BENİ BIR-AK."
Bağırmamla birlikte,aceleyle etrafa baktı ve ağzımı kapatmaya çalıştı.Bunu yapmasıyla sinirlendim ve gün boyu tutmaya çalıştığım göz yaşlarımı bu sefer korkmadan serbest bıraktım.Kurallarımdan birini çiğnediğim içinde daha çok ağlamaya başladım.Ben ağlamaya başlayınca panikledi.
"Ben, özür dilerim."
Ellerimle yüzümü kapattım ve bankalardan birine oturdum.Acilen ağlamamı durdurmam gerekiyordu.
Yoksa İpek benim bu halimi görecekti
Kendimden çok utandım, bugüne kadar başardığım şeyler ve insanların beni tebrik etmesi boşa gitmiş gibi hissettim.Ayrıca yamuk kravat bana çok yakın davranıyordu.Beni niye yalnız bırakmıyordu ki?
"Alya,bana bak" dediği söze karşılık bişey demeden sadece başımı sağa sola salladım.
"Beni sev-miyor."
Gözyaşlarım arasından,söyleyecek onca cümlem olmasına rağmen arasından bir tanesi söyledim,beni en çok düşündüreni.Hıçkırıklarım arasında cümlem zar zor duyulsada,birinin duyması için değil dile getirmek için söylemiştim sadece.
"Ağlama lütfen,ne yapacağımı da bilmiyorum."
Oturduğum banka, titreyen vücudumla biraz daha sindim.Sürekli ağlıyor bir türlü susmuyordum.Haftalarca biriktirdiğim göz yaşlarımı akıtıyordum,bu sefer yanlız olmadan.
"Alya!"
Duymayı en çok istediğim aynı zamanda şuan burda olmamın sebebi olan kişinin sesini duyunca, kafamı yavaşça kaldırdım.
"İ-pek."
Hızlıca hiç durmadan koşmasına rağmen,dinlemeyip direk önüme çöktü.Sanırsam göz yaşlarımı silmek için uzandığında, yanlış bir şey yapmış gibi ellerini çekti.Bakışları endişe doluydu ve bu bile beni sevindirmeye yetiyordu.Acizliğin son noktasındaydım.
"Neden ağlıyor"
"Bilmiyorum,bir anda ağlamaya başladı"
Yamuk kravatın söylediklerine karşı, kaşlarımı çattım.İpek ise bana boş gözlerle baktı ama şaşırdığı çok belliydi.Beni ilk ve muhtemelen son kez ağlayarak görüyordu.
"Kalk Ayla,eve gidiyoruz."
Dediğine karşılık ayağa kalktım ama aşırı derecede başım döndü.Bir an düşecek gibi oldum fakat yamuk kravat tam beni tutacakken,ipek kolumdan tutarak dengemi sağlamama yardımcı oldu.
Kızarmış burnum ve ağladığım için yapış yapış olan yüzümle çok rahatsız hissediyordum.Ama ipek beni tutunca bile kötü hislerimin hepsi kayboldu.
Kimseye ihtiyacım olmadığı kadar ihtiyacım vardı ona,sadece bir kaç saniye sarılmasına veya gülümsemesine.Yine ağlamaya başlamamak için tırnaklarımı etime geçirdim.
Yanımda ufacık kalan bedeniyle koluma girmiş beni yürütmeye başladı.Yürümeye başlamadan önce yamuk kravatla birşeyler konuşmuş, sarhoş olmam nedeniyle uğuldayan kulağım yüzünden duyamamıştım.
Beni biraz yürüttükten sonra,böyle olmayacağını anladı ve telefonu mu çıkarıp birisiyle biseyler konuştu.Alkol etkisini geçirmek yerine içime daha da işliyor gibiydi ve buda zihnimin daha da bulanıklaşmasına sebep oluyordu.O
Yüzden dediğini zerre kadar anlamadım.Biraz ayakta bekledik ve zihnimi açıkta tutmak için kaldırımları saymaya başladım.Daha doğrusu sayamadım,bunu her sarhoş olduğumda yapar, sarhoşluğumun kaç derece olduğuna karar verirdim.Ve şimdi yaklaşık yarım saate sızacağıma kanaat getirmiştim.
Önümüzde bir taksi durunca ipek kapıyı açıp beni bindirdi.Hemen ardından o binince, yakaladığım fırsata karşı omzuna koyduğum kafamla uyuya kaldım.
-
Odamda gözlerimi bir anda açtığımda
zihnime anında sarhoşken yaşadıklarım düştü.Direk oturur pozisyona geldim ve başımı ellerinin arasına aldım.İpek çoktan gitmiş olmalıydı.Deli gibi ağladığımı hatırlıyordum,hala şiş olan gözlerim ise bunu kanıtlar nitelikteydi.Bir kaç saniye içinde aklıma Kuzey geldi.Sarhoşken çok konuşmamıştık ayrıca gerçek benliğim ile ilgili bir şey belli etmemiştim.Onun dışında yaptığım rezikleri sarhoşluğuma verdim.O yüzden çok umursamadım.
Her şeyi hatırlıyordum ancak taksiye bindikten sonra yaşananlar pusluydu.
Az çok ipeğin bana ilaç içirdiğini hatırlıyordum.Birde ceketimin cebinde olan kendi fotoğrafına bakarken iç geçirdiğini.Ben bunlar yaşanırken,yarı baygındım ama hatırlıyordum.Sarhoşken yaşananları kolay kolay unutmazdım zaten.
Gözlerim sağ elime iliştiğinde,
eklemlerimde küçük bir kaç kızarık dışında, başka bişey yoktu. İşten döndüğümde, bahçemde olan şahıs yüzünden olmuştu bunlar.Onun suratından ziyade ,elime üzülmüştüm,acımamasına rağmen.
Telefondan saati kontrol ettim ve gece yarısını geçtiğini,sabaha karşı olduğunu gördüm.Hafif de olsa ağrıyan başımı umursamadım ve küçük bir stres atabileceğimi düşündüm.Geçen haftadan beri gitmemiştim,ancak ruh halimi şuan güzel bir galibiyet düzeltebilirdi. Mağlubiyet benim kitabımda bile yoktu,o yüzden düşünmedim bile.
Kısa bir duşa girdim,çıkar çıkmaz giyinme odama adımladım.Saçlarımı
kurutup,düzleştirdim ve sade kıyafetler giyindim.Dolabımın en sevdiğim bölümü,silahlarımın olduğu kapağı açtım.Elimi tamamıyla kavrayan ,gri mat silahımı
Çıkardım ve pantolonumun arkasına yerleştirdim.
Telefonumdan kayıtlı olan ilk kişiyi aradım,ilk çalışta açan kişinin bişey demesine izin vermeden konuştum.
"Salon 7 iyi oynayan birini bul,beni hafife alacak birisi olmasın. Yarım saate oradayım."
Cevap vermesini beklemeden telefonu kapattım ve cebime koydum.
Uyuşukca evden çıktım ve alışık olduğum yolları, sabahın karanlığında yürüdüm.
Tanıdık mekanın önüne geldim ve içeri geçtim.Karşılaştığım kerem ile gülümsedim.Henüz 19 yaşında bir çocuktu.Bir şey demeden saçlarını karıştırarak içeri girdim
Asonsöre bindim ve kapının kapanmasını bekledim.
Sonunda geldiğim odada giyinmeye başladım. Beyaz, siyah düğmeleri olan gömleğin altına siyah, bacaklarımı saran bir pantolon giydim.Gömleği pantolonumun içine koydum ve siyah parlak kemerimi taktım.Siyah botlarımı da giydikten sonra konbinimi yüzüklerle tamamladım. Tarakla saçlarımı taradım ve kapanan kulaklarımı birazdan atış kulaklığı ile kapacak olsa da pek umrumda değildi . Son kez silahımı kontrol ettim ve artık hazırdım.
Ve geniş ferah koridora adımladım.Benimle aynı anda karşı sağ çaprazımda ki odanında kapısı açıldı ve burda sık sık oynadığı gördüğüm oyuncuya baktım.İsmi sarp tı ve daha önce beraber oynadığımız çok olmuştu. Gözlemlediğim kadarıyla mekanın en iyi oyuncularından biriydi.Benimle boy
ölçüşemezdi ama çok iyi olduğunu inkar etmezdim,çünkü çevremde ki herkesten daha iyiydim.Kendimi birileriyle kıyaslama ihtiyacı hissetmeyi on dört yaşımda bırakmıştım.
Atış yapcağımız salona girer girmez birbirime döndük.
"Seninle tekrar oynamak bir şereftir,
Alya"
"Adil ve eğlenceli bir oyun olsun,sevgili sarp."
Yan yana olan poligonlara yerleştik.
Aramızda orta boy dikdörtgen bir cam vardı. İkimizin arasında ayakta duran adam bize kısaca baktı ve gitti.
Bir saat sonra atış bitmişti.Ahh pekala hala dediğim sözlerin arkasında olsam da
Kaybetmiştim...
Fakat yüzü maskeli olan birinin beni izlediğini farketmeyecek kadar kendimi atışa kaptırmamıştım.
Yüzü maskeli olan kişi sizce kim?
Bunun cinayetle alakası var mı?