Babam, Rosé ile olan ilişkimi öğrendikten sonra onunla görüşmemi yasaklamıştı. Öyle ki benim evden çıkmama bile izin vermiyordu. Rosé ile gizli gizli konuşuyorduk.Bir gün yine Rosé ile konuşurken babam aniden içeri girdi ve beni yakaladı. Yüzünde acımasız bir iblisin öfkesi vardı sanki...- Lisa, ver o telefonu!Babam evimizde olan tek telefonu aldı ve yere atarak kırdı. 1913 yılıydı; bu zamanda köy yerinde yeni bir telefon bulmak çok zordu. Sinirden cinlerim tepeme çıkmıştı.- Yeter artık! Aşkımı özgürce yaşamak için senden izin mi almam gerekiyor? Sen nasıl bir babasın? Bunu evladına neden yapıyorsun? Ben aşık oldum, onu seviyorum, anlamıyor musun?Sadece yüzüme baktı ve "Bu odadan çıkamayacaksın" dedi, çıkarken kapıyı da kilitledi. Saatlerce ağladım; ağlamaktan gözlerim şişti. Öyle çok ağladım ki artık gözümden yaş akmıyordu.O an karar verdim: ya sevdiğimle olacaktım ya da babama boyun eğip mutsuz olacaktım. Ben mutsuz da olsam, sevdiğim insanla mutsuz olmak istiyordum.Neyse, çantamı hazırladım. Pencereden evimizin önündeki ağaca atladım. Yağmurlu, sisli bir geceydi. Rosé'un evini bu siste bulmak zordu ama sonunda buldum. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Rosé beni karşısında görünce çok şaşırdı. Olan biteni anlattım, o da beni teselli etmeye başladı.Onun yanında kendimi çok iyi hissediyordum. İçimden onu öpmek geldi... Ben içimden ne gelirse yapan biriyim ve bunu da yaptım; dudaklarına yapıştım. Çok şaşırdı ama bozuntuya vermedi. Birden bire Rosé beni itti...ROSÉ'NİN DİLİNDEN:- Lisa, bizi izliyordular! Bittik. Bu söylenti köyde yankılanırsa insan içine çıkamayız.Lisa son derece sakin şekilde karşıladı durumu.L: Bizim saklayacak bir şeyimiz yok, Rosé. Öğrenirlerse öğrensinler. Umurumda değil; ben aşkımın ve duygularımın arkasındayım.Ben çok korkak bir kişiliğe sahibim ama Lisa beni hep cesaretlendiriyor. O, yenilmez bir şovalye gibi; zırhı onun cesareti, kılıcı ise özgüveni. Ona bayılıyorum...1 GÜN SONRA: LANET KAPIYA DAYANIYORBirden bire kapı çalmaya başladı, ama bu normal bir kapı çalma değildi; evi yıkacak gibi çalıyorlardı. Kapıyı açtım ve ne olduğunu sordum.İnsanlardan biri öne atıldı:- Sizin gibi iblisin tohumları bu dünyada olmamalı. İkiniz de yok olmalısınız.Beni bir korku sardı. Lisa arkamda belirdi ve insanları def edip kapıyı kapatmayı başardı.L: Kaçmalıyız. Rosé, yoksa bunlar bizi kurban edecekler...Lisayı ilk kez böyle endişeli ve korkmuş şekilde gördüm ama ne dediğini sorgulamadan yaptım. Yanımıza yedek kıyafetler ve yiyecekler aldık, mutfak kapısından dağa kaçtık. Ama köyde sular durulmadı; her yerde bizi kurban etmek için arıyorlardı.LİSA'NIN DİLİNDEN:- Korkma sevgilim, bize bir şey yapamazlar. Ama senden bir şey isteyeceğim: Eğer yakalanırsak ve bizi yakarlarsa, benimle birlikte yanmaya, hüzün içinde ölmeye yemin eder misin?R: EVET! Ederim. Seninle her şey yaparım, Lisa. Bu köylüler bizim celladımız dahi olsa seni asla bırakmayacağım... 4. BÖLÜMÜN SONU DEVAM EDECEK.
