Rafların arasında büyük bir tutkuyla dolaşırken buranın tam oturup kahve içmelik bir yer olduğunu düşünüyordum.
“Beğendin mi?” diye sordu gizemli bir ses.Yakınımdan geldiği için aniden irkilip arkama döndüm.Bailey yanıma gelmişti.Beni böyle görünce hafif yanakları kızardı.
“Özür dilerim.Korkutmaya niyetim yoktu.”dedi zemine bakarak.
“Sorun değil”dedim ve bir elimi yanımdaki sandalyelerin yaslanma yerine koydum.Angelina öfkeyle dirsek atınca neredeyse dengemi kaybedip yeri boyluyordum.Bana kafasıyla “diğer raflarada gidelim” işareti yaptı.Bailey’den uzaklaşmak zorunda kaldık.
Uzun ve büyük raflar arasında kaybolmamak mümkün değildi.Ataskan Dağları gibi sıra sıra dizilmişlerdi ve içerilerinde binlerce kitabı barındırıyorlar,kitaplara yuva oluyorlardı.Kimi kitapların renkleri uyuşuyordu,kimi kitapların konuları ve türleri.En azından raflara biraz göz gezdirdiğimde bunu anladım.Ekibin diğer kalanı yanıma geldi.
“Bence dağılıp aramalıyız” diye ortaya fikir attım.
“İkili ikili.”diye düzeltti Angelina.”Teker teker ararsak kolayca gözden kaçırabiliriz ve ya saatlerimizi alır.
“Tamam.”dedim sakince.
Angelina hepimizi süzerek grubu ayırmaya başladı.
“Joey ve Benjamin.Siz ikiniz birlikte ‘Fantastik’ rafını arayın”
Ses uzmanına baktım.İsmi Benjamin’di demek.Bana kibirli ve küçümseyici bakış attı.Ekibe en son katılan olmamdan dolayıdır diye düşünmeye çalıştım ama bu beni epeyce rahatsız etmişti.Angelina devam etti.
“Ben ve Bay Ivankom tarih rafını arayacağız”
“Geriye ben ve Milton kalıyoruz” dedi ve uzun adamı işaret etti Milian.Herkesin adını öğrendiğime göre Buzlar Ekibini artık tanıyordum….