Ata Döngü
Sahilde adım adım yürürken, dalgaların melodisiyle birlikte kendimi olduğum yere bırakmak istiyordum ama kör bir noktaya ulaşana kadar kendimi bırakamazdım.
İleride gördüğüm pamuk şekercinin yanına gidip üç tane pamuk şeker aldım. Mavi, pembe ve beyaz... Güneş beyazın tadını çok seviyordu. Diğer yandan maviyi ise o rengini çok sevdiği, pembeyi ise canım çektiği için almıştım.
Pamuk şekerciden biraz uzağa, kumların üzerine konulmuş banklardan birine oturdum sonradan. Telefonumu çıkarıp Güneş'e tam olarak nerede olduğumu yazdım. Ardından telefonumu kapatıp denize daldım onu beklerken...
Güneş'in beni sevdiğini hissediyordum ama bu denli bir his beslediğini asla hissedememiştim içimde bir yerlerde. Şimdi ise sevgiliydik. Onu seviyordum sanırım. Sanırım diye bir şey yoktu gerçi. Seviyorsam tam severdim. Hissederdim hislerimi. Duygularımı kontrol edemezdim onu görünce.
Ama bir şeyler eksikti. İçimde bir şeyler paramparça bir halde, eksikti.
Kayıp parçanın o olmasını diledim kendi kendime.
Arkamdan boynuma dolanan kollar ise denizi izleyen beni hayal dünyamdan çıkardı.
"Ben geldim." Diye fısıldadı kulağıma. Gülümsedim.
"Yanıma gel." Diye fısıldadım ben de ona karşı. Yavaş adımlarla gelip, pamuk şekerleri yavaşça benden uzağa itti. O ise pamuk şekerlerin önceden durduğu yere oturdu. Bana çok yakındı. Gözleri benim üzerimde, benim gözlerim ise ona çok uzaktı.
"Ata?" Gözlerimi yavaşça ona çevirdim. Bana gözlerinin içinde parıl parıl parıldayan bir ışıltıyla, gülümseyerek bakıyordu.
Mutlu etmem ve mutlu olmam lazımdı benimde.
"İyi misin sen?" Tekrar bir soru sordu bana. Yine yanıtsız bıraktım onu. Saçlarının eski haline dönmesi uzun sürecekti ama bu hali de çok güzeldi. Elimi kaldırıp yanağına doğru gelmiş saçını kulağının arkasına ittim.
"İyiyim." Sonra gözlerimi kısıp ona doğru eğildim. Sevgili olabilirdik ama ben ondan büyüktüm. Bence bana abi demeliydi. "Sevgili olsak da senden büyüğüm, bana abi demelisin." Gülüşü yavaşça soldu. Şaka yaptığımı fark edemeyecek kadar şoka girdi.
"Hafı- Hafızanı mı kaybettin sen!?" Ağzından şok içinde çıkan sorusu ilk kelimeyi söylerken tereddütle çıkmıştı. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Biraz olsun gülüşümü dudaklarımdan silebilmeyi başardığımda konuştum.
"Hayır, kaybetmedik."
"Ne?"
"Nene." Güneş kaşlarını çattı. Ona şaka yaptığımı anlamış olmalı ki omzuma bir tane geçirdi.
"Çok komiksin ya sen!" Gülümsedim.
"Evet, komiğim. Hoşuna gitmedi mi sevgilim?" Diye cilve yapar bir şekilde sordum sorumu. O da bana aynı şekilde yanıt verdi. Tabi yüzünü yüzüme biraz olsun yaklaştırarak verdi bu cevabı.
"Hayır, sevgilim. Çok hoşuma gitti." Yüzü yüzümün dibindeydi. Dudakları ulaşabileceğim noktada, burnu burnumun ucuna değiyordu. Bir elini dizime koyup az daha bana yaklaştı. Ben ise yavaşça geriye çekildim. Yine az önceki mesafe aramıza girdi.
"Sürekli bir karış mesafe giriyor aramıza be!" Diye sitem edip önüne döndü. Gözleri denizdeki dalgaları izliyordu.
Buna aşık olmayan, sevdalanmayan adam çıkmazdı da işte... Güneş onca kişi arasından beni seçmişti kendine.
"Pamuk şekerleri sana almıştım."
"Pembe sevmem ki ben?"
"Kendime aldım onu."
"Pembeyi seviyor musun?"
"Renk olarak değil, tadı dolayısıyla." Yavaşça bana döndü. Bir şey sormak istiyor ama soramıyor gibiydi. Yanakları kızarmıştı. Sorusundan utanıyor gibiydi. Yanağına bir öpücük bıraktım hızla. Olduğu yerde dondu kaldı.
Bir müddet sonra ise aklıma gelenlerle gülümsedim. "Şuna bak, doğal allık." Diyip yanağından bir makas aldım. Kendine gelerek bana döndü.
"Benim tadım güzel değil miydi?" Aniden sorduğu soruyla bu sefer ben kalakaldım öylece. Ne?
Tadı... Tadını soruyordu bana. Birkaç kez tatma fırsatı bulduğum tadını.
"Eğer ki bir kez daha tadarsam, çok çok çok tatlı gelecek." Gülümsedi aniden.
"Öpsene o zaman."
"Utanırım ben." Diyip geri çekildim aniden.
"Tatilde deniz kenarında öperken utanmıyordun ama!" Diye çıkıştı o da. Diğer yandan başını önüme doğru uzatmıştı. Gözleri gözlerime değdi.
"Sen öpmüyorsun madem ben öperim o zaman!" Yüzüme doğru yaklaştığında, daldığım rüyadan beni uyandıran üzerime doğru zıplayan kocaman bir şeydi. Aynı zamanda Güneş de korkup hızla geri çekilmişti.






