İçeriğe geç

buz tutmuş kelebek || texting

Bölüm 32 · 3 dk okuma

buz tutmuş kelebek || texting

Bölüm 32

32

Güneş K. Toplu

Ata'ya doğru ilerlemek istedim. Ama yanında yaşlı bir kadın ve yakışıklı bir genç vardı. Onlarla konuşuyordu. Ve onların da anne, oğul olmaları yüksekti. Onları bölmek istemedim. Aşağıya indiğim an onu kolundan yakalayıp hesabını soracaktım.

Peki bana hesap verir miydi? Sanırım vermezdi. Çünkü ben onun ne sevgilisi ne de kardeşiydim. Hiçbir şekilde ağzını açmazdı.

Asansörün kapısı sonunda inmek istediğim yerde durdu. Benden önce sonraki katlarda binen kişiler indiğinde, arkalarından hemen ben de indim. Ata'yı gözden kaçıracaktım ama bir sorun vardı. Beyaz ışıkların gözümü almaması gerekiyordu. Sanırım yanlış yere gelmiştim.

Gözlerim etrafta gezindi. Ata'yı kaybetmiştim ama onu bulamayacağım anlamına gelmiyordu bu.

Beyaz ışıklarla döşenmiş tavanı izledim. Oradan sahneye kaydı gözlerim. Koskoca Ata'nın isminin yazması gözlerimi irice açmama sebep oldu.

ATA DÖNGÜ.

İYİ Kİ DOĞDUN!

20.08.2001 - 20.08.2023.

Ata kaç yaşına girmişti ki şimdi? Yirmi iki miydi? Beynim allak bullak olduğunda ellerimi boynuma koydum. Sahne de yazan yazıyı defalarca kez okudum.

Bize hiç söylemediği doğum günü bugün müydü?

Yeni yeni idrak etmeye başladığımda gözlerim etrafı taradı. Bütün bakışlar bendeydi. Ellerimi boynumdan indirdim ve gülümsemeye çalıştım. Elimi kaldırıp 'merhaba' dercesine salladığımda, gözlerim Ata'nın gözleriyle buluştu. Şaşkın şaşkın bana bakıyordu.

Elimi yumruk yaparak indirdim. Sanırım yanlış bir şey yapmıştım.

Gerçi zenginlerin arasına nasıl davetiye olmadan girebildin ki sen? Daha doğrusu Güneş, sen nasıl sade bir kıyafetle bu partiye gelirsin ki?

Benim kıyafetim sade değil ki aptal! Ayrıca davetiye kontrol eden kimse yok ki!

"Hanımefendi?" Sağ tarafımdan gelen sese ani bir dönüş gerçekleştirdim. Ayaklarımdaki topuklu ayakkabıları tamamen unutmuş olmam gerekliydi ki kramp giren sağ bileğim yüzünden az daha yere düşüyordum. Beni tutan bir çift kol bunu engellemişti çok şükür ki.

"Kızım ne yapıyorsun sen burada?" Ayak bileğime bakmaya çalıştığım için bir müddet başımı kaldırmamıştım. Efe'nin sesi ile bakışlarım direk onun gözlerini buldu. Gülerken kısılmış olmalılardı.

"Ne yapmıyorum ki?" Soru üstüne şaşkınca sorduğum soru, onun gülümsemesinin kahkahaya dönüşmesine sebep olmuştu.

"Burası bar değil miydi ya?" Kahkahasını kesip bana baktı.

"Bar da, bugün birinin doğum günü niyetine kapatıldı. Sen nasıl girmeyi becerdin?" 'Bilmem ki' anlamında omuz silkip tekrar bakışlarımı sahneye çevirdim.

"Ata'nın yanına götüreyim ben seni en iyisi." Başımı tekrar ona çevirdim.

"Bizim bildiğimiz Ata'nın doğum günü bugün değil mi?" Bana gülümsedi. Ardından başını salladı.

"İyi de bizi dahi çağırmadığı bu parti de neyin nesi?" Sorularımı ardı ardına sıralamaya başlamıştım.

"Ve Ata zengin mi? Zenginse eğer bizim mahalle de neden yaşıyor? Ve en önemlisi de sen Ata'nın zengin olduğunu biliyor muydun? Nereden biliyordun? Bunların villaları var mı? Bize göstermediği diğer yanı şımarık erkek çoçuğu olması mı?"

"Ata, seninki sana emanet. Sorularını da yanıtlarsın çünkü susmuyor." Beni Ata'ya doğru iteledi. Ne zaman yanına gelmiştik? Ne zaman bu kadar çok soru sormuştum? O an zaman algımı yitirdiğimi fark ettim.

"Sevgilin mi kuzen?" Sağımdan gelen sese döndüm. Asansörde konuştuğu adamdı. Demek kuzeniydi. E diğer kadın? Yanındaki kadının gözlerinin de benim üzerimde olduğunu fark ettim. Hafifçe ona gülümsediğimde, tekrar önüme dönüp Ata'ya baktım. Sol elimde karnını cimcikledim. Ses çıkarmadı.

"Sevgilim değil. Mahalledeki arkadaşımın kardeşi kuzen."

"Ha şu bahsettiğin..." başını 'anladım' der gibi salladı. Gözlerim ondaydı. Ata, ona benden niye bahsetmişti ki?

"Hangi bahsettiği oğlum? Bir günde iki kişiden bahsediyor."

"Babanne, Ata'nın bahsettiği iki farklı karakterli olmasıydı. İki kişi yok ki hayatında bunun. Olsaydı ama bak nasıl da şikayet ediyordum sana." Yaşlı kadın gülümseyip yanındaki oğlanın kafasına vurdu.

"Eşek herif. Ben sana bunu sorduğumda 'he aynen, iki kişi var' demesini biliyordun!" Çocuk elini bonuna atıp özür diledi.

Ben ise yine Ata'ya döndüm. Bana ve hatta bizim mahalleye büyük bir açıklama yapması gerekiyordu.

Buna en çok abim ve diğerleri üzülecek, Ata'nın onlara yalan söylediğini düşüneceklerdi.

🌟🦋🌟

İyi geceler ama bundan sonra devam edebiliriz :D Her gün değil belki ama her hafta🤭

Bölüm sonu

4 yorum