İyi okumalar
Bir kez daha emin olmak istediğin için aynanın karşısına geçiyor kendini baştan aşağı süzüyorsun. Dün aldığın zümrüt yeşili elbise , ipek gibi seni çok narin ve ateşli gösteriyor. Elbisenin dekoltesi ise göğüslerini olduğundan da iyi göstermiş boynundaki inci kolyen ile süt beyazı tenini ortaya çıkarmıştı . Saçlarını gül gibi ama narin bir topuz yaptırmıştın. Ama saçlarını toplamak için dün bulduğun tokayı kullanmamıştın. Çünkü kendini bu güzelliği kullanmaya kıyamıyordun. Sanki saçına taksan parlaklığı silinecekmiş gibi hissediyordun.
Sırtını görmek için hafifçe arkanı döndüğünde artık kendini güzel hissediyordun. Son olarak makyajını da kontrol ettiğinde hazır olduğundan emin olmuş kıyafetin ile uyumlu çantanı alıp aşağıda seni bekleyen arabaya yürümeye başlamıştın.
Balo zamanı olmasa da şimdiden hazırlanıp yola koyulmanız gerekiyordu . Nedendir bilinmez , müdürün ve çalışanlarının çoğu bir şey bekler gibi gergindiler .
Balo salonuna gitmeden önce çalışanlarının ve elbette patronlarının bir araya geldiği yere gitmeniz gerekiyordu. Bunun nedenini anlamadın ama iş olduğunu düşündün.
Buluşma yerine geldiğinde patronun Tony Stark ve arkasında bir grup ile konuştuğunu fark ettin.
Onlara yakınlaştığında , Paper'ı ve.... sarışın kaslı bir adam , kadınları bile baştan çıkartacak kızıl saçlı bir kadın onun arkasında da kollarını birleştirmiş donuk bakışlı bir adam duruyordu.
Kaşlarını hafifçe kaldırarak bu tanıdık simaların kimler olduğunu düşünmeye çalıştın. Eğer bu geldiğin dünyada Tony Stark varsa arkadakiler ise kaptan Amerika , Black Widow ve ... ahh o okçunun ismi neydi evet! Hawkey olmalıydılar.
Yüzünü olabildiğince düşündüklerinden arındırılmış şekilde tuttun. Şu anda senin yüzünden neler düşündüğünü anlayabilecek güzel bir kadın duruyordu ve karşında . Bunu riske atamazdın.
Patronunun yanına geldin ve tanışmadığın diğer grup ile yani Avamgers ile tanıştın. Kaptan Amerika çok samimi , Black Widow ise cezbedici ve Hawkey ise çok donuktu. Bunun nedenini bildiğin ve olma olasılığının yüksek olduğunu tahmin ettiğin için daha da gerildin.
Çünkü şimdi bir yere odaklanmış gibi duran Hawkey gözlerini senden alamıyordu. Neyse ki diğerleri - ki bu kişi Tony Stark oluyordu- senin giydiğin elbisenin güzelliğine vurdular. Gerçi Black Widow pek emin olamamıştı ama yine de konu geçiştirilip gitti.
Patronun seni bir uzağa içki alman için yollarken bazı konuşmalara şahit oldun ve bu seni hiç memnun etmedi.
İçki masasının köşesinde yaslanmış iki ajan akşama yani baloda saldırı beklediklerini ve bu yüzden Avengers ın da katıldığını söylüyorlardı . Hah!!
Sinirden patronun için aldığın içkiyi tek hamlede içtin sonra şaşkınlıkla hızla bir tane daha doldurdun.
İçkiyi patronuna verdiğinde gece saldırı olmasına karşı eğer Loki gelirse bunu engellemeye kesinlikle kararlıydın. Yaşadıklarını bilsen de insanları öldürmesine müsaade edemezdin. Cesaretin yoktu ama onu kurtarmanın verdiği avantaja tutunmaktaydın.
Hızla arabalarınıza bindiğinizde bu tutanağın arkandan gelen korumalar karşısında zayıflasa da inatçılığın vazgeçmemişti.
Balo salonuna geldiğinizde , etrafta fotoğraf çeken fotoğrafçılar ile ve lüks giyinen insanlarla doluydu. Arabadan iner inmez fotoğrafın çekilmesi ise gözlerini kamaştırmış buraya geldiğinin hata olup olmadığında kararsız kalmıştın.
İçerisi , herhalde dört tane iki katlı evin sığabileceği genişlikteydi. Etrafta kuşlar kadar narin müzik aletleri çalan müzisyenler ve birkaç tane dans eden çift vardı.
Aslına bakacak olursan , sen pek parti insanı sayılmazsın. Aslında kalabalıktan da hoşlandığın söylenemezdi . Şimdi ise sıkılmaya başlamış içmek ve etrafı incelemek dışında bir şey yapmamıştın. Partilerde nasıl vakit öldüreceğini bilmiyordun.
Bir bakımdan , Avengers'ın baloda görünmemesi seni daha da germişti. Patlayacak bir bomba gibiydin. Seninle dans etmek için yanına gelen insanları reddetmen de bu işi kolaylaştırmıyordu.
Gece yarısına yaklaştığında kalbin göğüs kafesini tekmeliyordu. O kadar hızlıydı ki göğsün acımaya başlamıştı.
Işıklar yavaşça yanıp sönmeye büyük kalabalıktan çıkan ses ise bu tuhaflık yüzünden sessizce aralarında konuşmaya başlamışlardı. ' Sanırım zamanı geldi .' diye düşünüyordun.
Salonun ortasında hızla bir adam duvara çarparak yere düştü. Kalabalık ani çıkış karşısında geriye kaçmaya başlarken sen ilerlemeye çalışıyordun.
O anda , kalabalık azalmaya başladığında onu gördün. Son gördüğünde kendin kestiğin siyah saçları ile duruyordu. Saçlarını geriye yatırmış ve takım kıyafeti giyiyordu . Elinde ise uzun bir sopa vardı.
Arkası sana dönüktü. Eğer seni görseydi yüzündeki hızla yer değiştiren öfkeyi görebilirdi.
Uzun elbiseni ellerin ile tutarak hızla ona doğru yürüdün. Loki ise yerde düşen adamın yanına gitmiş bir eli ile yaralı adamı kavramış dudakları kıpırdıyordu. Büyük ihtimalle onu korkutmaya çalıştığını düşündün.
"LOKİ!!" ince sesini olabildiğince kalın ve öfkeli tutarak ona bağırdın. Öfke ve duygu değişimi yüzünden nefes nefese kalmıştın.
Loki hızla kafasını sana çevirdi. Adının söylenmesi yüzünden yüzünde açık bir şaşkınlık vardı. Yeşil gözleri ile yavaşça aşağıdan yukarıya seni süzdü. Sanki uzun uzun bakmak ister gibi nazik ... güzel gözleri diğerlerinden uzun süre hızla kalkıp inen göğüs dekoltende durdu sonra yüzüne en sonunda da gözlerine dikti gözlerini. Bu güzel gözler senin gözlerine derinden bakıyorlardı.
Yüzünün aldığı duyguyu inceledi , hafifçe kıstı . Sanki bir şeyi hatırlamak istiyor gibi bir hali vardı . Sen , bu haline alınarak aranızda mesafe bırakarak biraz daha yaklaştın ve iğneleyici olduğundan emin olduğun ses tonunu kullandın.
" Ne o Loki! Sen o mağarada yatarken seni kurtaran sonra peşinde ölme riski ve felaketler ile terk eden kadını unuttun mu?"
Loki gözlerini kırptı ve kısık gözlerini açtı. Beyaz elinde tuttuğu ve artık inlemeye başlayan adamı bıraktı.
Konuşmadı . Sessiz kaldı sadece gözleri yüzünde geziniyor ve dudağının işlevini gözlerine aktarmış gibi gözüküyordu.
Sen , Loki'nin sessizliğini sinir olarak tekrardan konuşmaya başlıyorsun.
" Hayatının kurtarılmasına karşılık böyle mi ödüyorsun borcunu ?!"
Loki'nin yeşil gözlerinde tehlikeli bir parıltı kısa süreliğine parlayıp söndü. Ve sonunda ince dudakları ile konuşmaya başladı.
" Hayır "
Sen , nefes almaya çalışırken sana daha da yaklaştı . Sen ise içinde beliren hafif korkuyu bastırarak yerinden kımıldamadın.
Evet , uzun boyu ile aranızdaki boy farkını şimdi tam dibine gelmesi ile fark ediyorsun.
Sana , sessizce bakıyor ama gözlerindeki duyguları okumana izin veriyor. Sen ise çok fazla duygu gördüğün için ne hissettiğini anlamıyorsun.
Uzun kemikli elini kaldırıyor ve işaret parmağı ile çeneni kaldırıyor . Sonra ise hafifçe yanağını okşuyor.
" Tahmin ettiğim gibi miniksin." diye fısıldıyor. Kaşlarını çatıyorsun. Çünkü minik denmesinden hoşlanmıyordun ayrıca Loki'nin dudaklarının kenarında hafifçe beliren muzip gülümsemesini yakaladığın için sinirlenmiştin.
" Konumuz bu değil."
Kaşlarını çatıyor ve elini geri çekiyor. Gözlerindeki duygu kırıntıları kayboluyor . Sen ise içini dökmeye başlıyorsun.
" Sen gittiğinden beri yaşadığım yerin halkı beni öldürüyordu! Beni yaşadıkları yeri lanetlediklerini söylediler!! Ayrıca Thor ve arkadaşları beni öldürmek istiyor ! Hi. -"
" O zaman beni neden kurtardın?"
Ani sorusu ve bölünen konuşman yüzünden duraksıyorsun.
" Afadersin ne ?"
Öfkeyle iç çekiyor. Geniş alnındaki sağ damar yavaşça atmaya başlıyor.
" Madem bu kadar derdi çekmek istemiyordun neden beni kurtardın? Beni ölüme terk edebilirdin. Böylelikle lanetlenmemiş olur ve o sıkıcı ölümlü hayatını yaşardın."
Çenendeki dişlerini sıkıyordun.
" Ben rahatıma düşkün biri olsam da mağarada acı çeken birini terk edecek kadar vicdansız biri değilim . Ve onu kullanacak biri de değilim. Sadece.... yaşadıkların ne kadar kötü de olsa senin yaşadığın haksızlıkları aynısını bu insanlara yaşatmaya ne hakkın var !"
Güçlü bir el çeneni kavrıyor ve konuşmanı engelliyor. Loki artık özgürce bıraktığı öfkesi ile senin çeneni acıtacak şekilde sıkıyor. Sen ise Lokinin tüm gücünü kullanmadığından eminsin.
Gözlerin hayal kırıklığı ve ihanet ile parıldıyor. Akmak için bekleyen göz yaşlarını geri gönderirken gözlerini kısıyorsun. Loki senin çeneni hala bırakmamış sana bakıyor. Sen ise inatla onu engellemiyorsun . Çünkü burada kimin güçlü taraf olduğunu göstermeye çalıştığı belli sen ise kabul etmiyorsun. Çünkü asıl gücün kuvvette olmadığını biliyorsun ve ona inatla kanıtlayacaksın.
Lokinin gözleri bir anda değişiyor ve derin nefes alarak elini çekiyor. Sen ise onun gözlerine bakıyorsun.
Artık öfke ile dolu gözler senin gözlerine bakamıyor gibi görünüyor. İçinde yaptığının yanlış olduğunu anladığın bir pırıltı var.
" Umarım annenin sana harcadığı risklere değersindir."
Dediğin şey yüzünden donup kalıyor sen ise sonra dediklerinden ne kadar pişman olacağını düşünsen de hızla toparlanıyor ve Lokiyi insansız balo salonunda terk ediyorsun.
