Keyifli okumalar!
Birinci yaprak
Senintabirinleüçkağıtçı: Senin tabirinle üçkağıtçı olan bu adam
Senintabirinleüçkağıtçı: Beş gündür engelinin kaldırılmasını bekliyor
Senintabirinleüçkağıtçı: Bu bekleyişten bir şey çıkmayacağını anladığından da iki üç sayfa yine seninle konuşurmuşçasına kısa yazışmalar gerçekleştirerek sana göndermiş durumda
Senintabirinleüçkağıtçı: Yani diğer sayfalara geç güzelim
İkinci yaprak
Beni engellemenin hemen ertesi günü/ Haziran 2020
0541***: Biliyorum ki son attığım mesajlara görüldü atsan da okumadın ve hemen engelledin beni
0541***: Bu yazıyı yazarken ilkin bana yeniden o mesajları yazdıracak ve seni haberdar etmem gerekmiş gibi
hissettirmiştin ama kısaca açıklamak daha akıllıca gibi güzelim, şimdi fark ediyorum
0541***: Sapık değilim
0541***: Ve bu satırları bir şarkı sayesinde cesaret edip sana yazdığım için o şarkıya beni küstürmene izin vermeyeceğim
0541***: Bu yüzden bunu bana yapma
0541***: İster bana anonim de ister üçkağıtçı
0541***: Bizim için yazılmış olan şarkının bestecisi
051***: Bizi ilham kaynağı olarak görmüşken
0541***: İlhamını okyanusun derinliklerine gömme
0541***: Bizi oku
Üçüncü yaprak
Üçüncü gün, üçüncü yaprak/ Haziran 2020
0541***: Kalp kırmak kolay derler ama zamana bırak diye de tavsiye verirler. Bilmezler ki kalp kıran ile zaman akıp gidiyorken şimdilerde zaman donmuş
0541***: Bırakılan zamandı ya hani
0541***: Donan bir dünya ölüdür
0541***: Peki, ölü olan kalp, kalp kıranın yanında hayata geri döndürülebilir mi dersin?
0541***: Onsuz yaşayamam dediğin kalp kıranın merhameti yok Ceylan
0541***: Ve bir merhametsizin yanında olmak seni değersizleştirir aynı zamanda hissizleştirir
0541***: Bir zamanlar hissizdim
0541***: Değersizin tekiydim de
0541***: Fakat bir gün denizin derinliklerinde hapsolmuş hazine kutusunu bulduğumda ve değeri ile yıkandığımda; içindeki hazinenin ise hislerimin olduğunu çok sonradan öğrenmiş ve kendimi yani beni bulmuştum
0541***: Bu nedenle geç öğrenmişliğin acısını aşmışken tekrardan bana o günleri yaşatma
Dördüncü yaprak
Beşinci gün, yaprakları yakma isteğini bastırdığım dakikalar/ 05.25
0541***: Ciddiyim birkaç gündür gözüme uyku girmiyor, uyuyamıyorum ve anlam veremediğim bu içimdeki sessizliği konuşturabilmek için günlüğüm yerine sana yazmak istedim
0541***: Belki içine attıklarını dökebilse zihnim, uykuya yer açabilir gibi hissettim, bende bilmiyorum
0541***: Aslında sadece
0541***: Sadece bu sessizliğin ne kadar süreceğini ve yine benden bir eylem mi beklediğini çözmeye çalışıyorum diyebilirim
0541***: Sanki ben martıyım...
07.43
0541***: Saat yedi buçuk
0541***: Nerede kalmıştım?
0541***: Martı olduğumu söylüyordum doğru
0541***: Sanki denize yakın yaşayan bir insanın martı seslerine alışkanlığı var olmuşta "her zaman ki martılar işte" der gibi tekrardan değersiz olmak istemiyorum biliyor musun?
0541***: Ve değerli ve kısıtlanmamış hissettiğim tek yer şu yapraklar, bunu da biliyor muydun?
0541***: Şu yapraklar... sana yazdığımı bildiğim ama senden cevap alamadığım bu yapraklarda hisseder olmuştum
0541***: Evet bu aralar bir martı kadar hem özgür hemde leş kokan bir ağıza sahip olabilirim ama
0541***: Ne hoyrat havasına kafa tutan martısız deniz olur, ne de gecelerinde matemi barındırdığı gibi hafif dalgalı denizsiz martı olur
10.09
0541***: Saat on, son sözümü yazma vakti
0541***: Engelimi kaldır lütfen
İmza
Üçkağıtçı bir martı
Adres: Posta kutusunun önünde
Ne hoyrat havasına kafa tutan martısız deniz olur, ne de gecelerinde matemi barındırdığı gibi hafif dalgalı denizsiz martı olur...
Üçkağıtçı bir genç adam cümlelerimi bile yönetebiliyor. Görebiliyorsunuzdur..?
Bu anlamsız ve karışık, aynı zaman da zıt manası ile beni şaşkına çeviren cümleyi düzeltmeye kıyamadım canlarım.
Çünkü üçkağıtçı bey'in cümleleri devrik gibi gözükse de aslında merdivenleri devrilmiş bir kuyuya benzeyen zihne sahip ve derinliklerinde kaybolmuş kendisini çıkarmaya çalışıyor.
O, o cümlenin içerisinde bir yerlerde.
Merdivenleri devrilmiş ve umutları zelzelenin altında kalmış olsa bile o hâlâ nefes alıyor.
Nefes almaya çalışıyor.
Bahsettiğim kuyunun içerisinde ışık yakabilmek için desteğe ve bu mistik kadının o karanlığın içerisinden ilham almaya ihtiyacı var, yani size.
Desteğinizi esirgemeyin lütfen.
Bir ışık, bir kibrit.