İçeriğe geç

Büyük Ada

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Büyük Ada

Bölüm 8

0.7

Keyifli okumalar!

Birinci yaprak

Senintabirinleüçkağıtçı: Senin tabirinle üçkağıtçı olan bu adam

Senintabirinleüçkağıtçı: Beş gündür engelinin kaldırılmasını bekliyor

Senintabirinleüçkağıtçı: Bu bekleyişten bir şey çıkmayacağını anladığından da iki üç sayfa yine seninle konuşurmuşçasına kısa yazışmalar gerçekleştirerek sana göndermiş durumda

Senintabirinleüçkağıtçı: Yani diğer sayfalara geç güzelim

İkinci yaprak

Beni engellemenin hemen ertesi günü/ Haziran 2020

0541***: Biliyorum ki son attığım mesajlara görüldü atsan da okumadın ve hemen engelledin beni

0541***: Bu yazıyı yazarken ilkin bana yeniden o mesajları yazdıracak ve seni haberdar etmem gerekmiş gibi

hissettirmiştin ama kısaca açıklamak daha akıllıca gibi güzelim, şimdi fark ediyorum

0541***: Sapık değilim

0541***: Ve bu satırları bir şarkı sayesinde cesaret edip sana yazdığım için o şarkıya beni küstürmene izin vermeyeceğim

0541***: Bu yüzden bunu bana yapma

0541***: İster bana anonim de ister üçkağıtçı

0541***: Bizim için yazılmış olan şarkının bestecisi

051***: Bizi ilham kaynağı olarak görmüşken

0541***: İlhamını okyanusun derinliklerine gömme

0541***: Bizi oku

Üçüncü yaprak

Üçüncü gün, üçüncü yaprak/ Haziran 2020

0541***: Kalp kırmak kolay derler ama zamana bırak diye de tavsiye verirler. Bilmezler ki kalp kıran ile zaman akıp gidiyorken şimdilerde zaman donmuş

0541***: Bırakılan zamandı ya hani

0541***: Donan bir dünya ölüdür

0541***: Peki, ölü olan kalp, kalp kıranın yanında hayata geri döndürülebilir mi dersin?

0541***: Onsuz yaşayamam dediğin kalp kıranın merhameti yok Ceylan

0541***: Ve bir merhametsizin yanında olmak seni değersizleştirir aynı zamanda hissizleştirir

0541***: Bir zamanlar hissizdim

0541***: Değersizin tekiydim de

0541***: Fakat bir gün denizin derinliklerinde hapsolmuş hazine kutusunu bulduğumda ve değeri ile yıkandığımda; içindeki hazinenin ise hislerimin olduğunu çok sonradan öğrenmiş ve kendimi yani beni bulmuştum

0541***: Bu nedenle geç öğrenmişliğin acısını aşmışken tekrardan bana o günleri yaşatma

Dördüncü yaprak

Beşinci gün, yaprakları yakma isteğini bastırdığım dakikalar/ 05.25

0541***: Ciddiyim birkaç gündür gözüme uyku girmiyor, uyuyamıyorum ve anlam veremediğim bu içimdeki sessizliği konuşturabilmek için günlüğüm yerine sana yazmak istedim

0541***: Belki içine attıklarını dökebilse zihnim, uykuya yer açabilir gibi hissettim, bende bilmiyorum

0541***: Aslında sadece

0541***: Sadece bu sessizliğin ne kadar süreceğini ve yine benden bir eylem mi beklediğini çözmeye çalışıyorum diyebilirim

0541***: Sanki ben martıyım...

07.43

0541***: Saat yedi buçuk

0541***: Nerede kalmıştım?

0541***: Martı olduğumu söylüyordum doğru

0541***: Sanki denize yakın yaşayan bir insanın martı seslerine alışkanlığı var olmuşta "her zaman ki martılar işte" der gibi tekrardan değersiz olmak istemiyorum biliyor musun?

0541***: Ve değerli ve kısıtlanmamış hissettiğim tek yer şu yapraklar, bunu da biliyor muydun?

0541***: Şu yapraklar... sana yazdığımı bildiğim ama senden cevap alamadığım bu yapraklarda hisseder olmuştum

0541***: Evet bu aralar bir martı kadar hem özgür hemde leş kokan bir ağıza sahip olabilirim ama

0541***: Ne hoyrat havasına kafa tutan martısız deniz olur, ne de gecelerinde matemi barındırdığı gibi hafif dalgalı denizsiz martı olur

10.09

0541***: Saat on, son sözümü yazma vakti

0541***: Engelimi kaldır lütfen

İmza

Üçkağıtçı bir martı

Adres: Posta kutusunun önünde

Ne hoyrat havasına kafa tutan martısız deniz olur, ne de gecelerinde matemi barındırdığı gibi hafif dalgalı denizsiz martı olur...

Üçkağıtçı bir genç adam cümlelerimi bile yönetebiliyor. Görebiliyorsunuzdur..?

Bu anlamsız ve karışık, aynı zaman da zıt manası ile beni şaşkına çeviren cümleyi düzeltmeye kıyamadım canlarım.

Çünkü üçkağıtçı bey'in cümleleri devrik gibi gözükse de aslında merdivenleri devrilmiş bir kuyuya benzeyen zihne sahip ve derinliklerinde kaybolmuş kendisini çıkarmaya çalışıyor.

O, o cümlenin içerisinde bir yerlerde.

Merdivenleri devrilmiş ve umutları zelzelenin altında kalmış olsa bile o hâlâ nefes alıyor.

Nefes almaya çalışıyor.

Bahsettiğim kuyunun içerisinde ışık yakabilmek için desteğe ve bu mistik kadının o karanlığın içerisinden ilham almaya ihtiyacı var, yani size.

Desteğinizi esirgemeyin lütfen.

Bir ışık, bir kibrit.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.