İçeriğe geç

Büyücü Kralı

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Büyücü Kralı

Bölüm 5

Bölüm 5

Peki, biz şimdi ne yapacaktık? “Neptün’ün hain olduğunu hep düşünmüştüm!” İlk yenildiğimiz sonrası büyücülerimizi iyileştirmek için zamanla yarışıyorduk. Ensemizde yeni bir savaşın ne zaman başlayacağının belirsiz korkusu ve her an sevdiğimiz birisini iyileştirememe endişesi ile gergindik. Sağlık çadırlarında elimden geleni yapıyor, şifalı otları ezip, faydalı malzemelerle macunlar yapmaya çalışıyordum. Sohbete kulak misafiri olduğumda ise istemeden duymaya ve dinlemeye başladım. “Onun bunu yaptığına inanmıyorum. Bir de zamanında herkes büyücü kralımız olacak diye ona saygı gösterdi.” “Hatırlamıyor musun? Büyücü kralı olmayı reddettiğini söylediğinde ülkedeki herkes ona adeta yalvarmıştı. Ama o ne yaptı? En zor anımızda düşman ülke için savaştı!” “Onun böyle biri olacağı okul zamanından belliydi.” “Onunla aynı dönemde miydin?” “Evet, asla o güçleri hak edecek biri değildi.” İki yetkili seviye büyücü çadırdan çıktığında konuşmalarının devamını duyamadım. Öylece düşüncelere dalmış, bana emanet edilen hastamla ilgilenmeye başladım. Sargıları neredeyse bitirdiğimde elimi kavrayan yabancı el beni durdurdu. Yaralı büyücüye baktığımda ise yüzünde acı dolu bir gülümseme vardı. “Neptün’ün hain olmadığını düşünüyorsun.” “Efendim?” “Neptün’ü seviyorsun ve ülkemize bunu yapsa bile ona kızamıyorsun.” “Bunu da nereden çıkardınız?” Beklenmedik sözleri duyunca köşeye sıkışmış gibi hissetmiştim, ancak bunu dile getirmedim ve varsayımlarının sebebini sormaya karar verdim. “Ben düşünceleri okuyabilirim.” Ah, bunu duyduktan sonra hiçbir şeyden kaçamazdım. Kendime bile sakladığım, fark etmek istemediğim gizli düşüncelerimi bile görebilirdi. Nasıl yalan söyleyebilirdim ki? Yine de bir cevap vermedim, sadece susup işime odaklanmaya karar verdim. Zaten çok az kalmıştı. “Ben de senin gibi düşünüyorum. Neptün, bu hatayı yapmış olsa bile benim gözümde hain değil.” “Gerçekten mi? Savaşta onun düşüncelerini mi okudunuz?” Sorduğum soru onun komiğine gitmiş olacak ki hafifçe güldü, ardından ise yaraları acıdığı için gülüşü bozuldu. “Neptün, gibi güçlü birisi düşüncelerinin okunmasına kolay kolay izin vermez.” “Peki, nasıl bu fikre vardınız?” “Ben Neptün ile aynı zamanda okula başladım ve biz daha küçücükken arkadaş sayılırdık.” Bay Neptün’ü tanıyan biriydi. Belki de bu yüzden peşin hükümlü değildi. Bay Neptün’e kızmama konusunda yalnız olmadığıma biraz olsun sevinmiştim. Yine de bu tür düşünceler ülkeme saygısızlık mı diye de düşünmeden edemiyordum. “Bu kadar güçlü olmadığı ve küçük küçük açıkları olduğu bir zamanda biz onunla arkadaşken güçlerimi geliştirmem için bana yardım ediyordu. Bir gün sonunda başardım ve onun zihnine girebildim.” “Ne vardı zihninde?” Heyecanla sorduğumda yaralı büyücümüz sadece uzaklara daldı ve birkaç saniye düşündü. “Acı ve yalnızlık vardı.” “Acı ve yalnızlık mı?” “Küçücük bir çocuktu, ancak acı dolu anılar zihninde ve kalbinde taşıyordu. O kadar yalnız hissediyordu ki, yaprak gibi titriyordu ruhu. Tek istediği sıcacık kollardı, ancak gücü onun korkutuyordu.” Yaşadığı anı üzerinde gördüklerini anlatırken göz bebeklerindeki derin ve siyah boşluk beni huzursuz hissettirdi. “Neden öyle hissediyordu ki? Sonuçta büyücü kralı olarak doğdu.” “Belki de onun gibilerinde acıları güçleri ile aynı seviyededir.” Büyücü basitçe söylediğinde çok uzatmamak için söylediğini kabul ettim. İşim bittiğinde dinlenmesi için ayağa kalkmış vedalaşacaktım ki, tekrar elimi tuttu ve buna engel oldu. “Onun herkesten sakladığı bir sırrı var ve o gün sayesinde sadece ben biliyorum.” “Nedir?” “O daha küçücük çocukken ve uzaklardaki dağlarda yaşarken böylesine uzak bir okul onun nasıl farkına vardı diye hiç düşündün mü?” “Büyücü kral olarak doğan bebekler kehanetçiler tarafından bulunmaz mı?” “Çoğu şey hakkında hiç bilgin yok, değil mi?” Belki de haklıydı. Benim gibi alt seviye biri neden bir şeyler öğrenecekti ki? Bu bir işine yaramazdı. “Şu ana kadar doğan bütün büyücü krallar zaten ya büyücü kralların soyundan geliyordu ya da soylu ve zengin ailelerin çocuklarıydı. Hemen yetenek büyücüleri onları doğdukları an güç seviyelerini öğrenebiliyorlardı. Daha sonra XVIII. Büyücü Kralın doğma zamanları yaklaştığında hiçbir soylu bebek yeteri kadar güçlü olmadı. Ancak bir gün daha sen doğmadan on yıl önce falan olması lazım, bana da kendi ailem anlatmıştı, büyücü kralının sarayının odalarından birinde bir bebek doğduğu an oradaki büyücü kral hariç herkesi yok etmiş. Büyücü krala ise yıllarca onu içten içe sömürecek bir büyü yerleştirdi.” Duyduğumla birlikte tüm kanımın çekilmesi bir oldu. Bahsettiği bebek, Bay Neptün müydü? “Peki, bunu yaşı büyük herkes bilmiyor mu?” “Hayır, bu bilgiyi sadece hak edenler ulaştı. Zamanında bu olay çıktığında o zamanki büyücü kral ve okul müdürü güçlerini birleştirip tüm olayın üzerini kapattı. Benim ailemde zihin okuma ustası olarak zorla öğrendi.” “O zaman Bayan Maia’nın çocuklarını kaybolmadı ve kendisi de öldürmedi. Büyücü kralımızın gücünü emen hastalığı da o bebek yaptı.” “Bunların hepsini Neptün yaptı.” Her şeyi açıkladığında şimdi kafam biraz daha aydınlıktı. Yine de çok merak ettiğim bir konu vardı. “Peki, neden yaptı bebekken bunları?” “Bilmiyorum. Neptün de bunu bilmiyor ya. Bilmediği için daha çok acı çekiyor. Kendisi böylesine zararlı doğduğu içinse büyücü kral veya güçlü olmayı istemiyor. Tek istediği kendisinin yok edilmesi.” “Kendisinin yok edilmesi mi? Belki de bu yüzden savaşta rakibimiz oldu. Savaşta hayatını kaybetmek için. Yine de bu çok saçma bir plan. Şu an ülkemizde ona kafa tutacak kimse yok ki. Son büyücü kralımız tahtına çıkmadan öldü.” Derince nefes aldım ve ellerimi göğsümde birleştirdim. Keşke hepsi bir rüya olsaydı. “Belki de bizim bilmediğimiz bir şeyi biliyor ve düşünüyor. Sonuçta o her şeye rağmen Neptün.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.