İçeriğe geç

Bunu sen istedin

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Bunu sen istedin

Bölüm 2

2.bölüm

Ben nefilim, insanlar gibi değil yani uzun boyluyum, kısa ve siyah saçlarım var. Ve siyah denilecek kadar çok koyu yeşil gözlerim var. Herkes benim çok güzel olduğumu söyler ama ben kendimi nedense hiç güzel bulmam. Tamam saçlarımı beğeniyor olabilirim, gözlerimi çok seviyor olabilirim, boyuma bayılıyor olabilirim, kilom çok hoşuma gidiyor olabilir ama asla kendimi güzel bulmuyorum.evet ben nefilim, annem bir kovulmuş melek ve babam bir nefil, ben babam gibi nefil olmuşum, kardeşim Brad ise annem gibi kovulmuş melek olmuş.

Nefiller, yani ben ve babam. Biz ölümsüzüz, sonsuza kadar yaşarız.şimdi dersiniz ki eğer yüzüncü kattan atlarsan her yerin kırılsa yinede ölmezmisin.

Hayır ölmem. ve insanlara göre çok çabuk iyileşiriz. İnsanlar bir ay, iki yıl, en fazla on yılda iyileşir ama biz sadece birkaç saat boyunca iyileşebiliyouz. Öyle söyleyince kulağa çok hoş geliyor ama aslında ölümsüz olmak o kadarda iyi değil. bence sonsuza kadar yaşamak çok sıkıcı ve daha

On altı yaşındayım. babamı bilmiyorum

o herhalde bin yaşında olabilir, belki daha fazla bilmiyorum.çünkü babam altı yıl önce bizi terk edip gitti. onu çok severdim ama o başka kadını annem yerine tercih etti ve kendi hayatını yaşamaya gitti, bizi öylece bıraktı. artık babama karşı hiç sevgim kalmadı. hatta ondan nefret ettiğimi bile söyleyebilirim.

ama annem çok iyi birisi bence bunları hak etmiyor. Her zaman istediğimizi yapar, ne seversek alır ve her zaman bizim yanımızdaydı ama babam öyle değildi.

Evet, annem ve Brad kovulmuş meleklerdi. Onların kanatları var ve acı hisssetmezler. Tabiki bazı acıları hissederler ama %99'unu hissetmiyorlar. onların ömürleri ise insan yaşı kadar, onlar ölebiliyorlar. Bir zamanlar sonra annem ve brad'in öleceklerini hayal etmek bile istemiyorum çünkü onları çok seviyorum ve onlarsız sonsuza kadar nasıl yaşayacağımı bilmiyorum.

Bazen düşünüyorum da keşke onların

Yerlerinde olsaydım. çok güzel, sonsuza kadar yaşamıyorsun ve acı hissetmiyorsun. Bence çok iyi birşey, annem bana hep acı hissetmemenin çok kötü birşey olduğunu söyler ama olsun,bence harika birşey.

Hastanedeydim ve kendimi yatakta yatarken gördüm. Annem ağlıyordu ve uyanmamı söylüyordu. Kardeşim de aynı şekildeydi. Birden uyandım! bir rüyaymış "neden böyle bir rüya gördüm anlamıyorum çok garip" dedim kendi kendime. Başımı kaldırıp saate baktım, daha alarmın çalmasına bir saat vardı ama uykum yoktu. Bu yüzden okul forma mı giydim ve saçlarımı taradım. Çantamı ve telefonumu alıp aşağıya indim. Annemle Brad kahvaltı yapıyorlardı. "Anne, neden benide uyandırmadınız"

"Sanada günaydın Nora" "Aaah unuttum,

günaydın ikinizede" Brad "günaydın Nora" dedi ve gülümsedi. "Çok tatlı uyuyordun, o yüzden Brad uyandırmaya kıyamadı ve bende zaten dün akşam geç uyuduğun için biraz daha uykunu al istedim" dedi annem.

"Önemli değil anne, Brad sen dün akşam neden içtin yine söz vermiştin içmeyeceğim demiştin anneme" "ben sana sonra anlatırım Nora, hadi sen kahvaltını et okula geç kalma" okul kelimesini duyunca o an aklıma geldi. "anne! dün akşam kulaklıklarım kayboldu, her yere baktım ama yoktu"

"İyi baksaydın Nora, nereye gidecek canım odandadır" "baktım anne, her yere baktım ama yoktu. Odamı baştan aşağı aradım YOK YOK YOK!"

"Tamam o zaman Nora, yapacak birşey yok. Sana yeni kablosuz kulaklıklar alana kadar bununla idare edeceksin" dedi ve bana nefret ettiğim o kablolu kulaklıkları uzattı. Çabuk bozuluyorlardı ve sürekli birbirlerine dolanıyorlardı. Hiç sevmezdim. "Anne, bunları sevmediğimi biliyorsun. Ben bunları takmam" "hadi ama Nora tak şunları, müziğini aç ve doğru okula git. Ben sana yeni bir tane alana kadar bunlarla idare edeceksin" "ben sana yeni bir tane alırım Nora, hangi renk istersin" dedi Brad. Çok sevinmiştim çünkü birşeyi Brad

Alacaksa o şeyin en pahalısını ve en değerlisini alırdı. Onun bu hâline bayılıyorum. "Gerçekten mi, çok teşekkür ederim seni çok seviyorum Brad" diyip ona sarıldım.oda bana sarıldı ve göz kırptı. Annem"hadi okula git yoksa geç kalacaksın Nora" "tamam anne gidiyorum, sonra görüşürüz" diyip hızlıca kapıya yöneldim.annem arkamdan "arabalara dikkat et, kimseye de güvenme, erkeklerede kanma onlar hiç de güveneceğin kişiler değil tamammı" diye sesleniyordu. "Anne kimse senin bu kızına birşey yapamaz çünkü unuttuğun birşey var, senin kızın çok güçlü kimse ona karışamaz"dedim. Annemle Brad gülüyorlardı. Evden çıktım, kulaklıkları mı taktım ve klasik bir müzik açtım. Okula gitmek çok sıkıcıydım ama okuldan dönmek çok eğlenceliydi. Yolda yürürken Bill geldi ve bana çarptı. Arkasa dönüp güldü ve yürümeye devam etti. Çok sinir verici birşeydi ve okulun zorba çocuklarındandı. Onlardan nefret ederim. Daha önce bana bir zorbalıkta bulunmadılar onlar ama onların kız arkadaşlarının zorbalıklarıyla

Her Gün karşı karşıyaydım ve bunu yaparken çok eğleniyorlar. Sınıfa girdim ve sırama oturdum. İkinci sınıftım ve dersler biraz yoğundu ama benim için sorun değildi, bir şekilde hallederdim ama öğretmenleri hiç sevmezdim çünkü sürekli beni azarlıyorlar, nedenini bilmiyorum. Normalde çalışkan öğrenciler öğretmenler tarafından çok sevilir ve değer verirlerdi. Ama benimki başka bir durum, nedeninide bilmiyorum. Bu beni çok sinir ediyordu ve okuldan nefret etmemin nedenlerinden birisi buydu. Ben en arka sırada oturmuş müzik dinliyordum. Okulun zorba kızları olan Perla, Renate,sandy,Valencia ve Cara yanıma doğru geldiler. İlk önce onlara aldırış etmedim. Görmezden geldim ama onların lideri olan Renate kulağımdaki kulaklığı çıkarttı. "Ne yaptığını sanıyorsun sen!" diye bağırdım "oradan kalk, orası benim ve sevgilim gregor için ayrıldı." Bu kız sinirimi bozuyordu. Sabah sabah onunla uğraşmamak için

Bir ön sıraya oturdum. Oda benim bir arkamdaki sıraya oturdu. Gregor'u hiç sevmezdim çünkü sevgilisi Renate'di ve bana yürüyordu. Evet öyle yapıyordu ve bu beni rahatsız ediyordu. Bir ara beni evine davet etti. Şaka gibi, daha onu tanımıyorum bile ve beni evine davet etti. Çok değişik bir çocuktu. Gregor sınıfa girdi ve Renate "sevgilim bundan sonra burası bizim sıramız" diye seslendi ve gregor oraya doğru yöneldi. Aslında ben neden onların bir ön sırasında oturdum bilmiyorum, sanki başka yer yoktu. Evet doğru, başka yer yoktu. Bu yüzden burada oturmak zorundaydım. Öğretmen sınıfa girdi ve derse hemen başladı. Dersimiz matematik ve ben matematik dersini çok severim ama öğretmeni değil, öğretmeni hiç sevmezdim. Dikkatli dinliyordum ve sürekli not alıyordum. Öğretmen anlatırken o kadar dikkatliydim ki anlatamam. Tam o sırada arkamda oturan gregor bana yaklaştı ve kulağıma doğru "iyi dinle çalışkan kız"

Dedi. İğrençti çünkü boynumun tam yanındaydı kafası ve boynumda tikim var çok rahatsız oldum. Hemen kafamı geri çektim ve arkamı döndüm. Kıza bak sevgilisi böyle şeyler yapıyor ve o sadece gülerek izliyordu. İğrenç bir kız, bu kızdan nefret etmemin sebeplerinden birisi buydu. Aldırmadım ve hiçbir şey söylemeden geri döndüm. Öğretmenin söylediklerini not almaya başladım. Bu defa gregor ceketimi kolumdan indirdi. Yeter artık çok sinir bozucu bir şeydi bu.

Arkamı dönüp "ne yapmaya çalışıyorsun" dedim. O da gülerek "eğlenmeye çalışıyoruz çünkü ders çok sıkıcı" diye yanıt verdi. "Kendinize eğlenecek başka bir şey bulun o zaman, rahatsız edici şeyler yapmayın" dedim ve geri döndüm. Ders böyle geçti, o zorbaların rahatsız etmeleriyle. Nihayet zil çaldı, hemen yerinden kalktım ve tuvalete gidip yüzümü yıkadım. Aynaya kendime baktım ve kendi kendime "okuldan nefret ediyorum" dedim. Sadece kavga çıkarıp okuldan atılmak

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.