Ertesi sabah son derece tuhaftı. Aiden, Louis ve ben yuvarlak masanın etrafına oturmuş, anneleri de bir pankek hazırlamıştı. Bu kadar pankek asla yeterli olmazdı, özellikle de üç erkekle. Dün gece yaşananlar yüzünden bu sabah aç değildim. Bu sabah çok bunaltıcıydı ve her dakikasından nefret ediyordum.
Birdenbire Louis bağırdı, "AIDEN! EATHEN'A BAKMAYI KES! SENI PISLIK!" Ortam daha da kötüleşti. Aiden çatalını sıktı ve kardeşine doğru seni öldürürüm dercesine hareketler yaptı.
"Ona bakmıyordum gerizekalı!!" Aiden geriye yaslandı. "Sadece dalmıştım ve onun koca kıçı yoluma çıktı." Hafifçe homurdandı ve başını eğip öfkeyle kreplerini yemeye devam et. Elimde olmadan bir homurtu çıkardım, ne kadar da çocukca. "Neye gülüyorsun koca götlü?" diye tersledi.
Sanırım çenem biraz düştü, bu kadar açık sözlü olmak, özellikle de sabah sabah. "Ah, hiçbir şey." Sessizce söyledim ve çatalımla oynadım. Gözlerim hafifçe dışarı kaydı ve Aiden'ın bana baktığını fark ettim. "Sanırım Louis haklıydı, bana bakıyordu." Zar zor duyulacak şekilde fısıldadım.
Şansıma Aiden duydu ve telaşlandı. Çatalını tabağına çarptı ve tüm vücudunu bana doğru çevirdi. Aiden'ın bu kadar büyük bir tepki vermesini beklemiyordum. "Dinle aptal, sana bakmıyordum ve asla bakmayacağım." İstemiyek dermişçesine söyledi. Hafif bir sızı göğsüme çarptı, yüzüm sertleşti. Ciddi olabilir miydi?
Bütün bunlara tanık olan Louis endişeyle, "Siz ikiniz çıkıyor falan mısınız?" diye sordu. Güldü, "İkinizin arasındaki gerilim inanılmaz. Şimşeğin çakışını görebiliyorum." Louis ellerini hızla aramızda ileri geri hareket ettirdi, sanki birbirimizden fırlayan şimşekler varmış gibi. "AH! BENİ ÇARPTIN" Kıkırdadı.
Aiden bağırdı, "Defol git! biz çıkmıyoruz. Daha çok düşmanız." Ama Aiden bunu söyledikten sonra yüzü pişmanlıkla doldu.




