Ethan bana gülümsedi. O kadar harikaydı ki, kelimeler şu anda nasıl hissettiğimi tarif edemez. Nihayet, aylarca onu gizlice sevdikten sonra nihayet ona çıkma teklif edecek cesareti buldum.
Kıkırdadım ve bir adım geri çekildim. "Ethan." Yüzü kıpkırmızı oldu. Ne kadar sevimli olduğunu görünce neredeyse ölecektim. Şu an onu yiyip bitirebilirdim. Konuşmaya başladım. "Gidecek misin-"
Durdum. Kapılar hızla açıldı. Öğrenciler odaya doluştu. Dersin daha bitmemiş olması gerekiyordu, ne oluyor lan?!
Ethan ellerimi bırakıp beni geri itti. BEKLE! Panikledim. Bacaklarım hareket etmiyordu. "Etha-" Ağzımı açmaya çalıştım. Kaskatı kesildim.
Arkadaşlarımdan biri sırtıma vurdu. "Ne yapıyorsun?" Duraksadı ve döndü "Yüzün neden kıpkırmızı?" Dalga geçer gibi sordu. Ethan'ın kapıdan koşarak çıktığını görünce etrafına bakındı. " manitanlamı mi takılıyordun?" Güldü. "Ona karşı bir şeyler hissettiğini hep biliyordum."
Ne? " biliyor muydun..?" Afalladım. Daha da çok güldü.
"Tabii ki biliyordum. Her gün ona bakıyorsun. Hem de. Her. Gün."
Kızardım. Ethan'dan gerçekten hoşlanıyor olmalıyım. Hayır, Ethan'dan cidden çok hoşlanıyorum. Neredeyse her gün Ethan'ı düşünüyorum. Öpülesi yumuşak dudakları. Sıkmak istediğim mükemmel poposu. Daha fazla heyecanlanmadan kendimi durdurmalıyım.
"Yüzündeki şu aptal gülümsemeyi sil. Midemi bulandırıyorsun."
"Nerede o?"Etrafıma bakındım
HASSIKTIR. Bir anda farkına vardım ve panikledim. HAY SİKİCEM. Ethan! Nereye gitti o?! Koşarak dışarı çıktım ve telaşla etrafa bakındım.
Ethan'ın bir sonraki sınıfına koştum ve pencereden baktım. Orada değildi. Neredeyse öğle yemeği vaktiydi, kafeteryaya koştum. Orada da yoktu. Gittikçe geriliyordum. Saçımı çekiştirdim. Neden onu bulamıyorum! Bir kez daha arayayım.
Onu bulmam lazım.
Ona ihtiyacım var!
