Stajyer Ria' nın gözünden;
Dr. Foster' ın beni çağırmasıyla oturduğum bilgisayarın başından kalktım. Belli ki bana verecek görevi vardı. Koşar adımlarla yanına gittim. Elime birkaç dosya tutuşturdu.
- Bu 5 hastanın önceki tedavi süreçlerini inceleyin ve bana gönderin, bende raporları tamamlayayım.
Hızlıca kafamı salladım. Yine mi nakil veriyorduk? Bu hastalar için zor olmalı. Durumları ağır diye bakamazmışız, öyle bir yetkimiz yokmuş. Her gönderdiğimiz hasta orada ölüyor, büyük ihtimalle ilaçla öldürüyorlar. Gönderildikleri yer hastane mastane değil!
- Ahhhhh, yine mi kahve otomatı bozuldu?! Off... (bana baktı) Giderken Peter 'a söyle de gelip buna bir baksın.
Ukala kadın. Emir kiplerini ne de çok seviyor. Rica et, işi yoksa baksın, diye bir şey yok. Ben Dr. Foster' ın yanından ayrılmış kendi kendime söylenip koridorları gezerken hastanın biri odasından çıkıp benim korkmama neden olmuştu. Hastayı daha saati olmadığından dolayı odaya sokup yine deli danalar gibi koridorları gezmeye başladığımda sonunda Peter' ı bulmuştum. Utangaç bir çocuktu. Tek sarışın çocuk o olduğundan kalabalığın içinden hemen çıkarabilirdim. Malzeme odasının raflarının arasında yere oturmuş bir şeyi tamir etmekle meşguldü. Beni fark etmemişti bile.
-Peter!
- (irkilerek) Evet?
-Kahve otomatı yine bozulmuş, rica etsem yine bakar mısın? Hatırladığım kadarıyla tamiri seviyorsun... değil mi?
diyerek elimden geldiğince şakalaşmaya çalıştım.
- Evet, doğru hatırlıyorsun. (gülümseyerek) Bana da eğlence olmuş olur
Dediğine karşılık bende gülümsedim.
-Sen ne yapıyorsun burada?
-Hiiiiç. Geçen hafta bozuldu, bir daha çalışmaz bu diye çöpe atan Dr. Lorne' un saatini tamir etmeye çalışıyorum. Sen?
- Bende bizimkileri bulmayı çalışıyorum. Tedavi özeti hazırlamamız gerekecek.
- İşiniz zor desene.
- Aynen öyle, neyse ben seni daha rahatsız etmeyeyim. Hem benimde yapacak işlerim var.
-Görüşürüz. Canın sıkılınca gel.
-(gülümsedim) Olur, görüşürüz.
Bizimkileri aramaya devam ettim. Meğer alt katta ki dinlenme odasında benden habersiz erkek erkeğe oturuyorlarmış.
-Bari insan gibi nerde olacağınızı söyleseydiniz en azından deli danalar gibi koşturmazdım.
- İyiyiz, sen nasılsın? Diye iğneledi beni.
-Nasılsınız? Dedim Ray 'in çıkışmasından sonra.
4'ü de "iyiyiz" dedi.
-Dr. Foster yine hangi işi kilitledi bize? Dedi Tim.
-A a, demeyin şöyle şeyler. Bizim işimiz bu. Ayrıca köleymişim de ben bunu göremiyormuşum gibi söylemeyin.
Deyip dosyaları masanın üzerine koyup sandalyeye oturdum.
-Zaten öylesin be kızım, dedi Owen.
- Ne yapayım o zaman abi? Diye çıkıştım.
- Her işi yapmak zorunda değilsin. Çağırdığı zaman duymamış gibi yap. Başka işlerle uğraş, ya da ne bileyim onun olduğu yerden kaç.
- (hafif bir kahkahayla güldüm) Aman abi, hesapta abimsin ve bana yol göstereceksin.
- Hadi artık neymiş işimiz öğrenelim de bir an önce bitsin şu iş, dedi Ryan.
-Aynen, deyip dosyaları rastgele onlara dağıttım dağıtırken de konuştum,
-Bunlar nakil olarak gidecek 5 hastanın dosyaları. Tedavi süreçlerine bakıp rapor çıkartacağız. Sizin için ilk ama ben buraya gelmeden önceki stajyerlik yerimde yapanların yanında durmuştum. Hadi yine iyisiniz, yanınızda ben varım, dedim alttan alttan sırıtarak.
-Hep bir hastanın tedavisinde neler olup bittiğine bakmak istemiştim.
Ray' i n dediği şeyin ardından,
-Neden? Dedi Owen ciddi bir tavırla.
- Ne biliyim abi... Roman gibi bir şey benim için.
- Düzgün konuşmalısın Ray, onlar hasta, hikâye kahramanı değiller.
- (sessizce, kendi kendine konuşarak karşılık olarak) Benim için dedim zaten.
Owen bunu duymuş olacak ki Ray ile göz göze geldiler. Ray ardından duyduğunu fark edip utanç ve korkuyla gözlerini hızlıca kaçırdı.
-Eee? Hadi ne bekliyorsunuz? Dr. Foster' ın müdürle burayı basmasını mı?
Dememle hepsi aynı anda dosyanın kapağını açtı.
Sıra sıra herkese sordum,
- Sana kim çıktı?
- Lowel Loker, dedi Ray.
- Sana?
- Bana Oscar Reynolds çıktı, dedi Ryan.
- Sana abi?
- Banaaa... dedi.
-O çoktan dosyayı okumaya başlamıştı bile. Gözlerini dosyanın ortasından kaldırıp gözlerime baktı.- Gale, Gale Bosco.
- Sana?
- Brian Torres, dedi Tim.
Owen hariç diğerleri kimin çıktığını sorarcasına bana bakıyorlardı. Yerime geri oturup dosyamın kapağını açtım.
Titreyen nefesimle kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Şaşkınlıktan ve korkudan kırpmayı unuttuğum gözlerim kızarıp dolmaya başlamışlar ki acıdılar.
-Patrick... Patrick Wayne...