Evren'in anlatımıyla...
''Oğlum ben sizi buraya niye getirdim hayvan herifler?'' Dişlerimin arasından konuşurken öldürücü bakışlarımı çok sevgili(!) arkadaşlarımın üzerine diktim.
Kaan, yatağıma yayılmış, telefonunda bir şeyle oyalarak kıkırdayıp duruyordu. Bir yandan da yatağımın üzerine koyduğu cips paketinden üçer dörder cips alarak ağzına atıyordu. İçimden bir ses tüm o cipsleri ağzına sokmamı söylese de sabırlı kalmaya çalıştım.
Uraz beyse çalışma masama kurulmuştu. Kendi öz masasında oturuyormuş gibi rahattı. Hiçbir zaman yanından ayırmadığı tekrar notlarını masaya sermiş, kafasını tamemen derse vermişti. Tamam, tıp okumak zordu elbette ama bu, önemli gününde arkadaşını görmezden gelmesi geretiği anlamına gelmiyordu.
Kaan telefondan başını kaldırıp bana baktı. Öfkeli olduğumu anlamış olacak ki telefonunu tamamen kapatıp, onu yatağın üzerine fırlatarak ayağa kalktı.
Yanıma yaklaştı. Beni baştan ayağa süzerken kolunu omzuma attı. ''Sorun ne kardeşim?''
Elimde kalan denediğim son gömleği de yere fırlattıktan sonra bıkkın bir nefes aldım. ''Ne giyceğimi bilmiyorum.'' Kaan alaylı bir kahkaha bıraktı. Ona ters ters baktım. Burada ciddi bir sorunumuz vardı!
Uraz sonunda başını notlarından kaldırmayı başardı. İlgisi, odağı bizde olmadığı için ne olduğuna anlam verememişti. Kaan sinirimi bozan kahkahaları arasından konuyu anlatmaya başladı.
''Prenses beyefendimizin giyecek bir şeyi yokmuş.'' Gözlerimi devirip sıkkın bir şekilde kendimi yatağıma bıraktım. Doğrudan tavana bakarken bir yandan da onların alay dolu konuşmalarına kulak veriyordum.
Uraz masadan kalktı. Başımda azrail gibi dikilirken az önce dağıttığım kıyafetlere onaylamaz bakışlar atıyordu. ''Bu kadar kıyafet arasından giyecek bir şeyin yok mu gerçekten?''
Hiddetle yerimde doğruldum. Altımda kalan pantolonu kapıp yere fırlattım. ''Kızın beni nereye götüreceğini bilmiyorum ki! Ortama göre kıyafet seçmem gerekiyor sonuçta.''
Kaan dibimde oturup kolunu tekrardan omzuma attı. Önceden bu hareketi çok sevdiğini, kendini abi gibi hissettirdiğini söylemişti. Şu an pek havamda olmasam da onu engelleme girişiminde bulunmadım.
''Şimdi şöyle ki... Bu senin ilk randevun değil. Yüz deneyimin var anasını satayım.'' Son dediğiyle göğsünü ittirerek onu kendimden uzaklaştırdım. Ben de biliyordum ilk seferimin olmadığını ama ilk defa bir kıza bırakmıştım mekan seçimini.
Rahat bir yer olacağını söylemişti. Kafe mi? Lunapark mı? Sahil kenarı mı? Bilmiyordum! ''Takım elbise giysene!''
Kaan'ın olağanüstü önerisini dinlerken ona boş gözlerle baktım. ''İlk buluşmaya gidiyorum Kaan, nikah kıymaya değil!''
Uraz boynunu kıtlattı. ''O iş bende. Şimdi iki dakika içinde sana mükemmel bir kombin hazırlayacağım. Kızın aklını başından alacaksın.''
Uraz'a bu konuda güvenebilirdim. Çünkü kıyafetler konusunda gerçekten iyi bir zevki vardı. Olaya el atmaya sonunda karar verdiğine göre gönül rahatlığıyla bekleyebilirdim.
Her tarafa saçılan kıyafetlere memnuniyetsizce baktı. ''Önce şu odayı toplayın pasaklı herifler. Dağınık ortamda çalışamam ben.''
Benle Kaan söylene söylene kıyafetleri düzenlemeye başladık. Uraz düzen konusunda neredeyse takıntılıydı. Evi de her zaman aşırı düzenli olurdu. Bense dağınıktım. Etrafı kirletmezdim ama dağınıklık da beni rahatsız etmezdi. Kaan ise hem dağınık hem pasaklıydı. Haliyle Uraz'ın sinirini hayli hayli zıplatırdı çoğu zaman.
İşimiz bitince Uraz ünlü bir tasarımcı gibi dolabımdaki kıyafetleri süzdü. Önce eline krem rengi bir gömlek alıp üzerime fırlattı. Sonra kahverengi, geniş bir kumaş pantolon fırlattı. Kafama gelmese iyiydi tabii ama olan olmuştu ne yazık ki.
Bir tane de süveter çıkardıktan sonra ''Giy bakalım nasıl olacak.'' dedi seçimlerine güvendiğini belli eden bir tavırla.
Dediğini yapıp üzerimi değiştirdim. İşim bitince Uraz beni beğeniyle süzdü. Sonra yanıma gelerek gömleğin düğmelerinden birini daha açtı. Birkaç ufak tefek dokunuştan sonra ''Tamam!'' dedi neşeyle. Omuzlarımdan tutup beni aynaya çevirdi.
Kendimi alıcı gözle süzdüğümde dudaklarım beğeniyle kıvrıldı. Uraz harbi yapıyordu bu sporu. Kombin ne aşırı resmiydi ne de aşırı rahat. Her ortama uyacak tipte bir kıyafetti.
Kaan da bir ıslık çalınca her şeyin mükemmel olduğundan emin oldum. ''Eyvallah kardeşim.'' dediğimde Uraz'ın dudakları kibirle kıvrıldı. Omzumu pat patlayıp masanın başına döndü.
Kaan, yeniden yatağa yerleştiğinde ben de kalan rötuşları halletmeye başladım. Bu buluşma için nedense içimde farklı bir heyecan vardı. Daha önce hissetmediğim bir heyecan...