4. BÖLÜM
Hatırlamadığım Gece
Ders bittiğinde günlüğümü hemen çantama koydum.
Eve kadar tek bir şeyi düşündüm:
“Eski depoya daha önce hiç gitmemiştim.”
Ama günlüğüm neden aksini söylüyordu?
Eve girdiğimde annem mutfaktaydı.
— Dilay, bugün çok sessizsin.
— Yoruldum sadece.
Odama çıktım.
Çantamı masanın üzerine bıraktım ve günlüğü tekrar açtım.
Yeni bir sayfa vardı.
Bu kez sadece tek bir cümle yazıyordu:
“Fotoğraflara bak.”
— Hangi fotoğraflar?
Cevap yoktu.
Telefonumdan galeriyi açtım.
Aşağı doğru kaydırırken eski bir fotoğrafa denk geldim.
Fotoğrafta ben vardım.
Yanımda Ece...
Ve arkamızda okulun eski deposu.
Fotoğrafın tarihine baktım.
İki yıl önce.
Kaşlarımı çattım.
— Bu imkânsız...
Ben o zaman o okula bile gitmiyordum.
Fotoğrafı büyüttüm.
Arka tarafta biri daha vardı.
Yüzü görünmüyordu.
Ama elinde...
Benim günlüğüm vardı.
Telefon elimden düşecekti.
Tam o sırada kapım çalındı.
— Dilay?
Annemdi.
Telefonu hemen kapattım.
— Efendim?
— Sana bir şey soracağım.
— Sor.
Kapı açıldı.
Annem içeri girdi ve masamdaki günlüğe baktı.
Bir anda yüzündeki ifade değişti.
— Bu defteri nereden buldun?
— Ne oldu anne?
Annem günlüğe yaklaştı.
Parmakları titriyordu.
— Bu...
Bir süre sustu.
Sonra bana baktı.
— Bu defter yıllar önce kaybolmuştu.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
— Nereden biliyorsun?
Annem cevap vermedi.
Sadece günlüğü kapattı.
Ve odadan çıkarken tek bir şey söyledi:
— Dilay, yarın o depoya gitme.
Kapı kapandı.
Ben ise olduğum yerde kaldım.
Çünkü artık emindim.
Annem de bu günlüğün sırrını biliyordu.