Okulun koridorları o sabah da sessizdi ama benim için fırtına çoktan başlamıştı. İlayda yanımda belirdi, yüzünde ciddi bir ifade vardı.— “İnci, zorba Baran ve ekibi bugün seni bekliyor. Planları varmış, dikkatli ol.”Kalbim hızlı hızlı çarpsa da korkmuyordum. Çünkü boks antrenmanlarında öğrendiğim bir şey vardı: Kendini savunmak yetmez, karşılık vermelisin.Teneffüs zili çalınca soluğu okulun sessiz köşesinde aldım. Orası benim sığınağımdı, ama kısa sürdü. Baran, Kaya, Sarp, Yiğit ve Bora adım adım üzerime yürüdü.İlk darbeler geldi; dudağım patladı, kaşım yarıldı. İlk başta onları karşılayamadım. Her biri sırayla vurdu. Kafam geriye savruldu, karnıma aldığım yumrukla nefesim kesildi. Ama sonra içimde bir ateş yandı. Yumruklarımı sıktım. Gözüm karardı ama zihnim açıktı. Saydım. Nefesimi kontrol ettim.— “Beni durduramazsınız,” dedim, dişlerimin arasından.Ve sonra o yumruğu vurdum. Baran’ın çenesi yana savruldu. Kaya üstüme atıldı ama adımımı yana alıp göğsüne dirseği geçirdim. Geriye kalanlar duraksadı. Çevredeki öğrenciler sessizce izliyordu. Hepsi oradaydı. Okulun çoğu teneffüste olan bu kavganın etrafında daire oluşturmuştu.Baran geri gelip bileğimden tuttu, beni yere savurmak istedi. Yere düşerken çenem parke zemine çarptı ama hemen toparlandım. Bileğimi kurtarıp Sarp’a döndüm, suratına sert bir aparkat geçirdim. Kan sıçradı. Korkmuyordum artık. Yumruklarım konuşuyordu.Baran ve ekibi beni zorlayıp hırpaladı ama sonunda geri çekilmek zorunda kaldılar. Omzum sızlıyordu, ağzımda kan tadı vardı. Ama ayakta kalandım. Tüm okul sessizdi. Sadece benim hırıltılı nefesim duyuluyordu.⸻Bir süre sonra müdür yardımcısının odasındaydım. Kapıyı çaldım, içeri girdim. Asuman Hoca sandalyesinde dik oturuyordu. Yanında beden eğitimi öğretmeni, karizmatik ve sert bakışlı Aras Hoca vardı.— “Otur, İnci,” dedi Asuman Hoca.— “Bahçede yaşananları biliyoruz. Kamera kayıtları elimizde. Birkaç öğrenci yaralandı. Söyle bakalım ne oldu?”Yüzümdeki şişliği gizleyemezdim.— “Saldırdılar,” dedim. “Ben sadece savundum kendimi. Herkes izliyordu ama kimse kıpırdamadı.”Sessizlik oldu. Aras Hoca gözlerini üzerimde gezdirdi. Bir şeyler çözmeye çalışıyormuş gibi baktı.— “Boks yapıyorsun, değil mi?”Başımı eğip hafifçe salladım.— “İki yıldır.”— “Bunu biliyordum,” dedi Aras Hoca. Gülümsemedi ama gözlerinde bir kıvılcım vardı. “Okul seni kaybetmemeli. Bu senin hatan değil. Kendini korudun.”Asuman Hoca bozuldu ama itiraz etmedi.— “Bir hafta gözlemde kalacaksın. Resmî uyarı da alacaksın. Ama bir tekrarında disiplin kuruluna gider.”Başımla onayladım. Bu sadece bir kırık kemik değildi. Bu, artık sessiz kalmayacağımın belgesiydi.⸻Koridorlara döndüğümde herkes bana başka bakıyordu. Konuşmalar alçak sesle yapılıyordu. Kimse yanıma yaklaşmaya cesaret edemiyordu. İlayda koşarak geldi.— “Sen… gerçekten… nasıl dövdün onları?!”— “Boks,” dedim sadece. “İşe yaradı.”Bir şey daha oldu. Aras Hoca yanıma yaklaştı, elinde bir kartvizit vardı.— “Şampiyonlar Spor Salonu. Eğer daha ciddi çalışmak istersen, gel.”Kartı aldım. Kağıttan değil, güven duygusundan yapılmış gibiydi. Gözlerim parladı.⸻Ertesi gün, “Şampiyonlar Spor Salonu” yazan paslı kapının önünde derin bir nefes aldım. İçeri girdiğimde ağır demir ve ter kokusu karşıladı beni. Aras Hoca oradaydı.— “Hazır mısın?” diye sordu.— “Her zamankinden daha fazla.”Antrenman zordu. İp atlarken ayaklarım birbirine dolandı, gölgede çalışırken yumruklarım zamanlamayı kaçırdı. Ama her hatamda yeniden denedim.— “Yumruk değil sadece. Zihin. Denge. Ritim,” dedi Aras Hoca.Torbalara vururken yumruk seslerim salonda yankılandı. Avuçlarımda yanma hissi, dirseklerimde sızı. Ama içimde huzur vardı. Yumruk attığım her saniye, üzerimdeki yükleri azaltıyordum.Saatler geçti. Sonunda yere oturdum. Terim sanki yerle karışıyordu. Ama yüzümde ilk defa gerçek bir gülümseme vardı.Aras Hoca yanıma geldi.— “Sen bu işi yapacaksın. Yumrukların zaten güçlü. Ama senin farkın burada.” Kalbine dokundu.O an, her şeye değdi.⸻Üstümü değiştirip çantamı sırtladım. Salonun ağır kapısını itip dışarı çıkarken, omzum sertçe birine çarptı. Neredeyse dengemi kaybedecektim.— “Dikkat etsene,” dedim, sinirle başımı kaldırırken.Ama karşımda duran kişi, beni çoktan süzmeye başlamıştı.— “Sen dikkat et. Yumrukların kadar omzun da sertmiş.”Gözleri koyuydu, karanlık bir gecenin ortasından çıkmış gibiydi. Siyah kapüşonlu bir mont giymişti. Omzunda bir çift boks eldiveni.Bakıştık. Uzunca. Garip bir sessizlik oldu.— “Yeni misin burada?” diye sordum.— “Hayır,” dedi. “Kimlerle çalıştığımı görmeye geldim.”Sonra Aras Hoca’ya göz attı. Geri bana döndü.— “İlginçsin.”Bir şey demedim. Göz kırptı. Ardından içeri geçti. Arkamdan salonun kapısı ağır ağır kapanırken sadece tek bir cümle geçti aklımdan:Bu çocuk kimdi?Ve içimde bir ses, onun hikâyemin bir parçası olacağını söylüyordu.
Bölüm 3
O Grup
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.