Ertesi sabah Defne her zamanki gibi erkenden uyandı.
Aynanın karşısına geçti.
Saçlarını topladı.
Üniformasını giydi.
Derin bir nefes aldı.
“Bugün de normal bir gün olacak.”
Ama daha okulun kapısından içeri girer girmez bunun hiç de normal bir gün olmayacağını anladı.
Koridorda yürürken birkaç öğrenci ona baktı.
İlk başta yine bir hata yaptığını düşündü.
Başını eğip yürümeye devam etti.
Tam o sırada bir kız seslendi.
“Defne!”
Defne arkasını döndü.
Dün adını bile bilmeyen kızlardan biri yanına geldi.
“Günaydın.”
Defne şaşkınlıkla gülümsedi.
“Günaydın…”
Biraz ilerleyince iki öğrenci daha durdu.
“Geçmiş olsun.”
“Dün çok cesurdun.”
“Helal olsun.”
Defne ne diyeceğini bilemedi.
Sadece teşekkür etti.
Sınıfa girdiğinde herkes dönüp ona baktı.
Ama bu kez sessizlik farklıydı.
Alay yoktu.
Küçümseme yoktu.
Merak vardı.
Hayranlık vardı.
Öğretmen sınıfa girdi.
“Günaydın çocuklar.”
“Hocam, Defne’yi kutlayacak mısınız?”
Öğretmen gülümsedi.
“Tabii ki.”
Sınıfın önüne geçti.
“Dünkü davranışınla hepimize örnek oldun Defne.”
Bütün sınıf alkışladı.
Defne’nin yanakları kızardı.
Hayatında ilk kez alkışlanıyordu.
Öğle arasında telefonunu çıkardı.
Normalde hiç bildirimi olmazdı.
Ama bugün…
Bildirimler peş peşe geliyordu.
Okul grubuna eklenmişti.
Birçok öğrenci onu takip etmeye başlamıştı.
Paylaşılan videoda, küçük çocuğu dışarı çıkarırken çekilmiş kısa bir görüntüsü vardı.
Altına onlarca yorum yazılmıştı.
“Gerçek kahraman.”
“Helal olsun.”
“Biz olsak cesaret edemezdik.”
Defne ekrana uzun süre baktı.
Birkaç gün önce kimse onun varlığını bile fark etmiyordu.
Şimdi ise herkes onu konuşuyordu.
Tam o sırada Berk yanına geldi.
“Boş mu?”
Defne başını kaldırdı.
“Evet.”
Berk karşısına oturdu.
“Ben Berk.”
“Biliyorum.”
İkisi de gülmeye başladı.
“Dün gerçekten cesurdun.”
“Teşekkür ederim.”
“Aslında… sen hep sessizdin. Seni hiç tanıyamamışız.”
Defne omuz silkti.
“Belki de kimse tanımaya çalışmadı.”
Berk bu söz üzerine sustu.
Haklıydı.
Ancak herkes Defne’nin popüler olmasından memnun değildi.
Koridorun diğer ucunda üç kişi onları izliyordu.
İçlerinden biri Defne’ye ilk gün çarpan kızdı.
Adı Melis’ti.
Melis kaşlarını çattı.
“Bir olay oldu diye herkes peşine düştü.”
Arkadaşı sordu.
“Ne yapacağız?”
Melis hafifçe gülümsedi.
“Bekle.”
“Ne bekleyeceğiz?”
“İnsanlar çok çabuk yükselir.”
“Sonra da aynı hızla düşer.”
Ders çıkışında Defne dolabını açarken içinde beyaz bir zarf buldu.
Üzerinde sadece tek kelime yazıyordu.
DEFNE
Şaşkınlıkla zarfı açtı.
İçinden küçük siyah bir kâğıt çıktı.
Üzerinde yine aynı sembol vardı.
Altında ise şu cümle yazıyordu:
“Gerçek henüz başlamadı. Bu gece saat 21.00’de eski laboratuvara gel.”
Defne’nin kalbi hızlandı.
Kim bırakmıştı bunu?
Koridorda kimse yoktu.
Tam arkasını döndüğünde siyah kapüşonlu birini gördü.
“Hey!”
Kişi hızla merdivenlerden aşağı indi.
Defne peşinden koştu.
Koridor…
Merdiven…
Bahçe…
Ama kapüşonlu kişi bir anda gözden kayboldu.
Sanki hiç orada olmamıştı.
Defne cebindeki notu sıktı.
Bilekliği yeniden ısınmaya başlamıştı.
Bu kez eskisinden daha güçlüydü.
Defne gökyüzüne baktı.
İçinden tek bir soru geçiyordu:
“Eski laboratuvarda beni ne bekliyor?”
Ve bilmediği şey şuydu…
O gece öğreneceği gerçek, yalnızca kendi hayatını değil, bütün okulun kaderini değiştirecekti.
5. Bölümde Devam Edecek…