Ağlamaktan kızaran gözlerimi zorla açmaya çalıştım yastığımın altından telefonumu bulup saate baktım. Sabahın 05:00 idi.
Kalktım elimi yüzümü yıkadım telefonum Bi anda çaldı telefona baktığımda yabancı numaraydı. Açtım. "alo"
"Benim yenge inci"
" Ha! evet birşey mi oldu? "
"Yenge 6 gibi seni almaya gelincem hazırlan diye haber vereyim dedim."
" Tamam inci kapatıyorum ben şimdi."
"Tamam yenge görüşürüz."
Acaba niye bukadar erken alıyordu beni anlamadım giysi dolabıma gidip üzerimi giyindim saçıma şekil verdim.


Hazırdım inciyi bekliyordum. Kapı çaldı beni almak için araba gelmişti. melisa odaya girip bana baktı.
" Abla araba geldi seni bekliyor."
"Tamam"
Aşağıya indim kapıyı açtım an karşıma beliri verdi. İnci yerine ateş karşımdaydı evet karşımdaydı koskoca soylu ailesinin büyük oğlu nişanlım olacak katil adam.
Ateş bana bakarak
"Ne duruyorsun orda hâla, hadi bin seni tüm gün burada bekleyemem."
" Ttamam"
Ateş sürücü koltuğuna oturdu bende yanındaki koltuğa oturup kapıyı çektim. Arabasını çalıştırdı konağa doğru gidiyorduk ikimizde konuşmuyorduk. Sessiz bir yolculuk olacağını zannediyordum taki ateş konuşana kadar.
"Sustuğuna göre sana ailen anlatmıştır."
Ben kafamı cama yaslayıp yolu izliyordum. Hizamı hiç bozmadan
"Neyi bana anlattılar?"
Kafasını hafif bana çevirerek gülümsedi ve tekrar yola baktı.
" Bu evliliği kabullenmenin tek sebebi var onuda çok iyi biliyorsun yağmur hanım eğer sen olmasaydın ben kar_"
Sözünü tamamlamadan kestim.
" Evet biliyorum ve bununda olması imkansız olmasına da izin vermem"
Ateş hiç birşey demeden yoluna devam etti.
Araba durmuştu koskoca İstanbulun soylu ailesinin konağına gelmiştim. Ateş kapıyı açıp arabadan indi benim ayaklarım o arabadan inmek bile istemiyordu. Ben inmeyince ateş gelip kapımı açtı.
"Hadi in geldik."
Ben yüzüne baktım ama inmedim sonra sinirle kolumdan tutup arabadan çıkardı.
"Bir kerede birşey yap dedikmi adamı sinir etmeden yap be kadın. Hadi yürü."
Konağın kapısına doğru yavaşça yürüdüm kapının önünde iki koruma vardı ateş ile beni gördüklerinde ateşin emriyle kapıyı açtılar. Konağın kapısının önünde durdum.
Ateş kolumdan tutup içeri doğru çekti avluda durduk. Arka bahçeden ateşin ailesi geldi.
Hanife anne
Abdullah baba
Ateşin kardeşleri
Toprak
Eşi gamze
Metin
Eşi elif
Bora
İnci
Melike
Hepsi aynan'da "Hoşgeldin" dediler. Hanife anne ve Abdullah babanın elini öptüm.
" Yağmur da geldiğine göre hadi herkez kahvaltıya masa hazır."dedi Gamze. Güler yüzüyle.
Hepimiz masaya oturduk. Güzelce kahvaltı ediyorlardı.
"Yenge azına hiç birşey koymadın atıştır yokasa bitkin düşersin."dedi inci.
"Sağol inci ben tokum size afiyet olsun"
Ateş bana doğru kafasını çevirdi kulağıma doru yaklaştı kısık bir sesle.
"Sabahın 6 'sında kalktın adamı deli etme atıştır senin bayılmanla uğraşamam."
" Uğraşma uğraş diyenmi var ye yemeğini bana karışma tokum."
Herkez kahvaltısını edip masadan kalkmaya başladı ateş hariç.
Hanife anne
" Hadi çocuklar daha çok işimiz var. Kalkalım hazırlıklara başlayalım"
Ben içinden konuşmaya başladım" sabah sabah ne hazırlığı bunları kovalayan ne acaba."
"Oğlum yağmuruda al sana dediğim yere gidin yağmur kızım istediğini beğensin."dedi Hanife anne.
"Tamam ana"
Azımı bıçak bile açmadı acaba "ateş ile beni nereye gönderiyorlardı neden bu acele?"
Ateş masadan kalktı ve odasına çıktı.
Ateş
"Melikeeeeee"
"Efendim abi"
"Yağmuru çağır"
"Tamam"
Melike koşarak yanıma geldi "yenge abim seni çağırıyor. Aman deyim bu telaşlı günde onun sinirlendirecek birşey deme yenge."
Ben sinirle odasına doğru çıktım. Kapıyı çalmadan içeri daldım ateşin yanına hızlıca gittim.
"Ne bu telaş herkez acele bir şekilde iş yapıyor? Biz nereye gidiyoruz? Hem neyi beğenecekmişim alacakmışım?artık bir açıklama yaparmısın?."
Ateş yüzünü bencereye doğru döndü ben arkasında durmuştum.
"Unuttunmu yağmur evleniyoruz onun telaşı."
"Nasıl? daha dün nişan dı."
"Evet baban olacak herif nişanı takın kına düğün olmadan alın bitsin gitsin dedi. Annemde en azından telli duvaklı evinden alalım resmi nişan ve hoca nikahını evde yaparız demiş."
Ben bunları duyunca ayaklarım yerden kesildi gözlerim dolmaya başlamıştı. Nasıl yani babam inek gibi satmadığı yetmemiş gibi kurbanlık verir gibi kızını vermişti.
Ateş bana doğru döndü bana baktı
" Ağlamayı kes sil şu gözyaşlarını bugün hoca nikahı kıyılacak seni çağırdıklarında aşağıya in"
Diyerek kapıyı yüzüme kapatıp odadan çıktı.
"Ben nasıl bir yere düştüm beni gözlerinden sakınan ailem beni buna nasıl sürükledi keşke İstanbula gelmeseydim geldiğim güne lanet olsun."
O Kadar okudum polis memuru oldum boşamı bu zalim adamın karısı olmak içinmi kendime inanamıyorum. Biraz sakinleştikten sonra pencereden avluya baktım herkez aşağıdaydı ateşte ordaydı.
Konağın kapısı açıldı dini nikahı yapacak hoca gelmişti.
Ateş kafasını pencereye doğru çevirdi bana baktı ben pencereden çekilip lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım ve yatağın köşesine oturdum beni çağırmalarını bekliyordum.

