Ateş ellerini cebinden çıkardı yanımdaki kolttuğa yayılarak oturdu. Ben ayakta durdum katille aynı yerde olmak bile istemiyordum
Ateş bana bakarak
"demek sen ha müstakbel eşim vayy böyle güzel bir rastlantı olamaz"
Başımı sadece ona çevirip yüzüne tiksinerek baktım.
" adın neydi? haaa yağmur nasıl bir his acaba bu gece tanıştığın katil ile nişanlanmak? Banada sürpriz oldu gerçeği seni ilk defa buralarda görüyorum."
Diyerek ayağa kalktı eline cebine atarak yanıma geldi yüzüme doğru eğilerek bana baktı.
"yeni hayatına hazırlan müstakbel karıcım."
Öyle bir sinir olmuştum ki tekme atasım vardı.
"ne karısı be katil bir adamla evlenmeyeceğim. Ben senin o bildiğin kızlara benzemem."
" halla halla istesende istemesende artık benim nişanlımsın baban seni abinin bizi olan 3 kuruş borcu için seni para karşılığında verdi. sen burda istediğin kadar cebelleş elinden hiç birşey gelmez senin hayatın artık bana bağlı olacak." Okadar.
" ölürümde evlenmem senle anca bu evden kefenim çıkar. Bununda o aklına sok seninle evlenmeyeceğim"
Gözlerim dolmuştu arkamı dönüp kapıya doğru hızlıca yürüdüm ateş kolumu tutarak kendine doğru çekti.
İki kolumu sıkırak tuttu canım acıyordu.
" istediğin kadar bağır çağır sen artık nişanlımsın ailemize gelin geliceksin yarın sabah inci seni almaya gelicek hazır ol."
Kolumu bırakıp salonda sinirle çıktı.
İnci ateşin kız kardeşi
Kendimi dizlerimin üzerine atarak ağlamaya başladım "nasıl bir belaya düştüm allahım kurtar beni bu adamdan ailesinden."
Babam sadık
Annem Zühre
Abim mert can
Kardeşim melisa
Babam annem ve kardeşim salona geldiler. Beni yerde ağlarken gördüdüklerinde babam sinirle bana baktı.
"kalk ayağa hatsiz abinin hayatını kurtardın istanbulun en soylu ailesine gelin gideceksin bide burada ağlıyorsun."dedi babam. Dişlerini sıkarak
"baba benim ne günahım var bana söylesen emniyetten bi yerden para bulurdum böyle hayatımı maf etmene izin veremem ben bu adamı istemiyorum."
"Kızım ne olur anla yavrum baban melisayı vermek istedi kızım ateşe. Melisa daha küçük 14 yaşında sen bunu üstlenmessen melisayı verir baban.
Kardeşin için kuzum orda küçücük halde yapamaz üstlenemez bunu kardeşinin bu durumda olmasını istemesin demi kızım." dedi annem. Hüzünlü sesiyle.
" nasıl ben olmasaydım melisayı mı verecekti? baba sen bu kadarmı cani oldun hadi beni geçtim küçücük kızın hayatını solduracaktın sen nasıl bir babasın sizin gibi aile olmaz olsun Allah hepiniz kahretsin."
Ağlayarak odama doğru koştum içeri girdim kapıya kapattım kapının arkasına çömeldim hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Düşüncesi bile kötüydü küçük kardeşimin gelin olması o katilin karısı olması.
" kardeşin için susacaksın yağmur kardeşinin hayatı söz konusu" diyerek kendimi ikna etmeye çalışıyordum. Sakinleştikten sonra yatağıma geçtim kafamı battaniyenin içine alarak uyumaya çalıştım.
Soylu ailesi
Hanife anne
" Maşallah beyim gelin çok güzel umarım ateş ile iyi anlaşır"
Abdullah baba
" inşallah hanım inşallah hadi yatalım artık yarın gelin kızımız gelicek."
"tamam beyim iyi geceler."
Ateş
Nasıl bir kadın bu ya benim gibi birisini bulmuş dua edeceğine beddua ediyor.
Kapı tıklandı.
"patron"
"Gel onur gel araştırdın mı?"
"evet beyim yağmur hanım ankarada babaannesinin yanında büyümüş Ankara Polis Akademisi Anıttepe Yerleşkesi mevzun istanbulada atanmış yağmur hanım polis memuru patron."
"tamam sen gide bilirsin onur."
Yağmuru buralarda yeni görmem bu yüzden demek ki İstanbula yeni gelmiş ve polis memuru ama istese bu kozu bana karşı kullana bilirdi. azından Bi kelime çıkmadı mesleği ile alakalı sebebi ne acaba.
Koltuktan kalkıp giyinme odasına gittim. Gömleğini çıkarıp pijama takımını giyip yatağına uzandım. Yağmurun komiser ve bu konu hakkın Bi kelime neden etmediğini sürekli düşündü.
