Ateş bana dönüp baktı.
"Ateş gitme bugün başamı sana yaslaya bilirmiyim?"
Ateş hafif gülümsedi elleri ile göz yaşlarımı sildi yanıma geldi yatağa uzandı. Bende uzandım göğsüne başımı koydum ateş ise Bi eli ile saçımı okşuyor diğer eli ise belimi kavramıştı.
İlk defa bu kadar kendimi iyi hissediyordum. ateşin asla birisinin onu sevmeyeceğine inanması kötü bir şeydi ama ne kadar sinirli gaddar bir adamda olsa birisini severse şefkat dolu bir adama dönüşeceğine inanıyordum. Ateşin kollarının arasında kendimi kedi yavrusu gibi hissetmiştim. Bi anda uykuya daldım.
Ateş
Güneşin ışığı gözüme vurması ile uyanmıştım. Yağmur hala göğsümde uyuyordu. O kadar güzel uyuyorduki hiç yataktan kalkasım yoktu. Yağmurun başını yavaşça yastığa koydum yataktan kalktım eğer uyanırsa ne işin var burada illaki der neden geldin. Dün o korkuyla bunları söylediğini düşünüyorum. Benden nefret eden kadın benim göğsümde neden uyanmak istesinki.
Yağmurun üzerini örttüm. Banyoya girdim duş aldıktan sonra kendime gelmiştim. Üzerimi giyinmek için giyinme odasına gittim. Gömleğimin düğmelerini iliklerken yağmuru izliyordum. Masadan telefonumu alıp odadan çıktım herkez kahvaltı masasına oturmuştu bile.
Hanife anne
"Nerde kaldınız oğul? saat kaç oldu."
" Geldim ana "
"Yağmur kızım nerede?"
" Yatıyor kaldırmadım"
Abdullah baba
"İyi yaptın oğlum dinlensin yağmur kızım."
Gamze
"Anne mantı yapalım mı?"
" Yapalım kızım yapmasın da nerden aklına geldi bir anda"
"Hem canım çekti hem yağmurda seviyor belki iyi gelir onada."
" İyi kızım kahvaltıdan sonra yaparız"
Çayımı yudumlarken arkadan bir ses geldi bu sesi uzaktan bile tanırım.
Yağmur
"Bensiz mi mantı yapıcaksınız? "
Hanife anne
" Aşk olsun kızım sensiz mantımı yapılır. Geç otur hadi kahvaltını et"
Sandalyeyi çekip oturdum.
Abdullah baba
"Nasılsın kızım iyimisin? şimdi."
" Daha iyiyim baba"
Ateşe baktım çayını içiyordu. Ateşin kulağına yaklaştım.
"Erken kalkmış sın?
" Evet yatıyordun uyandırmak istemedim"
"Benide uyandırsaydın birlikte inerdik. Bu arada teşekkür ederim.
" Teşekkürün sebebi ne?"
" Beni kırmayıp yanımda uyuduğun için."
Ateş sanırım benden bu kelimeyi beklemiyordu şaşmıştı ama sırıtıyordu. Kahvaltıyı ettikten sonra masayı topladık. Elif yüzüme bile bakmıyordu sanırım kendini suçluyordu o sinir anında ağzıma ne geldiyse söylemiştim çünki elifin yanına gittim mutfakta oturuyordu.
"Elif"
Elif beni görünce ayağa kalktı. Direk söze girdi
" Yağmur sen bişey demeden ben diyeyim bana ne desen haklısın benim yüzümden bu duruma düştün çok utanıyorum ama ateşe kızma lütfen o benim için bu riski göze almıştı"
Elifi gülerek susturdum.
"Tamam elif kendini niye suçluyorsun oldu bitti o dediklerimi unut sinir anında söyledim ateşe gelirsek herşey anlattı biliyorum ne sana nede ateşe sinirli veya kızgın değilim."
Elif gülümseyerek bana sarıldı bende elife sarıldım.
" Hayırdır yüzünde güller açıyor yağmur hanım"
"Öylemi diyorsun."
" Evet yanakların kızarmış bile sanki dün kaçırılan ölmek üzere olan sen değilmişsin gibi"
"Bilmiyorum elif dün akşam ateşle dertleştik katil gaddar sandığım adamın için yumoş bir kedi varmış meğersem."
Elif gülerek
" Dedikodular sende otur anlat dün ne konuştunuz. "
" Ateş sandığım gibi birisi değilmiş elif onu anladım belki onu tanımak için kendime şans vermem lazımdır. O kadar iyi dinliyorki tümgün oturup konuşa bilirim o anda bile beni güldürmeyi bile başarıyordu. Konuşmadan sonrada kalkacakken elini tuttum gitmemesini söyledim" "başımı sana yaslaya bilirmiyim" dedim. Ateşte göz yaşlarımı silip yatağa uzandı saçlarımı okşadı ben uykuya dalmıştım bile.
Elif gülümseyerek beni dinliyordu.
"Ayy yağmur çok tatlısınız siz ama ateşin böyle biri olduğunu bilmiyordum. Varya ikiniz birbirinize şans verseniz çok güzel karı koca olursunuz birbirinizi deliler gibi seversiniz"
"Bilmiyorum yağmur onuda zaman gösterecek hadi annem bizi bekliyor mantı yapacağız."
Elifle birlikte Gamze, inci ve annemin yanına gittik annem hamuru açmaya başlamıştı bile bizde oturup mantıya yardım etmeye başladık.
