Yağmur kahvaltı hazırlığı için mutfağa indiğinde mutfakta sadece inci vardı çay suyu koyuyordu. Yağmur etrafa baktı kimsecikler yoktu.
"İnci herkez nerede? "
"Yenge toprak abimle babam Bi yere kadar gittiler Gamze yengem, elif yengem, annemde hastaneye gittiler."
"Hastaneye niye gittiler"
" Bebeğin kontrolü vardı annemde tek bırakmak istemedi torununu görmek istediği için gittiler. Ama gelirler Bi yarım saate"
"Tamam bari kahvaltıyı hazırlayalım."
inci ile sofrayı hazırlamıştık ben mutfağa çayı almaya gittiğimde konağın kapısı açıldı herkez gelmişti. Herkes bahçeye geçip masaya oturdu. çayı çayı masaya koydum inci çayları dökmeye başladı etrafa baktım ateş hâla gelmemişti.
Hanife Annenin yanına gitti kulağına yaklaştım.
"Anne ben gidiyim ateşi uyandırıyım gelerim biraz sonra"
"Tamam kızım"
merdivenlerden odaya çıktım kapıyı 2 kere tıkladım içeri girdim etrafa baktım ateş yoktu.
"Acaba hala çalışma odasına mı? Bi gidip oralara bakıyım."
Çalışma odasına gittim ateş hala yatıyordu.ateşin yanına gittim elimi omzuna atarak hafif sarstım.
" Ateş... Ateş
" Hıı"
" Uyan saat 9 oldu herkez kahvaltı ediyor. Üstünü giyin kahvaltıya in"
Ateş uykulu gözlerle kafasını hafif kaldırdı gözlerini açtı.
"Beni niye önceden kaldırmadın?"
" Derin derin uyuyordun uyandırmak istemedim"
Dedikten sonra bahçeye indim ateş duş alıp üzerini ginip aşağıya inmişti sandalyesini çekip oturdu. Kahvaltı etmeye başladık.
İlk defa güzel bir kahvaltı yapıyordum sessiz sakin stres sinir yoktu sabah sabah ateşle tartışmamıştım.
Taki konağın kapısı açılana kadar yağmurun son lokması boğazına dizilmişti karşısındekileri görünce Bi anda boğularak öksürmeye başladı ateş sürahiden su doldurup yağmura verdi.
"İyimisin"
"E-evet, sanırım"
Yağmur hala şaşkındı karşısında duranları hiç beklemiyordu evet karşısındayım hayatını cehenneme çeviren ilk kişi Ali ve melek el ele konağın içindeydi.
Yağmur içinden "bunların burada ne işi var"
"Ooo çocuklar hoş geldiniz"dedi Abdullah babam gülümseyerek.
"Hoşbulduk dayı"dedi melek.
Yağmurun Bi anda kafasın cümleler döndü dayı dayı, dayı "meleğin dayısımı oluyor babam? " dedim içimden.
" Oturun çocuklar"dedi hanife anne.
Hiç sorgulamadan masaya geçip oturdular.
"Hayrola hangi rüzgar attı sizi buraya? "dedi toprak.
"Hiç toprak abi öyle buradan geçiyorduk uğrayalım dedik"dedi melek.
" İyi yapmışsınız"
Ali gözünü yağmurdan alamıyordu sürekli yağmura bakıyordu yağmur ise kafası aşağı eğmiş şekilde duruyordu. Alinin yağmura olan bakışını gören ateş ellirini yumruk yaptı.
"Hayırdır Ali gözlerini yağmurdan alamıyorsun. Birşey varsa söyle bizde bilelim."dedi ateş aliye sinirli gözleri ile bakarak.
"Evet ateş valla var yani çünki konağa hiç gelmeyen birisi bu"
"Ali sanki konağa yağmurdan başka kızlarda gelmiş hepsinde tanıyormuşsun gibi konuşma sen bu konağa kaç defa geldin de eve gelen kızları süzüyorsun."
Hanife ana araya girdi yoksa bu konuşma kavgaya dönüşecekti
" Evet çocuklar siz tanışmadınız. Yağmur bu evin büyük gelini"
"Nasıl yenge büyük gelini derken kiminle evlendi? bizim niye haberimiz yok? "deri melek. Şaşırmış bir şekilde.
" Yağmur benim karım"
İlk defa ateşin karım demesi hoşuma gitmişti.
" Yağmur ve sen doğrumu duyuyorum abi"
"Evet melek bana sürekli evlen diyen sen değilmiydin evlendim işte karım karşında"
"Evet ama ben bununla değil ayl-"
Diyecekken ateş sözünü Bi anda kesti.
" Melek saçma sapan konulara girme tadımızı kaçırma yengen yani karım karşında başka bir sözünüz yoksa biz kalkalım."
" Hayırdır oğlum yağmur kızımla nereye gidiyorsun? ."dedi Abdullah baba.
" Baba yağmurun rahatsızlığı yüzünden ertelemiştim bugün götüreceğim"
"Ha tamam oğlum dikkat edin banada haber vermeyi unutma"
" Ateş kalkmadan önce birşey daha soracam yağmurla siz görücü usulümü evlendinz? bukadar çabuk evlenmeniz imkansız çünki biz nişanlanlandığımızda bekardın." dedi ali alaycı bir bakışla.
" Hayır Ali birbirimizi severek evlendik şans eseri yağmurlu bir gece de yağmur ile karşılaştım orda aşkımız başlamıştı aradan zaman geçtikten sonrada aile rızasıyla evlendik."
Ateş bana Kara gözleriyle baktı elini omzuma attı.
" Hadi kalkalım"
"Tamam"
"Size afiyet olsun"
Ateşle masadan kalkıp konaktan çıktık. Arabaya bindik ateş sürekli kafasını çevirip bana bakıyordu. Sessizlik vardı.
Ateş Bi anda sessizliği bozdu
" Senin bu melek ve Ali ile Bi tanışmışlığın varmı?"
"Evet var ama çok eskiye dayalı"
ateş kafasını hafif sallayıp yola devam etti.
Hastanaye gelmiştik. Ateşe doğru baktım.
"Hastaneye niye geldik?"
"Kontrolün var hanım efendi o yüzden geldik"
" Ben istemiyorum gelmiyeceğim"
Ateş burnunun kemerini sıktı sonra da bana baktı.
"Yağmur beni delirtme zaten Ali gevzeği sinir etti beni sağlığın söz konusu 2 dakika muayne olup çıkacağız uzatma"
Ateş arabadan indi benim kapımı açtı" in hadi" ben inmemek için hala ısrar ediyordum ateş elimden tutup kendine doğru çekti. Arabadan beni zorla indirdikten sonra kapıyı sertçe kapattı hızlı adımların yetişemiyordum hastane girdik. Doktor beni muayene etti EKG çekti ben kalbimde olan sıkıntıyı biliyordum aslında. Muayne bittikten sonra
ateş "sen arabaya geç ben geliyorum" ben arabaya doğru ilerledim.
Ateş
"Evet doktor bey sonuçlar nasıl kötü bir durum varmı?"
"Beyim şuanlık kötü bir durum yok ama siz yinede dikkat edin kalp kapakçığında büyük bir açılma var. Bu da arada yağmur hanımın kalbin sıkışma ağrı yapıyordur size hiç söyledimi ağrım var."
"Hayır belli bile etmedi"
"İllaki bu ağrıları oluyordur dikkat edin eşinizi uyarın ağrısı uzun sürerse hemen bana haber verin"
"Tamam doktor sağol"
Ateş düşünceli bir şekilde arabaya binmişti. Konağa doğru yola çıkmıştık. Ateşin telefonu çaldı. Konuşmaya başladı fazla sürmeden kapattı.
"Arkadaşlarım ve sevgilileriyle tanışmak istemisin seni merak etmişler."
"Olur aslında iyi olur"
Araba yönünü değiştirip bur cafeye gittik güzel bir cafeydi.
Arkadaşları ve sevgilileriyle tanıştıktan sonra oturduk.
Ateşin arkadaşı murat
"Ateş dostum turnayı gözünden vurmuşsun valla helal sana çok güzel karın."
Ateş başıyla gülümseyerek onaylar gibi sallar.
Muratın sevgilisi hatice
"Yağmur sende birşeyler içmiyecekmisin kahve çay yada içki"
"yok ben hiçbirini içmiyorum saol"
" Senin gibisinde ilk defa gördüm."
" Ne gibi?"
"Yani çok güzelsin ama garip ateşin evleneceğini hiç sanmıyordum taki bugüne kadar."
"Hı anladım"
Biz sohpet ederken biranda çığlık ve bağrışmalar başlamıştı bizde etrafa baktık herkez kaçıyordu 3 tane haydutun elinde silah herkesi tehdit edip dışarı çıkarıyordu. Cafede tek ateş ben ve arkadaşları kalmıştık.
Haydutlardan 2 si yanımaza gelip bağırarak
"DIŞARI ÇIKIN YOKSA SİZİ ÖLDÜRÜRÜM"
ateş sinirli sinirli adamlara bakıyordu bizde sakince çıkmak için ayağa Kalktık Bi anda son 1 haydut lavabodan 2 çocuk ve kardeşim melisayı çıkardı. Melisa beni görünce
"abla ne olursun kurtar beni"
Ben ateşe baktım ateşte bana
"A.. Ateş bişerler yap."
"Sakin ol bir yolunu bulucam korkma"
Son haydut Ateşin bey olduğunu biliyordu
"BIRAK LAN KIZI EĞER KILINA ZARAR GELİRSE SENİ YAŞATMAM DUYDUNMU"deri ateş bağırarak.
" Bir şartla bırakırım karın gelsin kardeşini bırakıyım"dedi melisayı esir alan haydut.
Ben ateşe baktım
"Ateş tamam ben gidiyim bana ne olursa olsun ama melisaya asla."
Ateş. Bağırmaya başladı
"HAYIR SAÇMALAMA SENİ GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME GÖTÜREMEM"
Ateşin ellirini tuttum
"Bana güven hareketimi bekle"
ateş karasızcasına
ah be kadın ah be kadın yeminle baş belasısın. Tamam git dikkatli ol ne olursa olsun seni ondan alacağım "
" Biliyorum. tamam kardeşimi bırak ben geliyorum"
Hayduta doğru adım atmaya başladım melisa koşarak Ateşin yanına
gitti.
Haydut boğazımdan tuttu başıma silah dayadı.
" 24 saat vaktin var 5 milyon getirmesen karını öldürürüm. O vakte kadar karın bize eşlik edecek ateş soylu ."
Ateş benden bir işaret bekliyordu.
"Senin derdin ne şerefsiz."
" Seninle benim daha çok işim var ateş soylu getir parayı al güzel karını cidden turnayı gözünden vurmuşsun senden beklemezdim böyle birşey yapmanı"
"Lan bana bak kimsin kimlerdensin bilmiyorum elime bir düşersen seni yaşatmam."
"Orasını zamanla göreceğiz ateş soylu"
Bu haydut ateşi çok iyi tanıyormuş gibi konuşuyordu ama ateş yüzündeki maskeden adamı tanıyamadı kolu ile boğazımı sıktığı için nefes almakta zorlanıyordum.
