Pazartesi sabahı...
Sınıfa giren herkesin yüzü asıktı.
Defne çantasını sıraya bırakıp etrafına baktı.
"Ne olmuş bunlara? Cenaze evi gibi."
Bora iç çekti.
"Matematik sınavı var."
Defne bir an durdu.
"..."
"Lan."
Selin kaşını kaldırdı.
"Çalışmadın mı?"
"Çalışacaktım... Sonra '5 dakika telefona bakayım' dedim. O 5 dakika 3 saate dönüştü."
Bora güldü.
"Klasik insan hatası."
Tam o sırada Melis arka sırada arkadaşlarıyla fısıldaşıyordu.
Defne şüpheyle baktı.
"Bunlar kesin bir şey çeviriyor."
Zil çaldı.
Matematik öğretmeni içeri girdi.
"Herkes yerine otursun. Çantalar öne."
Sınav kâğıtları dağıtıldı.
İlk soru...
Defne boş boş baktı.
"Bu hangi dil?"
Yan tarafta Bora da tavana bakıyordu.
Defne kısık sesle,
"Çözebiliyor musun?"
"Ben adımı zor yazdım."
Defne gülmemek için dudağını ısırdı.
Birkaç dakika sonra öğretmen sınıfta dolaşırken Melis'in yere küçük bir kâğıt düşürdüğünü fark etti.
"Hımm..."
Öğretmen kâğıdı aldı.
Üzerinde formüller vardı.
Sınıf buz kesti.
"Melis."
"E-efendim hocam..."
"Bu nedir?"
"Benim değil..."
"Üzerinde adının baş harfleri var."
Sınıfta hafif kahkahalar yükseldi.
Melis kıpkırmızı oldu.
Öğretmen kâğıdı cebine koydu.
"Sınavın iptal. Ders çıkışı benimle kalıyorsun."
Melis sinirle Defne'ye baktı.
Sanki olanların suçlusu oymuş gibi...
Defne omuz silkti.
"Bu sefer ben bir şey yapmadım."
Bora fısıldadı.
"Nadir görülen bir olay."
Defne dirseğiyle Bora'ya hafifçe vurdu.
"Kes."
Sınav bittikten sonra herkes rahat bir nefes aldı.
Koridorda yürürlerken Selin sordu:
"Nasıl geçti?"
Defne güldü.
"Geçti mi, ondan bile emin değilim."
Bora da başını salladı.
"Ben matematiği çözemedim ama en azından kopya çekerken yakalanmadım."
Üçü kahkaha atarak kantine doğru yürüdü.
Arkalarında ise Melis, Defne'ye öfkeli gözlerle bakıyordu.
Anlaşılan bu rekabet daha yeni başlıyordu...