Öğle zili çalar çalmaz bütün okul kantine akın etti.
"Lan koşun! Poğaça bitmeden yetişelim!" diye bağırdı Bora.
Defne gözlerini devirdi.
"Bir gün de insan gibi yürüyün."
Selin güldü.
"İnsan gibi yürürsek aç kalırız."
Üçlü sıraya girerken Defne'nin düşmanı olan Melis arkadaş grubuyla birlikte geldi.
"Bakın bakın... Fakirler kulübü yine tost sırası bekliyor."
Defne arkasını döndü.
"Melis, senin tek yeteneğin milletin sinirini bozmak galiba."
Melis sırıttı.
"En azından senin gibi ezik değilim."
Bora araya girdi.
"Abla sen sabah kahvaltısına ego mu yiyorsun? Çünkü başka açıklaması yok."
Kantindeki birkaç kişi gülmeye başladı.
Melis'in yüzü düştü.
"Sen karışma!"
"Karışırım. Arkadaşıma laf ediyorsun."
Melis, Defne'nin elindeki ayranı itti.
Şlap!
Ayran Defne'nin üstüne döküldü.
Kantin bir anda sessizleşti.
Defne derin bir nefes aldı.
"Son şansın. Özür dile."
Melis kahkaha attı.
"Yok."
Bir saniye sonra...
PAT!
Defne, Melis'i omzundan sertçe itti.
Melis de karşılık verince ikili birbirine girdi.
"Saçımı bırak lan!"
"Önce sen bırak!"
Bora ile Selin ayırmaya çalışırken kantindeki öğrenciler telefonlarını çıkarmıştı.
"Lan biri videoya alıyor!"
"Bu kesin okul grubuna düşecek."
Tam o sırada müdür yardımcısı içeri daldı.
"YETER!"
Herkes donup kaldı.
Defne ve Melis birbirlerinden ayrıldı.
"İkiniz de odama. Hemen."
Koridorda yürürlerken Bora, Defne'ye fısıldadı:
"Valla yumruğu biraz daha iyi atsaydın 10/10 olurdu."
Defne istemsizce güldü.
"Kes sesini."
Bora da sırıttı.
"Ne yapayım? Olayın tek komik yanı bendim."
Koridorun diğer ucunda ise Melis, Defne'ye öyle bir baktı ki bu kavganın burada bitmeyeceği belliydi.