Yılar önce
Uzayın derinliklerindeki meteor hızla dünyaya yaklaştı koskocaman meteor atmosferin etkisiyle parçalara ayrıldı ve her bir parça bir ülkeye çarptı ve o göktaşları üzerindeki element güçlerini insanlara verdi her parça o ülkenin insanlarına süper güçler bahşedti ama bir sorun vardı insanoğlu güçlerini gereksiz yere kullanmaya başladı herkesin 4 gücü vardı kiminkisi suya hükmediyor kiminkisi suya kiminkisi toprağa kimininkisimüziği havaya. Ateşe hükmedenler kendilerini sulardan güçlü görmeye başladı . Su ve ateş insanlar arasında savaş oldu. Bu savaşta binlerce can kaybı oldu. Topraklar ve hava insanlar da kendilerini birbirlerininden üstün görünce çift savaş oldu. Bu çift savaş binlerce yıkıma sebep oldu savaşlar yetmezmiş gibi su insanların yaratığı seler, ateşleri yaratığı yangınlar, havanın yaratığı fırtına ve hortumlar, toprağın yaratığı depremler asrın felaketini yaşattı. Bunun üzerine ülkeler anlaşma yaptı anlaşmaya göre elementlere takılmadan herkes barış içinde yaşayacak ve süper güçler kullanılmayacaktı. İnsanları bu felakete sürükleyen güçleri değil miydi kimse güçlerini kullanamadı ve kimsenin ağzından elementin e si bile çıkmamalıydı. Bunu yapanın cezası idamdı ve maalesef buna karşı çıkanlar ölmüştü karşı çıktığı halde hayata kalanlar vardı onlar ormanda sürekli polislerden kaçıyordu. Halk arasında onlara bozguncu derlerdi. Aynı zamanda insanların resim yapması ve müzik yapıp şarkı söylemesi de yasaktı. Bozguncular dünyada istenmiyordu.
Günümüz
Dükanın başına geçtim Fırat amcaya yardım ediyordum. Fırat amca annem ve babam öldükten sonra beni yanına aldı annem ve babamdan nefret ediyordum onlar birer bozguncuydu element güçlerinin, müziğin ve resmin asrın felaketlerine yol açtığını bildikleri halde nasıl devam edebilirlerdi güçlerini kullanmaya annem ve babam bir bozgucuydu ve onlardan nefret ediyordum. Fırat amcamın sesiyle düşüncelerinden döndüm ve ona baktım. "Asya kızım benim işim çıktı dükkan sende"
"hiç merak etme dükkan bende "dedim. Fırat amca dükkandan çıkınca gözüm annem ve babamın düğün fotoğrafına takıldı nasıl dalmışsam gelen deryayı duymamıştım. Derya benim en yakın arkadaşımdı beni benden iyi tanırdı."annenle baban demi onlardan ne kadar bozguncu oldukları için nefret etsende küfürler etsende sonuçta annen baban en sonunda onları özlüyorsun canın acıyor değil mi"boşuna demedim beni benden iyi tanıyor diye ona buruk bir şekilde gülümsedim. "annem pasta yapacak krem şanti lazım"dedim raftan hızla krem şantiyi alıp poşete koyup ona verdim. "15 ytl"dedim bana parayı uzatıp yanağımı sıktı. "akşama pijama partisi var gel mutlaka " dedi ve gitti bu kızı seviyordum harbiden. İçeriye siyah pantolon üzerine siyah tişört ve tişörtün üzerine siyah hırka ve kafasına siyah şapka takan biri girmişti. Görünmemek için şapkayı gözüne kadar indirmişti. Sanki hastaydı hasta hasta geliyordu halsizdi. Çaresiz bir şekilde benim gözlerime bakıyordu kahverengi gözleri onu çekici gösteriyordu. Bir daka ben onu tanıyordum o bir bozgucuncuydu haberlerde gösteriliyordu korku tüm bedenimi sarmıştı. "ben ateş var yanıyor canım acıyor hastanede polis var ben gidemiyor bana yardım et" dedi çoğu bozguncunun ailesi de bozguncu olduğundan ormanda yaşarlardı polislerden kaçarak yaşadıklarından okula gidemezler konuşmayı da pek beceremezlerdi beli ki onun ailesi de bozguncuydu. O bir bozguncuydu yardım edecek miydim eğer ona yardım ederken yakalanırsam ben de idam edilirdi ne yapacaktım.
* **
Evet arkadaşlar bölüm sonu yeni geldiğimden dolayı lütfen biraz destek olun yorumlamaya ve beğenmeyi unutmayın sizce Asya bozguncuya yardım edecek mi, o bozguncu kim, polisler onları bulacak mı, asyanın başı belaya girecek mi bir sonraki bölüme kadar sağlıcakla kalın sevgililerim..

