İçeriğe geç

BOMBANIN ARDINDAKİ KAYIPLAR-1:UNUTULANLAR VE HATIRLANANLAR

Bölüm 4 · 12 dk okuma

BOMBANIN ARDINDAKİ KAYIPLAR-1:UNUTULANLAR VE HATIRLANANLAR

Bölüm 4

3. BOMBA

O gün ellerimiz ayrılmasaydı belki de şu an onların tutsağı değil, benim karımdın Kar Kızı. 💣💣 "Bombalar ardında kayıplar bırakır..." Aynı zaman dilimi, Rusya Federasyonu sınırları Mustafa Alparslan Tanyeli Tam üç haftadır Rusya sınırları içerisindeydik. Tam üç haftadır önceden gelecek engelledi siliyorduk çünkü ilk aşamanın başlangıcı için her şeyi sağlama almalıydık. Ve o gün gelmişti. Volodin' i kendimize çekeceğimiz o gün. Operasyon için iki seçeneği sunmuştum. Birincisinde ilk olarak Kar Kızı'nı izleyecektik ve güvenliğini sağlayacaktık, sonrasında ise bulunduğu destek alanında savunma birimi olarak katılacak; planlı bir saldırı ile öncesinde Rus kuvvetleri onu koruma amaçlı alacak ve sonrasında bize verilecekti. Sınırda ilk olarak ICTOCO'nun Türkiye Cumhuriyeti'ndeki kuvvetleri onu alacaktı, Rus birlikleri protokol gibi göstererek bize vereceklerdi. Biz de Kar Kızı onların elindeyken araca kaza süsü vererek Volodinlerin ortak olmayı düşündükleri yeraltı unsurları kılığında elimizde tutacaktık, Volodinler her şekilde onun peşine düşecekti. Ve onu verecektik, asıl operasyon oradan sonra başlayacaktı zaten. İkincisi ise... Durumun en vahim olduğu anda kullanılacaktı. "Bölgeyi korumak zorundayız, " dedim Hilal Timi' ne. "Hilal, bu bölgede kaldığımız sürece sıkıntı istemiyorum, sebebini gayet iyi biliyorsunuz. Yanlış mıyım? " "Hayır, komutanım! " dedi hepsi. Hilal Timi' ndeki herkes belirlenmiş olan noktalara geçerken ben de kendi noktama geçtim. Ve, seneler sonra kalbim ilk kez hızlandı. Oydu. O. Kar Kızı. Kırgız Kızı. O... Gözlerim çok kısa bir an gözleri ile kesişti. O gece mavisi, çekik gözlerle. Hâlâ gecenin derinliğini taşıyordu ancak bu sefer bir şey farklıydı. Gözlerinin içindeki ay artık yoktu. Gözleri ışıltısını kaybetmişti. O gözlerin içinde öfke ve inat vardı, kin vardı... O pislikler yüzündendi, buna kalıbımı basardım. Gözleri sonrasında başka bir yere döndü, bir hemşire geldi ve onunla konuşmaya başladı. Ve ben ona bakmayı bırakamadım. İnanmıyordum. Buradaydı. Ve sağdı. Yaşıyordu. Zencefil rengi kıvırcık saçlar, fazlasıyla kabarmıştı. Yorgunluktandı kesin. Zayıf bir vücuda sahipti, ama sağlıklıydı da. Zayıf bedeniyle orantısız yanakları, hala kendini belli ediyordu. Yıllar yüzünün yuvarlak yapısını ve ısırılası yanaklarına karışamamıştı. Teni ise hatırladığımdan daha beyazdı. Ama artık kardan beyaz Kar Kızı değildi o. Kardan soğuk Kar Kızı'ydı o. Öldürücü derecede soğuk olan Kar Kızı. Yaklaşanı donduran Kar Kızı. Ve yine o şerefsizler yüzündendi. Ve abla dediği kadın, Urussa Volodin yüzünden bu haldeydi. Uzaktan bir bomba sesi duyuldu, kar dağıldı. Uzun süredir bu anı bekliyorduk. Plan başlıyordu. Rus kuvvetlerinden emir geldi. "Vnimaniye vsem meditsinskim i oboronnym podrazdeleniyam v etom rayone: Rayon budet evakuirovan v svyazi s nachalom vtorichnykh atak! " Bölgede bulunan tüm tıbbi ve sağlık destek ekiplerinin dikkatine, ikincil saldırılar gerçekleştiği için alan tahliye edilecektir! Alan teker teker tahliye edilmeye başlandı. Türk sahra sağlık alanları ile birlikte tüm sağlık alanları tahliye edilirken o tekrar gözüme çarptı. Rus Kuvvetleri, onu da alıyordu. Ayana her ne kadar İskoçya doğumlu olsa da şu an Rus vatandaşı olarak gözüküyordu. O yüzden alıyorlardı. Onu tanka binerken gördüm. Sonra ise tank uzaklaştı. Kendini güvenerek teslim etmişti çünkü askerlerden zarar gelmeyeceğini düşünüyordu. Bir gün Rus askerlerine değil Türk askerlerine güveneceksin, Kar Kızı. Ve ben o günü görmeden ölmeyecektim. 💣💣 Harçana Alina Kalovski "Karanlık bir gece yaşadık diye güneş doğmayacak değil." Derdim eskiden. Geçmişte, umudumun olduğu dönemlerde kendime en çok söylediğim yalanlardan biriydi bu. Bu cehennemden beter yerden çıkacağıma inandığım dönemlerin en büyük yalanı. Tank hareket halindeyken hiçbir askerin ağzını bıçak açmıyordu. Sanki bir yere değil de bir şeye gidiyorlarmış gibi. Yanımdaki ekip başkanımıza bir soru sordum. "Program farklı bir yerde mi devam edecek, hocam?" Gözleri bana döndü. "Büyük ihtimalle hayır, Kalovski. Bu sene programa daha fazla devam edemeyeceğiz, saldırılar çok fazla. " "Anladım, hocam." Sustuk. Bir süre sonra tank durdu. Galiba gelmiştik. Askerlerden birisi kolumdan tuttu ve beni kaldırdı. Aksan her zamanki gibi Rus aksanıydı. "Kalk, " dedi. Dediğini sorgulamadan yaptığımda ise beni tanktan çıkardı. Saatler sonra gözlerim güneşi gördüğü için kısıldı. Belimdeki sıcaklığı hissettiğimde elim otomatik olarak oraya kaydı. Bir çocuğu tedavi ederken acısından dolayı sıktığı scrubsum elindeki kan kırmızısına bulaşmıştı. Küçüktü, hissetmiştim ancak o an bir şey yapamamıştım acısını geçirmek için. Yarasını sarmam gerekiyordu. Ve o çocuğun adı Sasha' ydı. Umarım iyisindir, Sasha... Durduğumuz alan biraz kurak bir alandı. Rus askerleri ile birlikte yürürken, en son birkaç siyah araç ile karşılaştık. Araçların önünde ise Türkiye Cumhuriyeti bayrağının kolunda bulunduğu siyah üniformalı adamlar vardı. Ve onlar, o örgüte aitti. Uluslararası Terörle Mücadele ve Operasyonel Kontrol Örgütü' ne. Burada ne işleri vardı? "Anlaşıldığı gibi komutanım, " dedi benim önümdeki Rus asker. Bu sefer Türkçe konuştu. "Görevinizi tamamladığınız için sizleri gönülden tebrik ediyorum, " dedi Türk asker, Rusça konuşmuştu. "Bahsedilen kadın sağlık personel o. Onu bize veriniz." Dur. Ne? Neden? Nasıl? ICTOCO her yerdeydi, bunu biliyordum ama ben neden Rusya' nın bağlı olduğu birim yerine Türkiye Cumhuriyeti' nin bağlı olduğu birime veriliyordum? Hangi hakla oluyordu bu? Bu bizim için bir şans, dedi iç sesim. Kurtuluyoruz işte, sevinsene. Sevinemem çünkü bu geçici, dedim. Bir sebebi var. Tamamen onlarla kalmayacağım ama onlarla kalma sebebimi de öğrenmem gerek. "Komutanım, " dedim Rusça. Rus asker bana döndü. "Sizi dinliyorum. " "Onlarla birlikte gitmemin sebebi nedir? " diye sordum. Askerin gözleri bir süre gözlerimde oyalandı, sonrasında ise kalın ses kulaklarımı doldurdu. "Geçici süreliğine onlarla gitmen gerek, " dedi. "Size sebeplerini açık açık anlatamam ama prosedür gereği olduğunu ve sizin güvenliğiniz için yapıldığını bilin. " Sorgulamak istedim ancak sorgulasam bile herhangi bir cevap alamayacağımı, bunun sadece onlara zorluk çıkaracağını bildiğim için sadece "Anladım komutanım, " diyebildim. Türk birimlerine teslim edilirken son kez bulunduğum yere baktım. Belki de bir daha göremeyecektim. 💣💣 Mustafa Alparslan Tanyeli "Hilal- 3'ten Hilal- 1'e! " "Dinliyorum, Kibrit. " dedim gözlerim alanı taramaya devam ederken. "Hedef Türk birimlere teslim edildi komutanım, plan başlıyor," dedi Kibrit. Telsizdeki ses biraz cızırtılıydı ancak sıkıntı değildi. "Güzel, " dedim. "Hilaller ses verin. Herkes yerinde mi? " Toplu bir "Evet komutanım! " sesi telsizden geldiğinde hareketlendim. Türk birimlerin aracı uzaktan görüldü. "Güzel, " dedim telsize. "Hazır olun çünkü başlıyoruz. " araca bindiğim an aklımda tek bir şeyin kalmasına izin verdim. Şu an görevdesin. Araba öncesinde sanki oradan geçen normal bir araçmış gibi gizliden takip etti, yolda görev için belirlenen iki araç dışında dört ya da beş araç vardı, şu an sayıları önemli değildi. Önemli olan Türk aracının yalnız kalmasıydı. Kalan iki araç daha sonrasında dahil olacaktı, önce kesinlik sağlanacaktı. Ve bu kesinlik benim görevimdi. Yol tam olarak boş bir hâle geldiğinde kendimi belli ettim. Türk aracı kısa sürede anladı ve görev amaçlı tetikte kaldı, gerçekten de takip ediliyormuş gibi görünmesi gerekiyordu. Plananan noktaya yaklaşılmaya başlandığında kalan iki araç da dahil oldu. Ve o an geldi. Araç sanki kaza yapmışçasına kendini tepeden aşağıya bıraktı. Ve araç tuzla buz oldu. Arabadan inip oraya vardığımda ilk olarak kontrol amaçlı yaşayıp yaşamadıklarını ve yaraları olup olmadıklarına baktım. Burunları bile kanamamıştı. Hepsinin gözleri kapalıydı ancak bu kaza sebebiyle değildi. O araçtaki hiç kimseye zarar gelmeyeceğini düşünerek bu planı yapmıştım, aslında kaçırma durumunu öncelik düşünüyorduk ancak sonrasında bu plan daha da aklımıza yatmıştı. Aracın tepeye düştüğü an gizli bir gaz salgılanacaktı ve araç içerisinde bulunan herkesin bilincini kısa sürede kapatacaktı. Bilinç kapandığı süre zarfında kan akışı da kendini duruma göre kontrol edecekti; yani bu da herhangi bir yara olmadan kurtulmalarını sağlayacaktı. Böylece hem kimseye zarar gelmeyecekti hem de Kar Kızı' nı alabilecektik. Ayrıca eğer bu gaz devreye girmezse araç kendini ayaralayacaktı ve kendini kontrol edecekti, kaza düşerek olmayacaktı. Birinci seçenek tuttuğuna göre sıkıntı yoktu. Ve gözlerim ona değdi. Kar Kızı' na. Onun da gözleri kapalıydı ve herhangi bir zarar gelmemişti. Onu aldığımda hiçbir tepki vermedi. Hilal Timi'nin buraya geldiğini görünce kesin bir emir verdim: "Gelmeyin! " dedim. "Onu aldım. Buradan gidiyoruz. Diğer ekibe haber verildi mi? " "Diğer ekibe haber verildi komutanım, " dedi Kara. "Geliyorlar." 💣💣 Mustafa Alparslan Tanyeli Odanın içerisinde dolandıktan sonra sonunda sargı bezlerini buldum. Kutu yere düşerken ses çıkardı. Gözlerim direkt uyandı mı diye ona döndü. Hâlâ uyuyordu. İyi. Uyusun. Zaten yorgundu, biraz dünyadan uzak kalması iyi olabilirdi. Odadan çıktığımda sessiz olmaya özen gösterdim. Dört saattir büyük bir dağ evindeydik. "Komutanım neden hâlâ uyanmadı? " adlı metnini kırk sekizinci kez okuyan Demir' e derin bir nefes alarak döndüm. Sakin ol, dedim kendime. Sinirlenme, sakin ol biraz. "Canı öyle istememiştir Demir," dedim kendisine. "Tekrarlayayım mı? " "Çok gerginsiniz, " dedi Demir. "Kalbimi kırıyorsunuz ama canım komutanım. Bir kere tek sordum, sanki kırk kere söylemişim gibi burnumdan getirdiniz. " "Senin o 'bir kere ' dediğin kırk sekiz kere olmasın Demir? " dedi Mercan. "Sus bi artık, adamın burnundan getirdin. " "Ama Mercan komutanım, " diyerek aralarına girdi Deniz. "Gerçekten saatlerdir kendinde değil. Şimdi uyanmış olması falan lazımdı, bunu söyleyeceğim aklıma hiç gelmezdi ama Demir komutanım bir tık haklı gibi. " " 'Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi' derken Deniz? " dedi Demir. "Benim ağzımdan yanlış laf çıktığını nereden duydun lan, ibik! " Kafasına yediği şaplak ile yandan baktı Deniz. "Yok komutanım, " dedi. "Ben öyle bir şey söylemedim, söyler miyim hiç? " Demir "Ben yanlış duydum yani? " diye karşılık verdi bu sefer. Yakasından tuttuğunda yüzüne yumruk atacaktı ancak arkasındaki ses her şeyi durdurdu. "Ne oluyor burada? " diyen ses zarif bir kadın sesiydi ve aksanı Rusça' ydı. Oydu. 💣💣 Harçana Alina Kalovski Uyandığımda ahşap duvarları olan bir odadaydım ve yalnızdım. "Burası neresi ? " diye bir cümle döküldü dudaklarımdan. Cidden, burası neresiydi ayıptır sorması? Hangi cehennemdeydim ben? Ayrıca, gördüğüm o rüya neydi? Tamam, fazla Kuruluş Osman izlemiştim belki ama... Osman Bey' den tut, Şehzade Mustafa' ya kadar padişahlarla savaştım rüyamda. Sanki pek de rüya değildi. Sırtım ve bacaklarımdaki ağrı bunun kanıtı olabilecek seviyedeydi. Sırtım, sol kaval kemiğim ve dizimdeki platinlerdeki ağrı fazlaydı ve başımı vurduğumdan emindim. Ancak sonrasında saatler önce o aracın kaza yaptığını hatırladım. Üzerimde hâlâ scurbslarım vardı ve zencefil rengi kıvırcık saçlarımın daha çok kabardığına emindim. Şu an konumum bulunmuş olduğu için hastanede falan olmam lazımdı, bir dağ evinde değil. Burası tanıdıktı. Fazla tanıdıktı. Tüm ağrıma rağmen odadan çıkıp aşağı indim. Odalardan birisinde dört kişinin çeşitli terminallere baktığını gördüm. Yapma. İzleme onları. Dedim içimden. Biraz daha ilerlediğimde holdeydim. Burada da dört kişi vardı ve hepsinin yüzünde maske vardı. İçlerinden birinin kadın olduğuna kalıbımı basardım. İçlerinden birisi diğerinin yakasından tutmuştu, diğer adam ise sessizdi. Derken bu anı sesimle böldüm. "Ne oluyor burada? " dediğimde tüm gözler bana döndü ve hepsi bir anda sessizleşti. Birbirlerine bakmaya başladılar. Bir soru daha yönelttim. "Neden buradayım ve siz kimsiniz? " Yine ses yoktu. Derken sessiz olan adamın koluna baktım. Kolunda diken simgesi vardı. Bu simgeyi gördüğüm an kim oldukları umrumda değildi. O simge yeraltı liderlerinin simgesiydi. Tüm liderler herhangi bir sevkiyatta ya da korumalarında bu simge vardı. Zırhımı, öfkemi ve nefretimi kuşandım. "Ne işiniz var benimle? " dedim sinirimi sesime de yansıtarak. "Ne istiyorsunuz benden! " Sessiz olan öncesinde beni baştan aşağı süzdü. Gözleri en son yüzüme baktığında gözlerinde hiçbir duygunun olmadığını, noi gözlerle baktığını gördüm. Ardından da konuştu. "Günaydın uyuyan güzel, " dedi. Sesi gürdü. "Fazla erken değil mi? Seni uykundan uyandıran şey neydi?" "Kes! " diye karşılık verdim. "Soruma cevap ver, benimle ne işiniz var ve ne istiyorsunuz? " sesim öfkeden titremişti. Kahretsin. Aynı duygusuzlukla karşılık verdi. "Sakinleş uyuyan güzel, karşında kimlerin olduğuna dikkat et. Bir şey istediğimiz yok, düşümdüğün gibi değil. Bir süre misafirimiz olduğunu bil, yeter. " 💣💣 Cehennemin dünyadaki yerlerinden birisi olan Volodin Malikanesi' nden. Kadın gülümseyerek bakıyordu göğsüne yaslanmış olan kocasına. Öyle bir sevgiyle bakıyordu ki... Hayır. Bu sevgi değildi. Elde etmiş olmanın mutluluğuydu ve hırsıydı. Aslında hırs dolu ve manipülatif bakışlar atıyordu kadın. Bu kadın Urussa Volodin idi. En sonunda konuşan ilk o oldu. "Volodinlere varis geliyor, " dedi. "Bundan daha güzeli mi var, sevgilim? " Urussa Volodin' in sevgilim dediği adam ise kocası, Dimitri Volodin' di. Dimitri yaslandığı göğüsten başını kaldırdı. "Aslında var." Kaşları çatıldı Urussa' nın. "Neymiş? " Arsızca güldü Dimitri. "Sen. " dedi. Gözleri karısında gezindikten sonra en son gözler tekrar buluştu. "Sensin. " Güldü Urussa. "Ne kadar mütevazısın, sevgilim. En sevdiğim yanlarından birisi de bu işte, " derken doğruldu. "Mario' ya haber verdin mi? O salak kardeşine yani. " "Verdim, " dedi Dimitri. "O malın da haberi var, malikanedeki herkes de biliyor. Geriye tek bir kişi kaldı. " Aklına gelince göz devirdi Urussa. "Ona söylemesek? Çocuğuma zarar gelsin istemiyorum, böyle güzel bir haberi onun gibi bir cani öğrenmemeli. " Bahsi geçen kişi Harçana Alina Kalovski'' ydi. Gerçek ismiyle Ayana Aliev. Hayatı mahvolan masumlardan yalnızca birisi. Volodin soyunun kurban olarak belirlediği kişi. Ve Volodin' lere teslim olmayan , öldürülmeyen tek kişi. Urussa Volodin' in nefret ettiği, hayatını pis uğurlara değiştirdiği kız kardeşi. Dimitri güldü bu cümleye. "Onu sevmiyorsun, değil mi? " "Kesinlikle hayır, " diye karşılık verdi Urussa. "O bir cani, Dimitri. Caninin teki olan o, bu malikaneyi yakma gafletinde bile bulunan kişi o, beni değil kendini seçen de o. Niye seveyim ki? Sonunda geberecek zaten, değil mi? " "Ya gebertmezsek? " dedi Dimitri bir anda. "Bir anda kaybolursa? " "Hayır, " dedi Urussa sinirle. "Bu ihtimal gerçekleşmeyecek, o her şekilde bizim elimizde geberecek ve ben o gün keyifle izleyeceğim. " "Neden? " dedi Dimitri. O da nefret ediyordu ama Urussa' nın hissettiği şey nefretten de öte bir şeydi. Bu öfke, bu kin... Fazlaydı. Dimitri Volodin, Urussa Volodin' in kendi kanından olandan neden bu kadar nefret ettiğini asla anlamayacaktı. Hepsi, tüm Volodinler ondan nefret ediyorlardı ama bu nefret sebepsiz değildi. İtaatsizlik etmişti Ayana. Onların günahlarına ortak olmamıştı. Ayana gerçekleri öğrenmeden önce birbirlerini seviyorlardı, Ayana Aliev o zamanlar dert değil devaydı. Ancak her şey o günden sonra başlamıştı bu nefret. Ayana Aliev artık deva değil, dert olmuştu ve Volodin soyu dertleri ortadan kaldırmayı çok severdi. "Kesin değil, " dedi Dimitri en son. "Ben kesin olmayan, belirsiz olan her şeyden nefret ederim Dimitri, " dedi Urussa. "Ve o cani belirsizliğin ta kendisi. " Kalktı Dimitri. "Her neyse. Gel bakalım, " dedi. "Bebeğimizin- " Dimitri' nin cümlesi koridordan gelen "ABİ! " haykırışıyla bölündü. İkisi de anında doğruldular ve gelecek olanı beklediler. Kapıyı açan Dimitri Volodin' in kardeşi Mario Volodin' di. "Abi, çok kötü bir şey oldu! " "Ne oldu? " Dedi Dimitri ve Urussa aynı anda. "Abi, Harçana..." dedi Mario nefes nefese. "Harçana... " "Lan ne! " diye bağırdı Dimitri. "Ne Harçana Harçana! NE OLDU LAN, EMBESİL HERİF! " "HARÇANA' YA ULAŞILAMIYOR, " dedi Mario. "Son yirmi dört saattir hiçbir sinyale erişemiyoruz. Abi, koz yok." "Sikeyim, " dedi Dimitri. Karısına baktı. "Yürü, bakalım nrrede bu manyak! " ikisi de sinyal odasına giderken fazlasıyla gergindi. Sinyal odasının kapısını kırıp girdiklerinde her şey son noktadaydı. Kalp ritimlerinin olduğu terminale baktılar. Boş. Nabız sinyallerinin olduğu terminale baktılar. Boş. Tüm yaşamsal faaliyetlerin olduğu sinyallerin algılandığı terminallerin ekranı siyahtı. Boştu. Ve o terminallere birisinin erişmiş olduğu kesindi. Dimitri Volodin' in elini masaya vurduğu yer kırıldı, sesi duvarları aştı. "NE OLUYOR LAN BURADA! " diye bağırdı Dimitri. "TERMİNAL VE TAKİP EKİBİ, AÇIKLAYIN! " Ekipten birisi titreyerek konuştu. "Yirmi dört saattir terminallerin kontrolünü siber yollarla ele geçiren bir yazılım var, " dedi. Kelimeleri dikkatle seçmeye çalışıyordu. "Ve yazılımın sahibini bulmak neredeyse imkansız efendim. Elimizden gelenin en fazlasını yapıyoruz." "Eğer o kadın bulunmazsa, " dedi Dimitri. "Bu odayı kana bularım ve o kanlar size ait olur, anlaşıldı mı? " "Anlaşıldı efendim, " dedi ekip çaresizce. Verileri silen yazılımların sahiplerinin Hilal Timi olduğunu bilmeyeceklerdi. 💣💣

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.