İçeriğe geç

Boks Torbası

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Boks Torbası

Bölüm 2

Hayalet Adam

Sesin geldiği yöne doğru ilerledim. Ben adımımı attıkça otomatik ışıklar yanıyordu. Adımlarımı hem korkarak hem de tedbirli şekilde atıyordum. Arkamdan birisi seslenince yumruğu geçirdim. Adam direkt bayıldı.

"Oha. Ay, pardon. İyi misin?"

"Ay pardon mu? Bir boksorz hele ki eli ağır bir boksör böyle cümleler mi kuruyor. Çok garip." Eliyle kafasını tuttu. Tam onu kaldırmak için boks eldivenlerimi çıkarıyordum ki arkamdan bir ses daha geldi. Birkaç adım attım.

"Kim var orda? Alo. Heyo!" Sesim yankılanıyordu.

"Daha fazla ilerlemeni tavsiye etmem."

"O ne demek? Şifreli konuşma." dedim adama yaklaşıp.

"Yani bu saatte götün korkmadan oraya gidebilecek misin?"

"Belki de sadece birkaç eşya yere düşmüştür."

"Kendi kendine?"

"Böyle şeyler başıma hep gelir." İçerden telefon çalmaya başladı. Zil sesi bana aitti. Ama sesi bu kadar yüksek miydi?

"Euzübillahimineşeytanirracim! Noluyo lan!" dedi yerde kendini elleriyle geri iterek.

"Korkma. O kadar prenses olduğunu düşünmemiştim. Benim telefonum olmalı. Çantamda unutmuştum. Sesini baya açmışım anlaşılan." Rahatlaması için içen bir gülümseme ile soyunma odasına ilerledim. Kapıyı açtım. Ve ışığı yaktım. Çalan benim telefonumdu. Çantamın içerisinden çıkardım.

"Efendim Selen?"

"Kanka acilen buraya gel."

"Noldu?"

"Sorgulama gel işte. Ama koş lütfen. Arkana bakmadan kaç ve motora atlayıp yanıma gel. Gelirken o korkak adamı da getir lütfen."

"T-tamam." Telefonu kapatıp koşarak o adamın yanına gittim.

"Acilen gel benimle. En yakın arkadaşım sorgulamadan seni de alıp eve çok önemli getirmemi söyledi. İkiletme. O birşey diyorsa gerçekten önemlidir. Hadi yürü. Hatta koş!"

Hemen oradan sebebini bilmeyerek uzaklaştık. Bana sıkı sıkı sarılmasını söyledim. Sarılınca basabildiğim kadar bastım gaza. Henüz tanımadığım bir adamla fazla samimi olmuştum sanırım. Ama birazdan evine giderdi ne de olsa. Selen çağırdı sonuçta. Yoksa bende eve erkek atma meraklısı değilim. İyi de Selen yanımda birisinin olduğunu nerden biliyordu.

Aradan yarım saat geçti. Eve vardık sonunda. Telaşla çantamı yere fırlattım. Ve Selen'in yanına koştum.

"Noldu? Söyle hadi."

"Bir sorun mu var?" dedi adam.

"Adın ne senin?" dedi Selen. Adam garipseyerej cevap verdi:

"Emir." dedi. Selen telefonundan bir haber gösterdi bize.

Sesli bir şekilde okudum Emir göremediği için.

"Ankara'da yer alan spor salonunda gizli bir varlık tespit edildi. O an orada iki kişi vardı. Neyse ki ikisi de sağ salim oradan uzaklaştı." Aşağıya kaydırıp devam ettim. "Bir görünüp bir görünmeyen varlık bir adama benziyordu. Ama o bir insan değildi. Bir sene boyunca günün belirli saatleri hariç Ankara'da bulunacak olan ve ardından sonsuza kadar yok olacaktır. Tüm şehir karantinaya alınmıştır!" Haberi okumayı bıraktım. Zaten aşağıya kaydırdığımda devamı olmadığını gördüm. Ellerimle başımı tuttum. Korkudan bayılacaktım. Emir ve Selen zaten kendilerinden geçmiş şekilde bakıyordu bana. O an yeni bir haber yüklendi siteye. Kendi telefonumdan baktım. Yine sesli bir şekilde okudum.

"Gün içerisinde sabahları 6-9 ve öğlen 2-5 arası karantinada olmayacaksınız. Ancak diğer vakitlerde herhangi bir dört duvar arasında olmanız zorunludur. Bu varlık kimseye zarar vermese de insanların psikolojisini bozarak onları korkudan ölüme sürükleyebilir. Kimseyle iletişime veya temasa geçmediği tespit edildi." Derin bir nefes aldım sıkıntıyla. Emir dudaklarını aralayıp konuşmaya başladı.

"Biz anlamıştık. Orada birisi olduğunu anlamıştık. Sen sürekli öyle sesler geliyor dedin. O zaman hep vardı bu varlık denen şey. Korkudan karnıma ağrı girdi şuanda. Ciddiyim. Bacaklarım titriyor."

"Benimde. Ben orda değildim ama ya bu varlık insanlara musallat olsaydı. Sen sürekli tek başına oradaydın güzelim. Ya başına birşey gelse?"

"Ama öyle birşey yok çok şükür."

"Bak Rüya. Ben sana o saatte gitme diye bin kere söyledim. Saat 9'dan sonra boksa mı gidilir? Tek başına! Hiç mi götün korkmuyor senin?"

"Artık korkuyor." dedim. "Artık antrenman yapamayacak mıyım?"

"Sence konumuz bu mu gerizekalı?" dedi Selen.

"Her neyse. Ben üzerime rahat birşeyler giyeyim. Siz de çok yakınlaşmayın. Emir kendine dikkat et. Selen eve erkek atma konusunda profesyoneldir." Başıyla onayladı beni. Selen ise kıkırdadı.

Odama gittim. Normal evde giydiğim şeyleri giydim. Askılı bir üst ve kareli pijama altı. Ve bir ceket aldım üzerime. Daha doğrusu hırka.

"Yeni bir haber var." dedi Emir telefona bakarak. Ve okumaya başladı. "Kamera kayıtlarına dikkatli şekilde bakıldığında spor salonundaki bir kadın ile defalarca aynı odada bulunduğu, ne olduğu bilinmeyen varlığın sürekli orada olduğunu belli ettiği görüntülere ulaştık."

Gözlerim korkudan dolup taştı. Bir elim belimde, diğer elim alnımda ve ağzım açık şekilde odadın içinde dolaşıp duruyordum. Aniden telefonum çalınca yerimden zıpladım.

"Hızır abi arıyor, sessiz ol."

Açtım telefonu. Ve kulağıma dayadım. Telaşlı bir şekilde konuşmaya başladı.

"Kızım iyi misin? Haberleri gördüm. Sana birşey yapmadı değil mi?"

"Yapmadı abi, yapmadı. Benim ilaçlarım sizde kaldı galiba. Bulamıyorum. Bayılacak gibiyim. Onları sokağa çıkma saati gelince getirir misin?"

"Tamam yavrum, tabii."

"Merak etmeyin, ben iyiyim. Annemler çok telaş yaptı mı?"

"Baban evet ama annen için aynısını söyleyemem. Annen o yaratığın senin yüzünden meydana geldiğini söyleyip saydırıyor sana." Yüzüm düştü. Ciddi ciddi annemin benim için endişeleneceğini sandım.

"Benimki de soru işte. Her neyse, önemli birşey olmasa bile herhangi birşey olursa ara beni. Hiç düşünmeden ara!" Kapattım. Telefonu koltuğa fırlattım. Yere çöküp sırtımı duvara yasladım. Dizlerimi hafif kendime çektim. Ne yapabilirdim. Hayır. Düşüncelere dalmanın sırası değildi. Ayağa fırladım.

"Selen çabuk kalk."

"Noldu?" dedi ve ayağa fırladı. Koltuğun altından boks torbasını çıkardım. Ve salonun koltukların arkasında kalan kısmında ki çengele taktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.