İçeriğe geç

Boks Torbası

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Boks Torbası

Bölüm 1

Madalya

"Rüya Cambaz! Boksun altın madalyası! Ve rakibi..." Kafamı sağa çevirdim. "... Meryem Suncaz!" Alkışlar salonu doldurdu. Tezahüratlar ve bağırışlar yankılanıyordu kafamda. Son kez elim örgüme gitti. Kendime güvenim yerine geliyordu böylece. Kendimce oluşturduğum bir totemdi örgümü sık sık ellemek. Ben bu hareketi yapınca karşıdaki korkması gerektiğini anlardı. Ve dövüş başladı. Profesyonel biçimde birbirimize saldırıyorduk. Veya kendimizi savunuyorduk. Onu yenmek zor olmadı. Saatler süren bir müsabakanın ardından hakem ikimizin de kolunu tutup "Kazanan..." diye bağırdı. İsmim yankılandı salonda. "Rüya Cambaz!" Yüzümde gurur gülümsemesi... Etrafıma baktım. Herkes ayakta alkışlıyordu beni. Yukarı baktım. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.

Hakem önümüzden yürüdü. Bizde onu takip ettik. İkimizi karşı karşıya geçirdi. El sıkışıp birbirimizi tebrik ettik.

"Tebrik ederim. Hakkınla kazandın." dedi nefes nefese.

"Teşekürler. Ben de tebrik ederim. Adaletli bir müsabaka oldu." Birbirimize sarıldık ve madalyalar için üç basamaktan oluşan o sütunlara çıktık. En üstte ben, sonra Meryem, sonra da Kağan diye bir çocuk. Madalyalarımızı aldık. Ve bana bir kupa verdiler. Gerçek altındandı. Ağırlığı bunu kanıtlıyordu. İlk defa konuşma yapmak için hepimizi sıraya dizdiler. Sırayla kürsüye çıkıp konuşma yapacaktık. Terimi koluma sildim. Elimle yelledim kendimi.

"Ve konuşma yapmak için kürsüye Rüya Cambaz'ı davet ediyorum!" Alkışlar yükseldi tekrardan. Gururlu bir nefes daha alıp özgüvenli bir şekilde kürsüye çıktım. Mikrofonu kendi boyuma göre ayarladım hemen.

"Beni izlemeye gelen ve destek olan herkes için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten burda kazanmama siz farkında olmasanız bile çok yardımınız dokunuyor. Özellikle de bu süreçte ben hazırlanırken herkesten çok yanımda olan lise öğretmenim... Sinan Dilcem. Özellikle ona çok teşekkür ediyorum. Iıı... Aslında kazanmak pek sürpriz olmadı. Emindim burada bu konuşmayı yapacağıma." Ben konuşmayı bırakınca oranın müdürü geldi ne alakaysa.

"Evet değerli izleyiciler! Bu sefer soru sorma hakkınız olacak. Şimdi dilerseniz Rüya Hanım'a sorularınızı sorabilirsiniz."

Şok oldum. Ne yani? Ünlü gibi hissediyordum kendimi! Çok mutluydum. Sırayla sorular geldi. Bende cevapladım. Herkes sırayla kürsüye çıkıp konuştu ve soruları cevapladı. Basınlar geldi ve bizi çektiler. Onlarda sorular sordu. Saatler ardından sonunda evdeydim. Güzel bir haftasonu geçirecektim. Ev arkadaşım olan Selen beni hayranlıkla izlemişti. 17 senelik dostum kendisi. Kapıdan girer girmez heyecanla konuşmaya başladı.

"Kanka sorulara aşırı havalı cevap verdin bu arada! Herkes aşık oldu kızım sana! İnsanlar kankan olduğumu öğrenince bana senin numaranı sordular."

"Vermeseydin."

"Birisine verdim kanka."

"Ne verdin? Salak mısın? Orospu olduğunu bilmiyordum."

"Gerizekalı telefon numaranı verdim! Sen boksta iyisin ama okula bir daha göndersek seni? Zeka tam gelişmemiş gibi."

"Salak salak konuşma Selen. Yanlış anladım. Bu arada sen niye benim numaramı elaleme veriyorsun?"

"Kanka çocuk çok kibar ve çok yakışıklı."

"Kanka benim aşka ayıracak vaktim yok. Ayrıca ben dersimi gayet güzel aldım. Üç sene öncesini hatırlatma bana!"

"Tamam kanka gerilme. Aşık ol demiyorum zaten. Birisi seni ararsa aç. Ayıp olur."

"Kapa çeneni güzelim. Yumruğu yersin yoksa." Banyoya ilerledim. Duşa girdim. Yarım saat sonra bornozumu giydim ve saçımı kremledim. Bakım kremi, dalga koruyucu, şekil koruyucu, dökülme karşıtı kremlerimi uyguladım.

"Napıyon kızım bir saattir banyoda? Altıma yapcam çık artık!" Hemen banyodan çıktım. Kapıyı suratıma kapattı. Odama ilerledim şarkı mırıldanarak. Perdemi kapattım ve bornozumu çıkardım. Saçlarımı havluya sarıp üzerime pijamalarımı giydim. Bir telefon geldi. Açtım. Hoparlöre alıp konuştum.

"Alo?" dedi karşıdaki ses.

"Alo. Buyrun." dedim saçımı havluyla kuruturken.

"Merhabalar, buluşabilme imkanınız var mı?"

"Hayır." Suratına kapattım. Her önüme gelen ile buluşamazdım. Hayatımda bir erkek faciası daha yaşamak istemiyorum.

(8 ay sonra)

"Selen nerdesin? Kaç saattir arıyorum ulaşamıyorum." dedim Selen şirkete geldiğinde ona kızarak.

"Kanka trafik vardı. Ne yapayım yani açılın kankam kızıyor diye bağırsa mıydım?"

"Evet."

"Salak salak konuşma Rüya." dedi ve alaylı bir şekilde masasına ilerledi. Patron yanıma geldi. Ellerini masama koydu. Ayağa kalktığımda gözlerimin içine dik dik bakıyordu. Uzun bir sessizlik olunca lafa ilk ben girdim.

"Efendim bir sorun mu var?" dedim.

"Geçen hafta bir toplantı yaptık. Hatırlıyor musun?"

"Turgay Bey ile mi?"

"Evet. Ta kendisiyle. Ve sen o gün vermen gereken milyon dolarlık dosyayı vermemişsin. Bizi ne kadar zarara uğrattın farkında mısın?"

"Efendim siz o dosyayı bana vermediniz. Verdiniz ama sonra benden alıp Ali Bey'e verdiniz."

"Ali onu imzalayıp sana geri getirdiğini söyledi. Şimdi maaşını kaç sene almayacağını otur ve hesapla. 9 milyon dolarlık bir yatırım yapmıştım. Sen ödeyeceksin onu."

Şaşkınlıkla kendimi savunmaya başladım. Çünkü o dosyalar bende değildi. Ali Bey sırf zor durumda kalmam için yapmış olmalı.

"Efendim gerçekten bende değil. Ali Bey size yalan söylemiş belli ki."

"Sana niye inanayım Rüya?"

Lafa bak! Ona niye inanasın? Bir farkımız yok. Hatta ben ondan bile eskiyim. Kıdemim de daha yüksek.

"Ona niye inanıyorsanız o yüzden! Ben sizin yanınızda yıllardır çalışıyorum. Ama siz bana bir senelik çalışanınızı savunuyorsunuz. Neyi eksik veya yanlış yaptım acaba? Bu şirket için bende emek harcadım niye bir hareketimle batırayım?"

"Boş yapıyorsun Rüya. Ali Bey ile de konuşucam."

"Mümkünse doğruları söylesin." dedim ve sinirle yerime oturdum. Kollarımı birbirine bağlayıp sandalyemi bir oraya bir buraya çevirdim. Selen ile işaretleyerek konuştuk biraz. O da sinirlenince öğle arasında kafeye indik.

"Kanka beni delirtcekler ya! Şirketi ben batıracakmışım sözde. Yersen!"

"Kanka sakin ol birisi duycak."

"Bana ne? Duyarsa duysun."

Altı saat sonra eve gitmek için otobüse bindik. Heryer doluydu. Bir yere tutunup yolu izleyerek eve ilerledik.

Ani fren yapınca şoför indi ve yolun ortasına atlayan adamla kavga etmeye başladı.

Ben de bir adamın üzerine düşmüştüm. Benden en fazla 3 yaş büyüktü.

"Çok pardon. Ani fren yapınca istemeden oldu." dedim ve gözlerinin içine bakmadan üstümü başımı düzeltip telefonumu çıkardım çantamdan.

"Önemli değil." dedi benden 20 santimetre uzun olan adam.

"Alo baba." Adam korkuyla bana baktı. Ne sanmıştı bilmiyorum.

"Efendim kızım."

"Gelirken neleri getirecektim?" Bu akşam babamlara uğrayıp bizde kalan eşyalarını götürecektim.

"Testereyi, tıraş bıçağımı, şarj aletimi ve yedek kılıfımı canım."

"Tamamdır öpüyorum. Hızır abiye selam söyle. Uslu uslu otursun." 30 yaşında bir adamdı Hızır abi. Delinin teki. Babamın da benim de kankam.

"Söylerim." Kapattık telefonu.

"Beni korkutmaya mı çalışıyorsun?"

"Anlamadım?" dedim başımı kaldırıp gözlerine bakarak.

"Hızır abi, yalan olduğunu biliyorum."

"Ne geveliyorsun sen? Hızır abi gerçekten bir insan. Hayal ürünü değil. Ayrıca eşkiya da değil." Yerimi değiştirdim hemen. Arkalara doğru ilerledim. Selen de benimle birlikte geldi. Yarım saat sonra eve vardık.

"Ben babama uğrayıp antrenmana kaçarım. Haberin olsun. Eve erkek atma bakalım."

"Ne münasebet ayol? En son iki dakika önce yolda olduklarını haber verdiler. Eve atmam."

Bıkkınlıkla babamın dediği şeyleri aldım. Ve motoru çalıştırdım. Motorun varken niye otobüse biniyorsun diye sormayın Selen şeytan işi olduğunu söylüyor. Bizde ondan seviyoruz motoru ama neyse.

On dakika sonra babamların yanındaydım. Zile bastım. Kapıyı açtı annem. Sarıldık. İçeri geçtiğimde misafirleri vardı.

"Misafir mi vardı? Söyleseydin başka zaman getirirdim." dedim bir babama birde misafirlere bakıp. Elimdeki bez poşeti sehpaya koydum. Hızır abi geldi arkamdan.

"Naber güzelim?"

"İyi Hızır abi sen?" Arkamdan sarıldı.

"Boğsam naparsın?"

"Bunu sorduğunda göre yapamazsın." dedim yumruğumu gösterip.

Biraz daha konuştuk ayaküstü. Sonra ben spor salonuna gitmek için ordan ayrıldım. Motorun sesiyle beraber kafamdaki sesler yine konuşmaya başladı. Yarım saat sonra salondaydım. Kimse yoktu benden başka. Hemen soyunma odasında giyinip boks eldivenlerimi taktım.

Bir yumruk attım torbaya. Bin düşünce düştü aklıma.

Üç sene önceydi. Evlenecektik tam. Çok güzel bir ilişkimiz vardı. Yolda görünce imrenerek baktığımız tiplerden. Tipi de karakteri de yerindeydi. Ayrıca matematik ustasıydı. Ah be! Gül gibi çocuk ellerimin arasından sabun gibi kayıp gitti. Tek sebebi eniştem biliyor musunuz? O gün eniştem yine erkek arkadaşım olan o çocukla buluşmuştu. Ama çocuğa demediği sey kalmadı benim hakkımda. Gerçekler olsa sorun değil ama sırf ayrılmamız için onu aldattığımı bile söyledi. Ve ben üç yıldır sebepsiz yere eşimi ellerimin arasından kayıp giderken sesini çıkarmamanın acısını yaşıyorum.

Belki o gün yanlarında olsaydım böyle olmazdı. Eniştem niye böyle birşey yaptı? Babamdan bile düzgün birisiydi. Nişanlıydık hatta! Düğünden bir hafta önce eniştem bu konuşmayı yaptı. Hem iki tarafın parası çöp oldu. Hem de hisleri... Ben 26 yaşıma geldim ama hâlâ erkek arkadaş yapamadım. Sevgili olarak değil arkadaş olarak bile erkek birisi yaklaşamıyor bana. Doğrusu onlar yaklaşsa bile ben istemiyorum.

İkinci yumruğumu da attım. Bir günde 6 seneyi çöpe atıp gitti ya! Adı Kayra'ydı. Birbirimizin evine o kadar hakimdik ki evli gibiydik zaten. Bizim için bir değişiklik olmayacaktı. Şuanda eniştem yüzüme bile bakmıyor. Ben de çok umursamıyorum zaten.

Sert bir tekme attım. Kafamda sessizlik oldu. Ben hızlı ve sert bir şekilde yumruklamaya başlayınca içeriden birisi çıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.