İçeriğe geç

Boğulma... (pt#1)

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Boğulma... (pt#1)

Bölüm 2

Işlerin başladığı yer.

"Bethany?"

Mia şaşkın bir şekilde "ne? Hayır adım Mia."

Kral hem yarasından dolayı hem de kaybettiği kızının acısından dolayı duvara doğru yığıldı. "Özür dilerim... Kaybettiğim kızıma o kadar cok benziyorsun ki."

Mia'nın gözleri açıldı resmen "Ne? Aman... Tanrım... Ben bilmiyordum..." İçi burkuldu.

"Sorun değil.." dedi derin bir nefes alarak "sen ne yapıyorsun burada? Biraz garip bir görünümün var."

Mia biraz çekindi adamın yarasını sarmaya çalıştı soruyu duymamazlıktan geldi ama ne çare? "Şey... Ben buralı değilim aslında." Karl bi kaşını kaldırdı; "nerelisin no zaman? Hawaii? Atlanta? Montana?" Mia ağzı açık sekilde dinledi sıraladığı eyaletleri sonra da atıldı.

"Ney? O ne be, hayır ya ben ülke olarak kastetmiştim."

Karl "ne yani? Buraya mı taşındın yoksa kaçtın mı? Kaçmışa benziyorsun."

Mia derin bir iç çekti "evet... Kaçtım. Ailem aptal zengin gelenekleri yüzünden hiç istemediğim ve sevmediğim bir aileye gelin verecekti. Üstelik neredeyse herşey yasaklanmıştı bana. Dayanamadım kaçtım bi miktar parayla, kimliğimi de değiştirdim kimse beni tanımıyor." Karl'ın işine geldi. Kimse onu tanımıyordu çünkü

"Ben sana yardım edebilirim. Ama çabuk olmalıyız biri bizi burada görürse ikimizin de hayatı tehlikeye atılır. Telefonunu kullanabilir miyim?" Mia kafasını salladı onaylayarak ve telefonunu verdi. Karl aldı, bi numarayı aradı ve garip şeyler söyledi.

"Tamamdır, ve Rhett'e hber verin, hemen gelip bizi alsın sakın bu numarayı tekrar armyın." Kapattı engelledi ve telefonu geri verdi.

Rhett? O da kimdi? Tabikide hikayemizin ikinci başrolü. O da daha çok gençken ailesini bi kazada küçük kardeşi dahil kaybetmişti. Okuldayken haberi almıştı, başta okulu terk etti ama bi süre sonra bi anlamı olmadığını anlayıp tekrar okumaya ve çok çalışmaya adadı kendisini. İkinci federal Steve Haines sayesinde o bataklıktan çıkmıştı ve şu an 20 yaşında harika ilerleme kaydetti. Kendisi gizli ajanlık ödül törenlerinden şimdilik sadece üç kupası var, yani resmen ajandı. Havalı rozeti ve simsiyah kıyafetleriyle çok çekici bir yapısı var. Atletik bir vücut esnek yapıda ama aynı zamanda çok sert bi insan. Tabii ailesini kaybetmesi onda büyük bir etki bıraktı. Tek zayıf noktası bu olmuştu, Steve ve Karl dışında kimse de bilmiyordu...

Gece yarısı Rhett havalı siyah arabasıyla hızlı bir şekilde Mia ve Karl'ı kurtarmayı başarmıştı. İkisini gizli 'safehouse' dediğimiz bir eve götürdü. Karl gizlice Rhett ile konuştu ve Mia hakkındakileri söyledi. Rhett; "ne? O daha ufacık bir çocuk, saçmalamayın lütfen." Karl güldü. Zengin bir gülüşle cevap verdi. "Neredeyse 18, üstelik sen de buralara geldiğinde ondan bir farkın yoktu." Rhett kaşlarını çattı, hiç memnun değildi bu fikirden. "Beni aşağılamak zorunda mısın cidden?" Karl yine güldü. Yarasını tutup hfif öksürdü ve tekrardan cevap verdi. "Seni aşağılmıyorum sadece ne kadar benzediğinizi anlatmaya çalışıyorum." Rhett cevap veremedi. Sonra yavşça Karl'ı odasında yanlız bıraktı. Çıktı, salona baktı. Mia ordaydı, sessizce oturuyırdu. Çökmüş gibi bir hali vardı. "İki-üç yaş hm? Fena da sayılmaz ama... Herneyse." Diye içinden mırıldandı, sonra daha yüksek bir sesle. "Hey sen. Mia mıydı? Odan hazır. Git ve dinlen, yarın uzun bir gün olucak senin için. Saat tam 6'da uyanık ol."

Mia egosuna karşılık hemen cevap verdi. "6 da mı? Neyim ben erkenci tavuk falan mı? O saatte asla uyanamam."

Rhett'in gözleri karardı resmen, öfke kaynamaya başlamıştı bile. Yavaşça ve korkunç bir surat ifadesiyle ona yaklaştı. "Bana bak küçük. Ben de sana bayılıyorum zaten, ama erken uyanmak zorundasın." Dedi, tehditkâr bir ses tonu ile. Düşmanları dediğini yapmadığı zamanlar bu ses tonunu kullanırdı normalde ama Mia onca şeyden sonra buna mı korkacaktı Allah aşkına? "Ne diyon aw?" Rhett bu sefer sesini yükseltti. Kolundan tutup kendine çekti sertce "O ağzına dikkat et yoksa ben bir şekilde seni susturmasını bilirim." Mia: "yok ya, küçük adam susturmasını da biliyor bakıyorum." Rhett'in gözleri bi an onun ağzına gitti ama hemen bkıilarını gözlerine götürdü "doğru konuş!" Mia "kendi sesini farkında değilsin herhalde? Her halükarda haklı olan benim. Daha seni tanımıyorum bile ama sen hemen patronluk taslıyorsun. Nesin sen ha? Bay Karl bile böyle egoist değil." Rhett sonunda onu bıraktıve geri çekildi. "Siktir, çok konuşuyorsun... Git ve uyu." Mia gittikten sonra kendi kendine "Aman tanrım... Tam benim kafada. Oh hayır ama bu çok tehlikeli... Ne diyorum ben? Bi gün o ağzını bi güzel kapatıcam senin, küçük hanım..."

Devam edicek...

Bölüm sonu

2 yorum