Kasabanın yaz geceleri, gündüzünden bile sıcak olabiliyordu. Ama o gece hava serindi. Hafif bir rüzgâr vardı. Gökyüzü, yıldızları sergilemek istercesine açıktı.
Ve Minho, elinde iki kutu kola ve bir battaniyeyle Jisung’u bekliyordu.
“Geleceğim demedim,” demişti Jisung o sabah.
Minho sadece gülümsemişti: “Ama ben seni özleyeceğim, o kesin.”
Göl kenarındaki o küçük, gizli alanda – ilk yakınlaştıkları yerde – bekliyordu. Ay ışığı suya vuruyor, sessizlik her şeyi büyülü hale getiriyordu.
Ve sonra... çıtırtılar. Ayak sesleri.
Jisung, elleri ceplerinde, yavaşça ortaya çıktı.
“Deli misin sen? Gecenin bir vakti niye buradasın hâlâ?”
Minho, ona battaniyeyi uzattı. “Çünkü içimden geçen tek şey senin de burada olmandı.”
Jisung onu süzdü. “Ne bu... romantik mod mu? Şiir falan mı okuyacaksın yine?”
Minho yanına oturması için başıyla işaret etti.
“Hayır. Sadece... yanında susmak istedim biraz.”
Jisung oturdu. İkisi battaniyeyi paylaştı. Dirsekleri birbirine değdi. Minho kola kutusunu uzattı.
Sessizlik. Gölün hafif su sesi. Rüzgârda hışırdayan yapraklar.
Sonra Minho konuştu. Yavaş ve ciddi.
“Biliyor musun... Şehirde her şeye sahibim. Ev, para, insanlar. Ama... kimse gözümün içine bakarken gülmüyor. Sen bakıyorsun.”
Jisung bir an durdu. Sonra yanıtladı.
“Ben... çünkü senin suratın çok komik. Bakınca gülüyorum.”
İkisi de güldü. Ama o gülüş, gecenin içindeki her şeyden daha gerçekti.
Minho döndü. Jisung’un yüzüne baktı.
“Senle her şey... fazla kolay geliyor bana. Bu kadar kolay olmamalı, değil mi?”
Jisung omzunu silkti. “Ben karmaşığım. Dışım serseri ama içim... çok kolay kırılıyor.”
Minho, bu sefer gözlerini onunkinden ayırmadı.
“Bunu bilmem yeter. Çünkü seni kırmak değil... seni tutmak istiyorum.”
Ve o an, Minho elini usulca Jisung’un beline koydu. Bu kez daha uzun, daha net, daha yakın.
Jisung nefesini tuttu. Ama bu kez kaçmadı.
Sadece fısıldadı: “Seninle olmaktan korkuyorum.”
Minho da fısıldadı: “Benimle olmadığında daha çok korkmanı isterdim.”
Yıldızlar tepelerinde parlıyordu. Gölde su hafifçe kıpırdanıyordu.
Ve iki kalp, o gece... ilk defa aynı ritimde atmaya başladı.
ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐