İçeriğe geç

Blog Yazılarım

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Blog Yazılarım

Bölüm 6

Yaşam ve Hayat

Eğer şarkıyla okumak istersen: Youtube , Spotify

Merhaba sevgili okurum. Seni çok özledim gerçekten. Görüşmeyeli çok fazla zaman oldu. Nasılsın? Hayatın nasıl gidiyor? Biz konuşmayalı neler oldu, neler değişti? Bunları gerçekten çok merak ediyorum. Bana mail at ve bunları anlat lütfen.

Geçelim bugünkü sohbetimize. Bu sefer konuyu biliyorum ama yine, sana ne anlatacağımı bilmiyorum. Hazırsan başlıyorum.

Hayat nedir sevgili okurum? Yaşamak nedir sence? Sadece nefes alıp vermek ve zorunlu aktiviteleri yapmak yeter mi yaşamaya? Yoksa hissetmek, aktif hareket etmek, istekli ve umutlu olmak mıdır yaşamak?

Bana göre, sadece nefes alıp vermek, zorunlu aktiviteleri yapmak yetmez yaşamaya. Bu sadece yaşıyorum diyebilmek için hayatta kalmaktır.

Yaşam dediğin, evet, nefes alıp vermektir ama aynı zamanda o nefesin yaşam enerjisini hissetmektir. Hem gülmektir yaşamak hem de ağlamak. Yeri geldiğinde çocuk, yeri geldiğinde yetişkin olabilmektir. Tüm duyguları layıkıyla sonuna kadar hissetmektir. Çekinmeden gülüp saklanmadan ağlayabilmektir. Hem sevmek hem sevilmek, bir kedinin yatışında, bir kelebeğin uçuşunda ya da bir çiçeğin açışında bulmaktır mutluluğu ve huzuru.

Yaşamak güzel şeydir aslında be sevgili okur ama layıkıyla yaşamak.

Yeri geldiğinde umudu, yeri geldiğinde umutsuzluğu kabullenmeli insan saygıyla. Mutluluğa da mutsuzluğa da göğüs gerip onları içine sindirmeli ve devam etmeli hayata.

Hayat dediğimiz şey ise yaşamaktan geçer. Duygulardan, anılardan, yapılanlardan, yapılmayanlardan, keşkelerden, iyikilerden geçer. Yaşantılar yaşamı, yaşam ise hayatı oluşturur.

Eğer sen ruh gibi dolaşırsan sevgili okur, ne bir yaşamın ne de yaşanmış bir hayatın olur. Sadece adı yaşam ve hayat olur, gerçeği değil.

Yapma sevgili dostum. Sen, sen ol ve yapma. Ruh gibi dolaşma artık. İyisiyle kötüsüyle anılar biriktirmekten korkma. Hissetmekten; duygularını, en iyi ya da en kötü haliyle yaşamaktan korkma. Pişman olmaktan, hata yapmaktan korkma. Seni korumaya çalışan söylemlerin bir kısmı hariç, hiçbir söyleme kulak asma. Sakın ola sakın ki ‘Elalem ne der?’ diye çekinme. Bu hayatı sen yaşıyor, bu anıları sen biriktiriyorsun, elalem değil. Bırak elalemi isterse elli alem konuşsun, sen yine de sen olmaktan korkma.

Bu hayat senin sevgili dostum. Onu yaşamaktan korkma.

Bu hayat senin, bu duygular senin, bu anılar senin ve hatta bu travmalar bile senin. Kucak aç onlara ve sahiplen onları. Kabullen artık. Kaçma onlardan.

Hata yapmaktan kaçma, düşünmekten korkma, hakkını aramaktan çekinme ve konuşmak istediğinde sakın susma.

Kendine acı çektirme sevgili okurum, ruhuna acı çektirme. Yaşamın çok değerli, hayatın çok değerli. Ruhun ve düşünceleri ise çok, çok, çok daha değerli. Kimseyi önüne koyma bunların. Kimse bunlardan değerli değil.

Daha yazabileceğim çok şey var sevgili dostum ama seni sıkmak, kendimi tekrar etmek ya da yormak istemiyorum çünkü sana birkaç sohbet daha hazırlamayı düşünüyorum.

Sözlerimi son olarak Oğuz Atay’ın bir paragrafı ile noktalayacağım. Seni seviyorum sevgili okurum. Kendine çok dikkat et ve iyi bak. Sen çok değerlisin. Bana mail atmayı unutma! Güzel paragrafla baş başa bırakıyorum seni.

“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün bir duvara resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte, sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”

2 Aralık 2022 Cuma - 00.06

Mail

Bölüm sonu

1 yorum